Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 06.02.2023 23:51

ALIŞAMADIK...

Facebook Twitter Linked-in

KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

ALIŞAMADIK...

Şair Turgut Uyar diyor ki:

“Şaştım senin hançerin bu kadar mıydı

varmadı yüreğime.

için suçlu bir deniz gibi

dokunma yüreğime.”

Her gün insan yüreğine dokunan onlarca olayla karşı karşıyayız. İnsanız, etkileniyoruz. Aynı sokakta, caddede yaşıyoruz. Kentler ortak evimiz. Kuralı olmalı kentsel yaşamın.

 Kitaplar okunmayı beklerken bir köşede, en pahalı telefonlar elimizde. Ama telefonla konuşmanın da bir kuralı var. Öyle olaylara tanık oluyoruz ki, tebessümleri eriten.

Bugün dolmuşta giysilerinin her parçası bir marka, gözünde İtalyan patentli bir gözlük, elinde en pahalı telefon olan bir genç dolmuşta üç koltuk önümde oturuyor. Aman Allah'ım öyle sesli konuşuyor ki, dolmuştakiler pür dikkat. Herkes o incecik sestedir. Gördüm ve duydum, düşündüm, içim ağladı bir de su taşıyan bulutlardı ağlayan.

Eve geldim yazıp yazmamakta tereddüt ettim. Ama bir borç bildim telefonla konuşma kurallarını ve gece vakti başladım yazmaya. Belki birkaç dost insanın dokunur yüreğine.

Telefonla konuşmanın bir kuralı vardır.

Birinci kural telefon sizleri esir almasın. Bir dostunuzla sohbettesiniz. Telefonunuz çaldı. Karşı tarafa müsait olmadığınızı ve daha sonra arayacağınız söyleyip kapatın. Sohbet ettiğiniz ve birlikte oturduğunuz insanı önemseyin ve ona öncelik tanıyın.

Çok önemli bir kişi aramışsa, sohbet ettiğiniz kişiden müsaade alın ve uzaklaşarak konuşmanızı kısa olarak yapın ve sohbetinize kaldığınız yerden devam edin.

Telefon çaldığında karşınızdaki kişi önce kendisini tanıtmalı. En çok yapılan hata telefonu açan kişinin “Kimsin, orası neresi, kiminle görüşüyorum.” gibi sorular sormasıdır. Bunlar kaba davranışlardır. Telefonu açan “günaydın, merhaba veya selamlar” der ve sonra kendini tanıtır: kiminle görüşmek istediğini söyler. Yanlış aramışsa bizler de kızmadan “yanlış numara” diyerek telefonu sessizce kapatırız.

Telefonu kim açmışsa önce o kapatır. Telefon sapıkları vardır. Anladığımızda telefonu kapatmalıyız. Hele de kendini savcı polis veya hâkim olarak tanıtıyorlarsa hiç uzatmadan kapatmalıyız. Bu şekilde dolandırılanlar çok olmuştur.

Telefonla konuşulurken kesilme olmuşsa ilk arayan tekrar aramalıdır.

Telefonla konuşurken sakız çiğnemek, yemek yemek, hapşırmak, öksürmek, burun çekmek asla doğru değildir.

Toplum içinde; bankada, dolmuşta, otobüste, sinemada, tiyatroda telefonla konuşmak ayıptır. Böyle kalabalık yerlerde telefonu çıkararak aramak görgüsüzlüktür.

İbadet yerlerinde, törenlerde telefonumuzu titreşim modunda tutmak en doğru harekettir.

Yemek yerken telefonunuzu masanın üzerine koymayın, titreşim modunda cebinizde kalsın. Yemekte telefonunuz çalmışsa alçak sesle ve kısa konuşun. Uzun sürecekse yemek salonunun dışına çıkın. Ağzınızda yemek varken konuşmayın. Yemek yerken de kimseyi aramayın.

Telefonunuzu göstermek için ikide bir çıkarıp bir şeylere bakmayın. Araçlarda telefonla konuşmayın. Hele de araç kullanıyorsanız telefonla konuşup bir kazaya meydan vermeyin. En çok da otobüs ve dolmuş sürücüleri bunları yapıyor. İkaz edilince de cevap veriyor. Halbuki dolmuşta olan insanların canı söz konusu. Aynı şekilde dolmuş içinde yüksek sesle konuşmak sürücünün dikkatini dağıtır.

Uygar toplumlar birlikte yaşamanın kurallarını ortaya koyarak bu kurallara uyarlar. Uygarlığın bir adı da görgülü olmak ve kurallar çerçevesinde anlayışlı, dürüst, samimi yaşamaktır. En çok sevilen insansa kurallara uyan insandır.

Düşünmek ve anlayışlı olmak, insana saygı duymak, sevgi içinde yaşam kültürü oluşturmak güzel bir dünyanın gerçek sıfatlarıdır.

Turgut Uyar’la başladık onunla bitirelim:

“Ben bir gün giderim ki neyim kalır.

eksik bıraktığım her şeyim kalır.”

Ellerim üşürken sendelerken adımlarım, toplumda çirkinlikler görmek istemiyorum.

Dışarısı soğuk, bakın yine bir gece vakti yine ayaza çekti düşüncelerim. Ömür dediğin nedir ki geçiyor işte. Uygarlık dediğin bile geçiyor; yazık, ahlar ve vahlar içinde. Duyarlıysan bu kentlerde “yaralı bir serçe” gibisin demektir. Hele de hâlâ insanlar tükürüyorsa yere ve atıyorlarsa sigara diplerini köşelere.

Çevre, kentler duygusuzdur sanma. Görgüsüzlük ve kuralsızlıktır ölümü.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —