KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
UNUTTUK...
Şubat ayının Trabzon için önemi var. Şubat ayında Trabzon'un birçok ilçesinin mahalli kurtuluş günleri.14 Şubat Vakfıkebir,15 Şubat Maçka, 17 Şubat Tonya ve Akçaabat, 24 Şubat Trabzon, 27 Şubat Çaykara, 28 Şubat Of'un düşman işgalinden kurtuluş günleridir. Bu günlerde kutlamalar yapılır. Hatta Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından Uluslararası Trabzon Yarı Maratonu düzenler.
Ama tüm düzenlemeler unuttuklarımızı hatırlatmaya yönelik değildir. Karadeniz'in Rus işgali zamanında yaşamış olduğu acıyı anlatmaz. Hatta bu acı hikâyeyi çoğu insan da bilmez. Geçen gün ilçemize gelen tarihi dizilerde de yer almış Karadenizli bir sanatçıya, “Neden muhacirliği konu yapan bir tiyatro eseri yazmıyor ve sahneye koymuyorsunuz ya da belgesel, film yapmıyorsunuz?” dediğimde aldığım cevap beni hayrete düşürdü. “Hangi muhacirleri, Batum muhacirlerini mi?” dedi. Anlattım kısaca. “Çok hazin bir hikâye, ilgimi çekti.” dedi. Halbuki o sanatçının doğup büyüdüğü Ordu da muhacir çıkanlara ev sahipliği yapmış ve Trabzon Valiliği işgal sırasında Ordu'ya taşınmıştı. Demek ki Karadeniz türküsü gibi ya biz anlatamadık ya sen anlamadın.
Bu sebeple bir ki hafta neleri unuttuklarımızdan kısa kısa bahsedeceğim.
En acısı ile başlayayım. İmaret Camii'ni bilir misiniz? Etrafında medrese hücreleri vardı. Buralarda Kelkit'ten, Şiran'dan gelen insanlar ikamet ederdi. Bu caminin halıları ve değerli eşyaları Ermeniler tarafından çalınmıştı. Gülbahar Hatun Türbesi soyulmuştu. Hamdi Paşa'nın mermer türbesi vardı. Damı kurşunla kaplanmıştı. Bu damdan sızan kan izleri uzun yıllar orada kalmıştı. İşgal yıllarında Ermeniler yakaladıkları küçük bir çocuğu türbenin üzerine çıkararak “kurban ediyoruz” diye kesmişler. Küçük çocuğun feryadına kimse kulak vermemiş, hatta orada bulunan bazı Ermeniler de bu olaya alkış tutmuşlardı. Bu olayı unuttuk.
Mezarlıklardan sökülen mermerleri gemilerle Rusya'ya taşıyan insanları unuttuk. Vakfıkebir'den Trabzon'a kadar olan sahil kasaba ve köylerinin yakılıp yıkıldığını unuttuk. Yoros'da bulunan fenerin o yıllar çalındığını unuttuk. Mersin Köyü’nün yerle bir edildiğini unuttuk. Akçakale yanmış yıkılmış. Unuttuk. Sargana’da Ruslara karşı yıllar önce destan yazdık. Gazi Akçaabat olması gerekirdi. Gaziantep oldu, bizi unuttuklarını da unuttuk. Hâlâ burada bir anıtımız yok. Bu alan yine talan kültürüne yenilmiş. Şehit mezarlar üzerine koca koca beton binalar dikilmiş. Eskiden mezara, ölüye saygı vardı, unuttuk.
Akçaabat'ta Ruslar bir mendirek yapmışlardı. Giderken de bu mendireği top atışlarıyla yıkmışlardı. Daha sonra da Akçaabat'ta kendilerini söz sahibi görenler bu mendireği tamamen yıkmış ve hurdacılara satmışlardı. Unuttuk.
Akçaabat içinde iki adet reji binası vardı. Tütün ile doluydu. Bu tütünler alınıp Rusya'ya götürülmüştü. Öz malımız çalınmıştı. Unuttuk.
Dürbinar, Ortamahalle ve Nefsipulathane Mahallelerindeki Türklerin evleri yakılıp yıkılmış, Rumların evlerine dokunulmamıştı. Unuttuk.
Trabzon'da mağazaların, antreponun o yıllar soyulduğunu unuttuk.
Şems Oteli, Cihan Oteli neredeydi, unuttuk. “Gavur Meydanı”, “Meydan-i Şarkî”, “Hürriyet Meydanı” denilirdi şimdiki meydan parkına. Bu isimleri de unuttuk. Tabakhane neden denildi, Hüsamoğlu yokuşu neresi? Unuttuk. Hoşoğlan Türbesi'ni, Kulaklı Çeşme’yi de unuttuk.
İşgal yıllarında Trabzon'u büyük fareler basmıştı. Bir fare öldürene 25 kuruş verilirdi. Amaç veba hastalığını önlemekti. Bu hazin günleri unuttuk.
Muhacirliğe zengin ailelerin kayık ve motorlarla, yoksullar yayan olarak karadan ve dağlardan geçerek gittiğini, yolda Rum, Ermeni ve soysuz yerli çetelere yakalanarak soyulduklarını, derelere düşerek öldüklerini unuttuk.
Muhacir çıkanlara karne ile verilen ekmeklerin bazı yerlerde verilmediğini ve karaborsa satıldığını unuttuk.
Bazı iaşe memurlarını görevi kötüye kullanarak yalnız kadınlara kötü muamele yaptığını unuttuk.
Bazı ailelerin gidip de dönmediğini, bazı çocukların gittikleri yerlerde kaldığını, Giresun'da, Ordu'da, Samsun'da birçok muhacir mezarlığı olduğunu unuttuk.
Perşembe'nin Bekirli Köyü’nde hâlâ Trabzon Muhacirler Mezarlığı’nın bakımsız olduğunu, Ordu'da muhacirlerin mezarlıklarının kaldırılarak yerlerine bina dikildiğini, park yapıldığını unuttuk.
Şubat ayına giriyoruz. Çok kutlamalar gördüm. Çok bayramlarda bulundum. Şimdi döndüm de baktım şöyle geriye. Beklerdim gerçekler ortaya konacak diye. Olmadı, yapamadık ve yaptırmadılar. Bal umduk, zakkum yuttuk.
Razı değil gönlüm içi boş böyle mahalli kurtuluş günlerine. Bunlar benim karlı dağlarda üşüyen düşüncelerim. Zaman zaman gelir aklıma yapmak istediklerim ama yapamadıklarım. Olsun yeter ki bu duygular bende kalsın. Demler demler çay niyetine içerim. Yine o eski yaşanmışlıklar gözlerimde puslandı. O yollar, o sular, geçit vermeyen ırmaklar, coşan dere neden susuyor ve neden çeşmeler susuz? Kırpmadan gözlerimi çekilmişim köşeye hala o içi boş bayramları izlerim. Bugün kurtuluş günlerinin içi boş. Yapılmak istenilen ne adına bilemem.
Geçmiş hazin günlere sözü vardı gözlerimin. Muhacirliği giderken de dönerken de yaşanmış acı hikayeleri çoktan unuttuk. Baksana billboardlara; o acı hikayeler yok. Varsa yoksa maraton. Koş babam koş. Devlet Tiyatrosu’nda yıllanmış oyunlar. Küçükler için “Kaç Tilki Kaç”, büyükler için “Medyum” sahneleniyor. Hani bizim hikayeler, yeni oyunlar? Muhacirlik işlenemez mi sahnede?
Yerel tarihi açıkça unuttuk. İyi ki Akçaabatlılar Vakfı var. Öyle böyle bir belgesel yaptırdı bu konuda. İnşallah bu Şubat’ta gösterime girer.
Her kurtuluş günlerinde benim de düşlerim ağlar. O günlere bir film yapmayı mı unuttuk?
Şairin dediği gibi tükenmiyor, bilmediğim yerlerdeki sancı. Kulak veriyorum Turgut Uyar’a: “Bir tarihte bir dağ yamacında/on iki bin sekiz yüz elli üç kişi öldü/ölenlerin bir kısmı, tüfeksiz, onların bir kısmı/ tüfek müfek bir yana donsuz gömleksizdi/sayı bilmezlerdi toptandılar/yürekleri uzun bir süre atmadı/ çoğu da insan olduğundan yüreksizdi.”
İsimsiz geldiler, isimsiz gittiler. Kaç Tilki Kaç çocuklar için oyun. Büyükleri de unutmadık, şov niyetine selfi çekmeye Yarı Maraton var.
Duygularda üşürmüş eller de. Şehitler, unuttuklarımız üşür mü? Unuttuk... Bir anıtı çok görmeyelim hiç değilse Trabzon'da.
Hepinize ili ve ilçelerinize göre güzel kutlanan bayram günleri dilerim.