Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 11.02.2020 12:15

BEYAZIN DA SÖYLEYECEKLERİ VAR

Facebook Twitter Linked-in

 

BEYAZIN DA SÖYLEYECEKLERİ VAR

Benim adım kar...

Ey insanoğlu geldim, yakında gideceğim. Gördüklerimi söylemeden gitmek istemiyorum Bir kere şunu peşinen söylemek isterim. Beni çok özlediğinizi söylüyordunuz. Yalancısınız. Beni özleyen ve seven gençler, bir de en çok seven çocuklar.

Ben gelmeden önce gideceğim yerler için beyaz düşler kurmuştum. Mesela şöyle hayallerim vardı. Her kış benim mekânım dağlardı. Arada sırada uğrardım şehirlere. Hep hayalimdi iki veya üç katlı evler. Renk renk boyalı. Uzaktan bakınca gök kuşağı misali. Bahçelerde çiçekler beyaz kelebeklere gülümseyecekler. Bahçenin ortasında kamelyalar. Sokaklarda neşe. Kahkahalar. Yol kenarında ağaçlar, renk renk bitkiler ve çiçekler. Kurallara uyan sürücüler, arabaların içinde gülen yüzler. Kornasız geçen bir zaman. Sakin şehirde sakin sakin yürüyen mutlu insanlar. Kocaman parklar. Deniz kenarında martılar, ılık bir rüzgâr. Mis gibi bir çevre. Başınızın üzerinde şarkı söyleyen kuşlar. Tertemiz kokular. Gezinti yolları. Uçsuz bucaksız bir sahil. Dalgalarla konuşan kara kumlar. Kıvrıla kıvrıla sahile doğru nazlı nazlı gelen beyaz gülücük dağıtan dalgalar.

Beni özleyenlerden böyle bir şehir bekliyor, huzur ve sakinlik içinde iki üç gün geçirmek istiyordum. Biraz da şehirlerde dinlenmek, denizin sesini duyarak gevşemek istiyordum. Beyaz gözlerimi yumarak seyretmek istiyordum siz insanların benim hakkımda düşüncelerinizi. Şehrinizde huzur bulmak ve sizlere de ruh vermek istiyordum.

Ama bakıyorum benim hayalimdeki şehir değil sizin şehriniz. Benim beyaz duygularım değişmemiş siz çok değişmişsiniz. Daha çok da doğaya ve bana bakış açınızı değiştirmişsiniz.

Sizi değiştiren ne diye düşünüyorum. Uzaktan , dağlardan bir uğultu geliyor kulağıma."Para..Para.."diyor. Demek ki Köroğlu'nun deyimi gibi: “Silah icat oldu, mertlik bozuldu.” Şimdi sizde diyorsunuz ki: “para icat oldu insan bozuldu.” Öyle mi?

O zaman ben karın meskeni yine dağlardır, dağlar.

Ama şu saf, temiz çocuklarınız var ya onun için uğrarım şehirlere ara sıra. Ama galiba çocuklara da beni tanıyacak, kar topu oynayacak, kardan adam yapacakları alanlar bırakmadınız. Çocukların oyun sahaları, oyunlarını ve duygularını çaldınız.

Ben konuşuyorum ya bakıyorum  “yüzü kızarmadan” kızanlarınız var serzenişlerime. O zaman empati yapın; suçlu varsa ve bensem, razıyım çekmeye.

Benim adım kar. Kızmam, darılmam. Benim yüzüm beyaz. Gönlüm sıcak, bedenim soğuk. Zamanınız varsa siz insanlar bir iki dakika daha dinleyin beni. Beyaz düşüncelerim var. Hatta misafir sayılırım kapınızda. Misafirlik önemlidir geleneğimizde. Hoş karşılanır, hoş uğurlanır. Üç günü geçmezse. Ben de üç günlük misafirinizim zaten.

Bak insanoğlu; ben karım; zaman gelir güneş kovar beni kapınızdan. Ama bakıyorum birçoğunuzun gözü kör. Bazılarınızın aklı tutulmuş. Çoğunuz limona benziyorsunuz. Kimin eline geçseniz onun çorbasına tat veriyorsunuz. Ama sonunda yeriniz çöp. Çöplük.. Kirlilik. Ben geliyorum örtüyorum üzerinizi, gözyaşınız görünmesin diye. Ama ne görüyor ne de biliyorsunuz. Sanki büyük bir şey yaptınız. Para icat ettiniz. Birbirine düştünüz. Savaştınız, öldünüz, öldürdünüz, kirlettiniz. Beni en çok seven çocukların organlarını bile çalarak sattınız. Babalarını öldürdünüz, annelerini bıçakla kestiniz. Güveni sarstınız, uyuşturucu sattınız. Yastığınızın altı para, bankalar para. Şarkılarınız para..Beyaz sevdaları üç beş kuruşa sattınız, zengin eş aradınız durdunuz.Asıl mutluluk nedir unuttunuz. Duanız para için, hayalleriniz para uğruna. Hatta para için aldınız pis kürekleri elinize benim gibi temiz ve beyaz duyguları olan karı iş yerinizin önünden kovdunuz. Para uğruna.

Ben kar olarak çok daha kötü şeyler gördüm ama dilim varmıyor söylemeye.

Benim en çok üzüldüğüm benim Anadolu toprağıma yaptıklarınız. Bu toprakların bereketi için korkmadan parça parça düşerdim üzerine bir zamanlar. O kutsal toprak, dost, yumuşak karşılardı beni. Ama şu an düştüğüm yer beton. Bembeyaz beynim içinden fışkırıyor kan. Belki de bundandır bu acılarım.

Siz, ey insan bu kısa ömrünüzde birbirinizin kuyusunu kazar, arkadan üç kuruşluk çıkar için bir birinize kazık atar veya çalarsınız. Renklerden beyaz diye bir renk var. Melek kanadı kadar temiz. Beyaz nedir düşünmezsiniz. Bunu anlatmak için dört yıl sonra geldim kapınıza. Yalancı sevdalara kanarak. Siz beni anlamadınız. Beni anlayana sadece çocuklar. Anladım o kadar karanlık içinde yaşadınız ki unuttunuz beyazda olan sade güzelliği, saflığı, ruhu...

Benim adım kar. Geldim gidiyorum. Bir şehir içinde ne güzel renkleri gördüm, ne dostları, ne sevgiliyi. Ne müziği duydum, ne sevgiyi tattım. Alkışı, takdiri beklemezdim. En çok para düşkünü insanların boklu kürekle kovalamak istemeleri zoruma gitti. Ruhumu incitti. Çocuklar olmasa yemi eder bir daha çalmazdım kapınızı. Kuraklık, su su diye inleseniz bile. Ben ki Anadolu'nun sevdalısı, dağların sonsuz başının beyaz meleği kar. Bunu bana düşündürdünüz ya. Helal olsun sizlere.

Olsun, benim yine de çocuklara, gençlere, annelere selamım var. Geldim gidiyorum. Beni sevenleri bundan sonra beklerim tepelere. İsterdim herkes beyaz duygularımı, iki üç günde sindire sindire duysunlar diye. Ama galiba para yine beni yendi. Para para dediniz. Hiç adımı kar diye söylemediniz. Burada teşekkürüm var Nilüfer'e, rahmet olsun Kayahan'ın ruhuna. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım” diye söylediler.. Benim için felaket tellallığı yaptınız. Bana saygınız yok bari olsun birbirinize. Ben aslında sizin yarınlarınıza yar olmak ve çocukları sevindirmek için geldim. Ben şehitlerimin üzerini beyaz örtümle örterken dalgalanan şanlı Al Bayrağa saygı duyarak dalgalanmasını seyretmek için geldim.. Sizler hala sokaklarda yırtık kirli bayrakları günlerce asmış duruyorsunuz. Sonra da bayrak sevgisi diyorsunuz. Bir de televizyonda beni "felaket" olarak empoze ediyorsunuz. Siz cahil kaldınız. Ben kar olarak biliyorum ki "deprem" insan öldürmez. Öldüren sizin yaptığınız binalardır. Sel evleri almaz. Olmadık yerlere ev yapmazsanız ki siz yaptınız. Karda yüksek sesle konuşulmaz, gürültü yapılmaz, dik yamaçların eteklerinden yol açılmaz. Ama siz açtınız. Çiğ geldi diye bana kızdınız

Sevinin artık. Eriyorum. Gidiyorum. Akan gözyaşım çocuklardan ayrılmam ve insanlardaki bu hırsa bürünmelerine üzülmem diyedir. Şimdi gözyaşlarımı bile felaket diye sunarsınız. Ey insan sen akıl nedir, sevgi nedir bilmez misin?

Beyaz umuda bir yolculuktur. Yolunuz hep beyaz olsun ey insanoğlu.

Benim adım kar. Şehirler, şehirliler beni aldattı."özledik" diye. Özleyen çocuklarmış meğer. Biz çok kazık yedik. Çok tango, salsa, vals, halay, horon yaptık beyaz beyaz düşerken.

Yine de siz enginlere ben yüksek dağlara beyaz yelken açma zamanı. Şehirden ayrılmak üzmüyor beni, çocuklardan ayrı kalmak üzüyor. Onları da yazın yaylalara bekleriz. Ama çocukları.Siz büyükler oraları da kirlettiniz, yeşil çimenleri betonlara çevirdiniz.

Beyaz sevgi, beyaz saygı ile kal. Benim adım kar. Çocukların aşkı...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —