Abbas YOLCU

Tarih: 11.06.2019 16:30

MEZAR TAŞLARINI OKUMAK

Facebook Twitter Linked-in

MEZAR TAŞLARINI OKUMAK

Abuzittin...

Bu fânî dünyada herkes yazmaz, herkes okumaz. Bazıları yazar, bazıları okur. ‘Azgın eşekler ülkesinde’ ise bazıları, yığınların egemenler eliyle mâzîlerinden koparıldıklarıdan bahseder. Dolayısıyla mâzîlerinden koparılanların ataları tarafından yazılanları okuyamadıklarından şikâyet ederler. İnsanların ‘bir gecede câhilleştirildiğini’anlatırlar birbirlerine ve hayıflanırlar.

Ama bir gecede imha edilen yazı çeşidini, o devirde kaç kişinin okuyabilip, yazabildiğini hesaba katmazlar. 

Sen de onlarla birlikte içinde yaşadığın topluluğu sekulerleştirenlere, atalarının yazı tipini berhavâ edenlere sitem ediyorsun, itiraz ediyorsun.

Abuzittin...

Hadi yığınlar anlamadan, dinlemeden veryansın ediyor.

Meselâ onların hiç birisi ‘hadi gel köyümüze geri dönek, dedemizin mezar taşlarını okuyak, okuyamayanlar için mektepler medreseler açak’ demiyorlar.

Onların aşağıladıkları sekulerlerin bir gecede ‘cahal’ bıraktığı yığınlara yirmi senede atalarının yazısından iki harf öğretemediklerini görüyorsun değil mi?

O halde,

İçinde yaşamakta olduğun topluluktaki yandaşlarından sana ve çevrelerine bir hayrın dokunmadığını ve bundan sonra da dokunmayacağını anlayamamışsan, hayâllerini yazıya dökmeye devam edebilir, böylece üzerine düştüğünü var saydığın vücubiyeti ifâ eylemiş olursun.

Özetle okumayı öğretsen de okutmayı beceremezsin. Ve okutamadığın(ız) kuşaktan şikâyetçisin.

Şimdi,

Uyardığını söyleyip buyuruyorsun ki:

‘... İslâm’la ilişkisi sıfırlanan bir kuşak geliyor... Sıfır!’

   ‘Sadece tüketim çılgınlığı peşinde koşturan; kariyerizme, paraya tapan, egoizmin pençesinde kıvranan; medya, sanal dünya, film, futbol gibi neredeyse hayatın bütün alanlarını şekillendiren bütün mecralarda, hız, haz ve ayartı peşinde koşturan duyarlıklarını yitirmiş, dünyanın sorunlarına yabancılaşmış, düşünme melekeleri dumura uğramış, sorumluluk bilinci sıfırlanmış, bu ülkeye, bu ülkenin bin yıllık medeniyet birikimine aidiyet ve mensubiyet biçimleri yerle bir olmuş, bir an önce kapağı Avrupa’ya, Amerika’ya atmak için kurulmuş, kurgulanmış, beyni yıkanmış bir yok oluş kuşağı bu…’

Konu anlaşılmış olup, ancak kimi uyardığın pek anlaşılamamıştır, Abuzittin...

Kimi uyarıyorsun?

Bu kuşak kimin eseri?

Hem sonra ne olmalıydı ki?

Aynı sofrada nimetlendiğiniz yol arkadaşlarınız, yandaşlarınız, kader birliği yaparak içinde yaşadığınız topluluğu‘çağdaş uygarlık düzeyine eriştirme’ereği iddiasında bulunanlara inat, Doğu Karadeniz’deki ifâdesiyle ‘atil tüzen’i ikame eyleyeceğiniz ‘deaava adamlarınız’senelerden beri hangi yaralı parmağa işediler?

Etme Abuzittin, eyleme Abuzittin.

‘Yeme bizi’ Abuzittin.

Knut Hamsun’un hikâyesini anlattığı ‘câhil göçmen İsak’la karısı câhil İnger’in çorak ve haşin topraklara düşen alın terlerinin ’senin marabalığını yaptığın ağalarında bir karşılığı bulunmuyor. Onun için vebâl taşıyanları ‘uzaklarda arama!’Onlar senin hemen yanında ve yakınında veya sen onların hemen yanında ve yakınında bulunuyorsun.

Ağalarının mal bulmuş mağribî gibi argo tabiriyle ‘Dünya Nimetleri’ne nasıl yumulduklarını ibretle seyredersen. İslâmla ilişkisi sıfırlanan kuşağa hangi kucaklarda mama verildiğini daha iyi görebileceksin, Abuzittin.

Okumaya ve yazma konusuna gelince:

Ağalarının senin yazdıklarını okumaya ve senin feryatlarını dinleyip ahlanmaya ve vahlanmaya zamanları yok.

Yani merhamete zamanları yok.

Ancak, doğduğun topraklar üzerindeki deyişle ‘nidek baba, ekmek parası’diyorsan,’dünya nimeti için zaaf haline düşmüşsen ve elindeki şükür ipini kullanmayı beceremiyorsan’, kısaca söylemek gerekirse ekmeğini yediğin ağalarının iradlarının haram olup olmadığını sorgulamak cesâretin yoksa okumaların yazmaların hamaset nutuklarından öte bir anlam ifâde etmeyecektir.

Ama olsun, Abuzittin.

Arz üzerinde o kadar çok boş konuşan ve yazan var ki.

Bu mektubu sana yazan gibi.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —