Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 11.06.2019 16:30

DÜNYA NEREYE GİDİYOR?

Facebook Twitter Linked-in

DÜNYA NEREYE GİDİYOR?

Neden bayramlarda yüzlerde tebessüm. Bayram geçer dil başlar söylemeye. Kelimeler ya beyaz veya kara. Uğruna can vereceklerimiz var. Can istenmez ama azıcık derman istenirse çoğu insan kaçar. O zaman dilden çıkan kelimelerin birçoğu masal. Minarelere bakarsın uzun, narin ve ince. Bu estetiği kim bilir üreten nasıl bir düşünce? Buralardan yayılır mavi semalara hoş seda. Duyan anlayan, uygulayan kaç temiz düşünce? Aynı şehirler, aynı denizler, aynı dağlar, aynı ovalar. Hiçbir mevsim özelliğini yitirmez, aynı renkleriyle merhaba der bize. Ama değişen bir şey var. Adına deniliyor "insan". İnsan ile birlikte değişime uğrayan aile.

İnsanlık bir bütündür. Bu gün insanlığın birçok meselesi var. İnsanlığın meselelerini çözecek olan yine insan. Ama bakıyorsun çoğu insan ikiyüzlü. İnsanlığın meselesini çözmüyor, diğer insanlar üzerine yükleyerek çözmeye çalışıyor. Yeni bir mesele ortaya çıkarıyor. En yakın örnek kan gölüne döndürülen Orta Doğu ve Asya. Hâlbuki insan huzur arıyor. İnsanlar huzuru da genelde önemli günlerde, bayramlarda bulduğundan bir iki gün tebessüm edebiliyor. Çünkü bu günlerde sevgi paylaşılıyor. Diğer zamanlarda sahnede iki şey. Zalim ve zulüm... Zalim ile zulmün karşı karşıya olduğu dünyada iki tarafta da huzur olmuyor. Bu özellik kişiler arasında olduğu kadar toplumlar arasında da geçerlidir. Hiçbir zaman zalim ile zulüm kucaklaşmaz. Bu aşamada karşımıza çıkan değerler oluyor. Ne kadar değişse de bayramlar o güzel değerlerinden bazılarını koruyor. Bu nedenle bayramlarda veya önemli günlerde ya bir toplum veya küçük bir gurup huzur buluyor.

Güzel değerlerden, ahlaktan uzak olan dünya siyaseti bencildir, çıkarcıdır. Bu ihtiraslar çarpışınca Dünya'da kan durmuyor. Savaş baltaları topraktan çıkarılıyor ve savaş tamtamları çalmaya başlıyor. Son günlerde böyle bir oyun oynanmaktadır Dünya'da. Hâlbuki dünyada bir dilim ekmeğe muhtaç milyonlarca insan var. Sömürülen ülkeler ve coğrafyalar var. Dün Amerika'da toprakları ellerinden alınan Kızılderililer, bugün sıcak ve kara Afrika. Sömürüden belini doğrultamayan ülkeler ve bu ülke insanları haksız savaşlar içinde yok olup gidiyor. Örnekler çok dünyada. Bir de zalimlerin milletlerin başına bela ettikleri terör var. Teröre kurban gidenler var. İnsanlığın bu kötü gidişine dur diyecek ne politikacılar ne de bilim adamları henüz sahnede değiller. Dünya üzerinde sanki tek medeniyet "batı". Sadece söylenen medeniyetin sürekli ilerlediği. Sömürmek, ezmek, haksızca işgal etmek, kan dökmek varken. Buna ilerleme mi denir?

Dünya gücünü elinde tutan devletler ve siyasal güçler ikiyüzlü hareket ediyor. Bu devletler kendilerini dünyanın mirasçıları olarak görüyor ve öldürdükçe, ezdikçe eziyor. Kendi çıkarlarına yönelik hareket etsin diye de "insan hakları"ndan söz ediyorlar. Hatta hiçbir zaman birleştirmeyen "Birleşmiş Milletleri" kuruyorlar. Haksızlıklarına kılıf bulmak için.

Dünyanın bu olumsuz tavrı karşısında bizler onların kültürel değerlerini aşacak kendi kültürel eserlerimizi ortaya çıkarmalıyız. Bunun için aile, bayramlar ve Mevlana'nın insan sevgisini örnek alıp düşünsel uyanışı gerçekleştirmeliyiz. Bilime de çok önem vermeliyiz. Bilimselliği sosyal bir kurum haline getirmeliyiz. Bugün insanlığın içine düştüğü ruhsal çöküntü, sosyal dengesizlikten kurtulmanın yolu yüksek bir düşünce, bilimsellik ve bilimin problem çözme özelliğini kullanmak, ahlaklı davranıştır. Bu iki düşüncenin birleşmesidir.

Bayram günleri bu işin çok güzel örnekleridir. Biz Türkiye olarak bunu başarmak ve Dünyayı sefaletten, zulümden kurtarmak zorundayız. Yoksa modern görünümlü bir ilkel hayat çizgisinde meçhule doğru yürüyüp gideriz. Ya sevgisizliğe razı olup, hayatta hiçbir yanlışlığa, hataya direnmeden, kaderimize razı olup ölüp gideceğiz Şöyle bir çevrenize bakın. Çok şeyler bozuluyor. Aile toplumun temel direği o da yavaş yavaş bozulma sürecinde. Şimdilik ayakta duruyorsa o da kadının eseri. Kadın her şeyden önce ve her şeye rağmen sevgi ve yuva diyor. Bizim de ananevi bir düşüncemiz var "kadın terk etmez". Sevgi sonsuzluktur bilen için. Sevgi yalnız da yaşanmaz. Sevgiyi çoğaltmak, paylaşmak ve Dünya'ya yaymak gerekir. Bu günlerde dünya sevgisiz. Dünyanın canı acıyor bu günlerde. Çözüm yeni bir kültür ve medeniyet anlayışı. Bilim ve ahlak iç içe olan bir Türk Medeniyeti. Yoksa şu soruyu daha çok sorarız: Dünya nereye gidiyor?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —