Abbas YOLCU

Tarih: 16.01.2019 14:56

TURŞU VE SURAT

Facebook Twitter Linked-in

KIRK AMBAR

Abbas Yolcu

ayenihaber@hotmail.com

 

TURŞU VE SURAT

Şair, mütefekkir, muharrir ve hattâ müellifin ifadesi uyarınca ‘ham yobaz, kaba softa’ bile değil. Sadece yoz. Veya yozlaştırma işlemine tâbi tutulmuş bir orta doğulu.

Yandaşlarıyla birlikte gazete adını verdikleri gazetemsi varak parçalarında kendilerince gönül eğlendirip, günlerini gün ediyor.

Suratı turşu satan bir turşu suratlı. Ve suratında genel söylemi ile meymenet yok, Doğu Karadeniz’de yaygın ağızla ‘sufatında Allahın robbi yesir’i bulunmuyor.

İçinde yaşadığı az gelişmiş yahut gelişimini asla tamamlayamayacak olan topluluğun argo tabiriyle ‘kıtipiyoz’üniversitelerinin birinde gördüğü tahsil ile kendisini hukuk ulemasından sayan bu turşu suratlı yoz, kapısında kulluk ettiği efendisinin asla hata etmediğini ve dahi etmeyeceğini, efendisinin Şia imamları gibi ma’sûm yani günah işlemekten ve hatâlardan berî,  olağan üstü bir mahlûk özelliği taşıdığı vehmiyle muarız bellediklerine salyalar saçmaktadır.

Müş’arun-ileyhin dudağının sağ ve sol kenarlarının aşağıya doğru sarkık oluşu, içinin kin ve nefretle dolu olduğunun yüzüne yansımasını betimliyor.(!)

Arz üzerinde mevcût her türlü siyasî, sosyal, kültürel, tarihî, coğrafî, edebî gelişmelerle aksaklıklardan haberdarmış görüntüsünü yazdığı yazılara yansıtmaya çalışan bu her türlü edebî kabiliyetten mahrûm turşu suratlı meymenetsiz, yazılarını yazdığı gazete taslağında eğitimle ilgili bir hususu gündeme getirmiş ve bu vesile ile komünist yahut sosyalist olarak ün yapmış bir romancı hakkında görüş bildirmiş bulunuyor.

Ona göre bu romancı,  yazdığı romanların birinde müstehcen ifâdeler kullanmış olduğundan,  talebe kısmının bu romandan uzak tutulması gerektiği hakkında beyanda bulunmuş.

Yani:

Talebe kısmının roman okuyarak ahlâkı bozulmasınmış.

Onun yerine talebeye dinini, diyânetini öğreten, büyüklerine saygıda kusur etmeme telkininde bulunan, el ve etek öpmenin şemaili ile yalamanın usûl ve erkânını figürler vasıtası ile gösteren terbiyeli kitaplar okutulmalı yahut tavsiye edilmeliymiş ki içinde yaşadıkları “asr-ı saadet-i sânî’ ye bir zevâl gelmesinmiş.

Diğer taraftan aynı gazete taslağında yazan yandaşı bir taze oğlan ise ondan iki hafta önce yazdığı yazıda talebenin çizgiden çıktığını anlatıp, başka türlü sızlanmaktaydı.

Şimdi…

Turşu suratlı meymenetsizin olumsuz görüş bildirdiği sosyalist romancı,  bir zamanlar içinde yaşadığı topluluğun gidişatını beğenmeyip, mevcut rejimi ağır eleştirilere tâbi tuttuğu için rejim tarafından on beş sene ağır hapis cezasına çarptırılmış ve bunun on iki senesini çeşitli ceza evlerinde yatarak geçirmişti. Sonra af la beraber ceza evinden çıkmıştı.

Aynı seneler içinde yaşamış olan meymenetsizin dedesi de belki mevcût rejimden rahatsızdı, ama romancı ile meymenetsizin dedesi arasında yiğitlik farkı vardı.

Şöyle:

Turşu suratlının dedesinin kurulu düzene itiraz ettiği için kurulu düzen tarafından hışma uğratıldığına dair bir haber bulunmamaktadır. Olsa olsa onun dedesi, izbelerde, kenarlarda köşelerde ağlayıp, inlemekle yetinmiştir.

Ama bugün köpeksiz köy bulan turşu suratlı, şairin belirttiği gibi ‘şecaat arz ederken sirkatin söylüyor.’

Diğer taraftan eğitim ve öğretim işlerini koyup kotaran turşu suratlı meymenetsizin yandaşları, zifirî bir cehâlet içinde yuvarlanıp, gidiyorlar. Öyle ki talebenin okuması için seçtikleri kitap listesine alınan bir kitabın yazarının adını dahi doğru yazamayacak kadar cehl içinde bulunuyorlar. Kitap listesinin altına komisyon üyeleri olarak altı yedi kişi de imzasını atıyor. Ve hiç biri yazarın adının yanlış yazıldığını ifâde etmiyor veya fark etmiyor veyahut doğrusunu bilmiyor.

Ama ikinci asr-ı saadeti yaşayan devr-i dilârânın haşlak ve kavruk beyinli dini bütünleri için edebiyatın, şiirin, san’atın, mimarînin, ilmin, irfânın, medeniyetin her hangi bir kıymet-i harbiyesi bulunmamaktadır.

Onlar için önemli olan çimentodur, tuğladır, fayanstır, mal biriktirmektir, biriktirdiğini yememektir ve yedirmemektir. İki günlük dünyada kâm almaktır.

Ama orta doğuda başka türlü de olmuyor yani.  


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —