KIRK AMBAR
Abbas Yolcu
ayenihaber@hotmail.com
“KISMET DEĞİLMİŞ MUTLULUK”
Bol düğmeli, çizgili lâcivert kruvaze ceket ile beyaz gömlek giymiş ve kırmızı kravat takınmış, birkaç günlük sakalı ile üçüncü sınıf dizi filmlerde figüranlık yaptığı izlenimini(!) veren bir taze oğlanın inlemeleri yazdığı yazılara yansıyor.
Yazılarını yazdığı gazetemsi varak, neşrolunmaya başladığında kurulu düzene aykırı dünya görüşüne sahip olanları bünyesinde toplayan bir görüntü arzetmekte iken, değişen şartlar muvacehesinde bugünaynı kurulu düzenin azgın ama sâdık köpeği konumuna tahavvül ettirilmiş paçavra mesabesinde bulunuyor.
Senelerden beri beğenmedikleri ve şikâyet ede geldikleri kurulu düzenin nimetleri, kendilerine bahşedilmeye başladığından beri taze oğlan ve benzerlerinin eski radikal söylemlerinden uzaklaştıkları anlaşılıyor. Meselâ en çok dillerine doladıkları şer’î nizâmdan ve şer’î nizâmın fazîletlerinden söz etmez oldular.
Diğer taraftan sanki kurulu düzeni yıkarak onun yerine şer’î nizamı ikame etmişler gibi edâlara girmeye başladılar. Eskiden ukâlâ idiler, sonradan ukâlalıklarının üzerine tüy dikerek küstahlaştılar ve “küçük, büyük dağları biz yarattık” tavırlarıyla ortalarda salınmaya başladılar.
Fakat bu mutluluklarının uzun süre devam etmediği anlaşılıyor.
Son zamanlarda içinde yaşamakta oldukları topluluğun hal ve gidişinden memnûn olmadıklarını dillerine dolamaya başladılar.
Anlaşıldığı kadarı ile taze oğlanın ilgi alanı eğitimdir ve bahsi geçen kırmızı kravatlı, lâcivert kruvaze ceketli bu oğlan, eğitimin geleceğinden endişe duymaktadır.
Bu hususta taze oğlan demiş ki:
‘İki hafta önce bir lisede, ders esnasında arabesk müzik eşliğinde bira içen öğrencilerin görüntüleri sosyal medyada yer almıştı. Geçen hafta da yine derste, öğretmen ders anlatırken sigara içen öğrencilerin görüntüleri ekranlara yansıdı. Sadece aylar önce ders anlatan öğretmenini kucaklayıp çöp kovasının yanına taşıyan öğrenciler gördük… Öğretmenlerini alaya alan, dalga geçen, dersi işlenmez hale getiren öğrencilerin haberlerine hep şahit oluyoruz...’
‘Eee, n’olocek şimdi?’
Yani merak edilen husus şudur: Lâcivert kruvaze ceketli ve kırmızı kravatlı taze oğlan ne umuyordu da ne buldu? Ve kimi kime şikâyet ediyor?
Geçmişlerinde uyuz bir yaşama biçimini kendileri için tercih edenlerin, içinde yaşadıkları topluluğun tarihî, kültürel, sosyal, ekonomik vs. yapılanmasından uzak olarak zamanlarının çoğunu şirin yuvalarının içinde zevceleri ve çocukları ile geçirenlerin o topluluğa hayırlı bir katkıda bulunmalarını beklemek aptallık olurdu.
Kaldı ki bu uyuz gürûhun, içinde yaşadıkları topluluğun hayrına bir katkıda bulunmak gibi bir tasaları, bir endişeleri, bir hevesleri, bir arzuları hiç olmamıştı.
Ama oturduklarında,kalktıklarında, gevezelik etmeye başladıklarında mangalda kür bırakmayanlar yine onlardı.
Şimdi ‘ne oldu bu nesle ne oldu bu gençliğe, ne olacak bu neslin hali?’ diye ağlamanın ne faydası var?
Adama derler ki:
Bunu zamanında düşünecektiniz. Zamanında hesabını iyi yapacaktınız. Beğenmediğin bir sistemin yerine beğeneceğin ve beğendiğin bir sistemi enine boyuna ölçerek, biçerek, tartarak ortaya koyacaktınız.
Açgözlülük ederek kapıştığınız ve hattâ bunun için birbirinizin ayağını kaydırmaya çalıştığınız hazlar, tatlar, mevki ve makamların, günün birinde birer ifrit olarak karşınıza çıkacağını baştan hesap etmeliydiniz.
Dangalaklık edeceğinize büyük sözü dinlemeliydiniz.
Şimdi, alın genç neslinizi de hayrını görün. Hep birlikte güvenli geleceğe yelken açınız. Yetiştirdiğiniz genç nesle de dümeni teslim ediniz.
İyi yolculuklar…