KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
Akşam bir dostun evladının düğününde yeni dünyalar için O'nunla sohbet ederken, sabahında aldığımız acı bir haberle hüzün uğradı gözlerimize. Öyle bir haber ki duyunca çoğumuzun kolları kanatları düştü. Bu haber seher vakti yangınlar taşıdı yüreğimize. Hâlâ akşamki sesi kulağımda: “Salı günü akşamı hava raporu yağmurlu gösteriyor, Türk Sanat Müziği konserini açık havadan kapalı alana alsak mı?” Sonra sıcacık gülüşü, naif duruşu, nezaketi, kendine özgü sesi geldi gözlerimin önüne. Bu sabah ani gidişi bir erozyon mu, deprem miydi? Renkler soldu, gönüllere matem bulutları düştü, şarkılar sustu, notalar yasa büründü. Sen yüreklere ateş bırakarak çok ani ve habersiz gittin.
Oysa sen dostlukları çoğaltmayı, sanatkarca sohbet yapmayı, fesat düşüncelerden uzak durmayı, şeker dille konuşmayı, şarkılarla kalplere girmeyi, sahnede güzel şarkıları seslendirmeyi severdin. Küçük dertlere şarkılarınla merhem olur, her öğrencin Türk Sanat Musikişinası olmasını isterdin. Bir problemi çözerken ara sıra bir şarkı söyler dinlendirirdin öğrencilerini. Yaşadığın yerde sanat adına bir çise de düşse yeterdi sana. Önce Maçka, Trabzon sonra doğduğun kent sanatla yoğrulsun isterdin. Şu cimri dünyada sanat adına bir iş olacaksa hiç karşılık beklemeden koşarak giderdin.
Zaman zaman zorluklarla karşılaştın. Hep yalnız kalsan da sanat adına bir şeyler yapmak isterdin. Bu kentte sanat adına bir saman çöpü de olsan bundan mutlu olurdun. Koro yönetirken ciddi, sakin ve güler yüzlüydün. Duruşun, sözün, şarkıların nakış nakış işlerdi dinleyenlerin gönlüne. Sesin ve şarkıların hala kulağımızda çınlar.
Çok habersiz ve zamansız sürpriz yaparak gidiyorsun Salih Kazancıoğlu Öğretmen. Senin için nasıl yazılır bir güfte, o sözleri kimler besteler? Cemal Öğretmen mi, Adil Öğretmen mi, Özdemir Hafız Hoca mı? Bak bugün senin ağlıyor koro elemanların, sazların. Çok çok özleyecekler seni.
Değerli dostlar Akçaabat çok güzel bir insanını, öğretmenini ve bu kentte sanat varsa, Türk Sanat Müziği icra ediliyorsa o değerleri bu kentte yaşatan Salih Hoca'sını kaybetti.
Salih Kazancıoğlu gerçek bir Akçaabat temsilcisiydi. Beyefendi kişiliği vardı. Kimseyi kırmaz Türk Sanat Müziği olan her yerde vardı. Biz Salih Kazancıoğlu Öğretmenle Akçaabat'ta “Öğretmenler Müzik Topluluğu”nu kurmuştuk yıllar öncesinde. Ayrıca üç yıl üst üste Karadeniz Bölgesi illerini kapsayan “Öğretmenler Arası Ses Yarışması” düzenlemiştik. Öğretmenler Günü gecelerini beraber düzenlerdik. O'nun belirlediği Türk Sanat Müziği sanatçılarını davet ederdik. Sanatın yayılmasını isterdik. Öğrenciler arası ses yarışmaları yapardık. Sanat olan her yerde vardı. Hatta dün akşam bu sezonun finalini solistler geçidi şeklinde yapacaktı Orta Mahalle’de. Ama bu sabah o acı haberi aldık. Dostlarının gözü yaşlıydı hastane önünde. Yürekler üzgün, acıydı nefesler.
Güneş ve yağmurun arasında ayrılıyor aramızdan Salih Kazancıoğlu öğretmen. İki doğa olayı da Salih Kazancıoğlu’na karşı cömert. Kıymetini biliyorlar bu güzel insanın. Her ilçede doğmaz böyle bir sanat güneşi. Salih Hoca’dan nasip ve feyz alan onca genç var. Makam, usul öğrenen cami hocaları var. Çoğu gecelerde Salih Hoca'nın tebessümleri daha anlamlı kılardı şarkıları. Bu güzel duyguları ve onun bu kentte kattıklarını, sanatın önemini anlamayanlar bilemez. Ben bu elem içinde Salih Kazancıoğlu'nun bu kentte verdiklerine, sanat adına kazandırdıklarına kilitlendim. Bir şehir ağlıyor Salih Kazancıoğlu'nun gidişine. Bu şehir, bu sokak, bu cadde bilhassa da sanat dünyası bugünlerde elemdedir, yastadır. Hâlâ kulaklarımız sahnedeki o güzel sestedir. Bu şehirde sanki bu sabah Salih Kazancıoğlu gitti diye mağrur, mahzun ve çaresiz kapanıyor perdeler. Sazın, kemanın, udun, neyin sesi bir başka. Güller tarumar, hazana dönmüş yaz. Şehir yasta, inliyor keman. Acıyı terennümler ediyor nağmeler. Hazin bir gün. Hüzün sisi çökmüş denize. Yürekte tarifsiz acılar.
Değerli arkadaşım, güzel insan, Türk Sanat Musikisi Sanatçısı ve Öğretmenim. Kabrin cennet olsun. Kabrinde rahat uyu. Aldırma ağlamışsak ardından için için. Senin bu ani gidişin bizler ve seni sevenler için bir kâbus oldu. Sen içimizde bir sevgi bırakarak gidiyorsun. Bundan sonra senin geride bıraktığın güzel anıların içimizde bir kor, bir alev olarak büyüyecek. Unutulmaz hatırlar bırakarak gidiyorsun. Seni anlatmak, seni yazmak çok zor dostum. O kadar güzellikler bıraktın ki bu kentte hangisini yazsam.
Sevgili Salih Kazancıoğlu, sen sanatın seni götürdüğü yolda yürüdün. Öğretmenliğini hakkıyla yaptın. Sanat Müziği denilince heyecanlanırdın. Yaşam çizginin çoğu yanı sanattı. Şimdi ahiret yolculuğuna çıkıyorsun. Biliyorum ve tanığım orası için de güzel şeyler hazırlamışsın. Bu şehirde "para güçtür" diyenlere, para kimin elindeyse bu şehrin yüreği ve gücü olduklarını anahtarı elinde olduklarını zannedenlere, sanatınla ve duruşunla yaptıklarınla hep şunu vermeye çalıştın. Hayır, bir kenti kent yapan sanattır ve sanatçıya verilen değerdir. Sanatın gücü görülmez ama geçmişi geleceğe taşır. Kentlilik sanatla olur. Sanat anahtarı kentin kapısını açar. Sevgi, saygı, usûl ve estetiktir sanat. İnsan sevgisidir.
Bu şehrin ‘Kültür, sanat ve spor şehri’ olarak anılmasında senin çok çok katkıların vardır.
Seni anlatmaya benim kelimelerimin gücü yok. Bugün hüzünbaz tüm kelimeler benim gözüme bakıyor. Bu günlerde seni sevenler olarak çaresiziz. Hüzün ve duygusal yorgunluk içindeyiz. Bizden sana bolca dua. Çok uzak yollardan geldik. Bundan sonra özlemek isteriz, seni anlatan özlem duygumuzu. Güle güle git. Yolculuğun güzel olsun.
Mekânın cennet olsun sanat sever kardeşim. Allah sabırlık versin ailene, sevenlerine, çocuklarına.
En acı şarkını okuyarak gidiyorsun. Ucu acı dolu okları sapladın kalbimize gidiyorsun. Seni hep Salih Kazancı adıyla sevecek ve anacağız. Güle güle git güzel insan. İçimize sevgi bırakarak gidiyorsun. Demek ki son şarkın böyle olacakmış. Yine sürpriz yaptın öğretmen, sanatçı ve koro şefi Salih Kazancıoğlu.