Abbas YOLCU

Tarih: 11.07.2018 11:36

“CESUR YENİ DÜNYA”

Facebook Twitter Linked-in

KIRK AMBAR

Abbas Yolcu

ayenihaber@hotmail.com

 

“CESUR YENİ DÜNYA”

Anlatılanlara bakılırsa eski zamanların birinde Koçi Bey adında bir şahıs yaşıyormuş. Onun diğer adı Göriceli Mustafa imiş. İçinde yaşadığı topluluğun gidişatında gördüğü bir takım aksaklıklar üzerine risâle yazarak, okuması, ibret alması ve tavsiyelerini topluluğa tatbîk etmesi o devrin en üst seviyedeki idârecisinin eline tutuşturuvermiş.

Sosyal mes’elelerde teorik olanla pratik olan birbiriyle uyum sağlayamayacağı için Koçi Bey’in risâlesinde beyan buyurduğu tavsiyeler, kâğıt üstün de kala kalmış.

Koçi Bey’in terk-i dünya edişinin ardından asırlar geçmiş. Onun yaşadığı toplulukta vaziyet daha da kötüleşmiş.

Ve Âli Bey adında bir vatansever meydana çıkmış. Gidişatın ne şekilde düzeltilebileceğine dair düşüncelerini kâğıda aktararak devrin idârecilerine arz ve takdîm eylemiş. Yazdıklarının adını da “Vasıyyetnâme” koymuş.

Netice olarak ne Koçi Bey’in ne Âli Bey’in ikazları bir işe yaramamış. Belki dikkate alınmış ise de yürürlüğe konulamamış.

Topluluk herc ü merc olmuş. Ama “simurg gibi küllerinden yeniden doğmuş.”Doğmuş doğmasına da karışıklıkların önüne bir türlü geçilememiş.

“Çağdaş uygarlık düzeyi”ne erişmek maksadı ile yola çıkılmış, bütün gayretlere rağmen çıkılamamış. En azından bir toprak reformu yapılarak mahallî feodal yapı, yıkılamamış. Toprak ağaları bertaraf edilemediği gibi onların sırtından seneler boyunca rey devşirme peşinde koşulmuş. Onun için toprak ağalarının hegemonyasından bunalmış bir vatandaş,”doggu, çime galkınmii loo?” diye sormak zorunda kalmış.

Nihayet ortaya Abuzittin çıkıvermiş.

O da öncüleri Göriceli Mustafa ve Âli Bey gibi devrin çağcıllaştırılma neticesinde yöneticiye evirilen idârecilerine tavsiyelerde bulunmaya başlamış. Bu tavsiyelerini sürekli olarak tekrar ediyormuş.

En çok tekrar ettiği tavsiye ise “ on yılda gelecek yüzyılın tohumlarını ekebilmek”gayreti içinde olunması gerektiği imiş.

Abuzittin’in tavsiyeleri, şairin bir zamanlar aynı topluluk hakkında yazdığı şiiri hatırlatıyor:

“Kardaş, senin dediklerin yok,

Halay çekilen toprak bu toprak değil…”

Kardaş, görmüyorum ama hâlâ duyabiliyorum,

Geçmiş zamanlar, gelecek zamanlardan parlak değil.

Vakte şahadet edercesine yükselmiş,

Akşam parıltısından bütün zaferler üzerine,

Dağlar dalgalanmakta,

Bayrak değil.”

Abuzittin’in tavsiyelerinin, içinde yaşadığı topluluğun “muvakkat” güç sahipleri ile hayata geçirilebilmesinin imkânsızlığı âşikâr.

Zira “muvakkat” güç sâhiplerinin sırtını yasladığı yığın, ayak takımından müteşekkil olup, rûyalarında göremedikleri “ maroken koltukları” gerçek hayatlarında bedeli karşılığında görmüşlerdir. Câhil bırakıldıkları için medeniyetle modernizmin arasındaki farklılıkları bilemezler. Haliyle beyaz don giyerler ve genellikle “dam budalası” özelliği gösterirler. Meydanı boş bulduklarında efelenmek, sıkıyı gördüklerinde sıvışıp, kenarlarda köşelerde mağduriyetlerini dile getirip, ağlaşma seansları düzenlemek onların vazgeçilmezleri arasındadır.

Abuzittin’in bahsini ettiği “ideal toplum” düzenini Farâbî de hayâl etmişti, Aldous Huxley de. Thomas Moore da.

Ancak hiç biri ayak takımının umurunda değildir. O halde ayak takımı ile “Olemp’e varılmaz.” Yani varılamaz.

Ayak takımının bağrından Abuzittin’in bahsini ettiği gibi yaşadığı topluluğu elinden tutup gelecek yüzyıllara taşıyabilecek çapta elemanlar neşv ü nema edemez.

Tam tersine “yerler, içerler, söylerler, sonra cehennem olup giderler.”

Abuzittin,”Cenâb-ı Allah’ın verdiği nefesi boşa tüketiyor.”


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —