Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 13.06.2023 12:57

KISA KISA SORULAR

Facebook Twitter Linked-in

KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

Zaman zaman diyorsunuz ya bana çok uzun yazıyorsun. Okuyamıyoruz. Kısa yaz, kısa. İşte size bu hafta kısa kısa sorular. Ben kısa yazıya ‘cüce yazı’ diyorum bunu da belirtmeliyim. Adam indi dolmuştan, üzerinde marka giysiler, ayakkabısı marka, kravatı marka. Dolmuştan iner inmez tükürdü sokağa. Acaba neden?

 Bir kadın geçti caddeden, son moda giyim. Kolunda dövmeler, boğazında takılar. Gözlüğü İtalyan marka, elinde Marlboro. İki nefes çekti attı sokağa. Sokağa kini neden?

Bir öğrenci bindi dolmuşa. Dolmuşun içi tıka basa insan. Sürücü seslendi direksiyondan: "Beyler geriye doğru ilerleyelim." Çocuk hiç sormadı, geriye doğru ilerleme de olur mu, diye. Neden?..

Geçen gün otogarda bir güzel insan şu soruyu sordu bana: “Turizm deniliyor. Hıdırnebi ne kadar hazır turizme? Tuvalet sorunu, su sorunu yol sorunu çözüldü mü? Her yaylada kışın elektrik varken neden Hıdrnebi'de kışın elektrikler kesilir? Fiyatları kontrol eden yok. Araplar bir suyun pazarlığını yapıyor artık. Bu böyle yürür mü?” Cevaplarını bilmediğimden ben de sadece dinledim ve sustum.

Taşımadan yararlanan öğrenci tıka basa doldurulur bir minibüse ama çocuk soramaz bu bizi taşıyacak dolmuş değil? Neden? Ya bir araç sahibinin "ben günde dokuz servis çekiyorum" demesi doğru mu, yanlış mı? Neden o kişi yalan söylesin?

Hiç taşıma yapmayan bir araca taşıma yapıyormuş gibi gösterip ödeme yapan insanlar var mı? Hiç taşıma yapmadan para alan kişi veya şirket vicdanına sormaz mı aldığım bu para helal mı, haram mı?

En önemli soru da taşımada sorun var şikayetlerine kulak tıkayan insanların vicdanları acımaz mı?

Abdullah Fazıl Ağanoğlu bir okul yaptırdı. Vasiyeti ile bu okula İstanbul'da iki bankada kalan parasını bıraktı ama bu para birileri tarafından okula verilmedi ve hiç edildi. Bunu duyan A. Fazıl Ağanoğlu'nun ruhu acaba nasıl, rahatsız olmadı mı?

Bak bir soru daha. Dolmuşa zam geldi. Ayakta yolculuk yapan da oturan da aynı ücreti ödüyor. Bu ne kadar doğru?

Hadi bu soruya bir ilave yapalım. Dolmuşlar ayakta yolcu alabilir mi? Alamazsa yetkililer nerede? Görevini yapmayan memur ve amirlere ne ad verilirdi? Unuttum da...

İnandığım din bizlere oku diyor... Ama biz okumayan bir toplumuz. Bana oku diyen ayete uymamak günah değil mi?

Bazı insanlar var. Bilhassa da törenlerde ön sıralarda yer almak için birbirini iterler. Acaba bu insanlar neden gecelerde konferanslarda, sergilerde yokturlar?

Bazı insanlar vardır ne çalıştığı kuruma ne da yaşadığı çevreye hiç faydaları yoktur. Yüzeysel yaşarlar. Suları emmeyen toprak gibidirler. Üzerlerinde ne çiçek biter ne de meyveleri vardır. Ama yeri gelince alçak dağları onlar yaratmıştır. Konuşurken mangalda kül bırakmazlar. Aynı konular üzerinde dönüp dururlar. Bu tiplere ne denir toplumlarda?

Gerçi bu konuları geçelim de şu trafik sorunu nasıl çözülecek Orta Mahalle’de buna biraz kafa yoralım. Tek yön uygulaması o kadar zor mu?

 Çoğu kişi “dedikodu çok kötüdür” der. Ama iki kişi bir araya gelince dedikodunun en hası başlar. Neden?

Belediye yer altı çöp yerleri yapmıştır, çöpler etrafa saçılmasın pis koku yapmasın diye ama bazı insanlar o kolu kaldırıp çöpünü o çukura atmak yerine açıkta bırakır. Acaba neden?

 Hadi son günlerde çokça sorulan iki soru ile kapatalım bu haftayı. Orta Mahalle Müzesi’nin içinin orijinal taşları neden ortaya çıkarılmadı da sıva yapılıp beyaza boyandı? Bu doğru mu? Bu soruya da Trabzon Anıtlar Kurulu cevap versin. Bu müzeye giriş bizler için otuz, yabancılar için iki yüz lira olması çok değil mi? O mahalleye Belediyece konulan saksıdaki çiçekler kimler tarafından toplanarak kendi evlerine götürülmüş? Bu durum yakıştı mı insanlara?

 Affınıza sığınarak son sorum olsun. Akçaabat Milli Eğitim arşivi neden korunmadı ve dokümanlar, belgeler hurda kağıtçılara verildi. Geçmiş eğitim belleğini silmek kime yarar getirir?

Ne demiştim başlarken: Kısa yazılar cücedir. Bak yine uzattık. Ha sorulara cevap mı? Kim verecekse basına belgeleriyle açıklama yapabilir. Dedik ya dedikoduyu seven okumayı sevmeyen bir toplum olduk. Bakalım bu sorulan sorular dedikodu mu yoksa halının altına süpürülen gerçekler mi?

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —