Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 06.02.2018 19:03

BİR AKŞAMÜSTÜ DÜŞÜNCELERİ

Facebook Twitter Linked-in

KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

BİR AKŞAMÜSTÜ DÜŞÜNCELERİ

Sessiz bir akşamüstü. Düşünürken caddeler. Tepemde bir lamba kâh yanar kâh söner. Unutulmuş eski anılar hatırlanır yine. Okunmamış kitaplar üzülürken bir köşede, gözümün önüne düşer köşede Atilla Kaynar; cebinde gazeteler, mecmualar. Anılar sanki çekinerek çalıyor gönlümün kapısını. Misafirlik duygusu kayboldu mu bu kentte?

Ama ben bütün açıklığıyla hatırlıyorum, bu soğuk kış gününde. Davullar vurulurdu bu caddede. Horon sesi ile inlerdi Fransa, Japonya, Rusya. Birer birer ölüyor mu ne kemençe, zurna, horon... Baksana sorgulanacak horon on altı Şubat’ta, neden tükendi diye. Oyuncular mı yorgun,  yoksa yöneticiler mi vurdumduymaz? Yorulmazdı hiç bir zaman Ahmet Çavuş, Ali Amca, Zurnacı Emin. Susmazdı kemençesi Koryanalı Hüseyin’in... Bu kentte unutulan ve unutturulmaya çalışılan horonun katili kim? Çünkü Akçaabat denilince akla gelen iki şey vardı. Biri Horon, diğeri köfte. Ama birileri kurşun sıktı horona; bu açık açık biline.

Beyhude mi arıyorum eski günleri? Trabzon’da Horon yarışmalarında birincilikler gelirdi sıra sıra. Unutulur mu Osmanbaba İlkokulu’nun minikleri. Kaç defa Türkiye Şampiyonu oldular; bir görseydiniz o günleri. Orhan Hoca’da, Mehmet Hoca’da bir heyecan vardı. Görülmeye değer. Ardından gelirdi Atatürk Kız Meslek Lisesi. Yarışırken Kız Halkoyunu ekibi yerinde duramazdı Yüksel Elvanlıoğlu, Cevher Karslı. Ardından gelmişti il birincilikleri, bölge birincilikleri. Sonra adı M. Selami Yardım olan Akçaabat Ortaokulu kaç defa Türkiye Birincisi oldu şimdi bilen var mı? Her yarışmada sevinçten nara atardı Aydın Berberoğlu. Ama ya şimdi? O okullar var. Ama olmayan horon üzerine çalışmalar. Akçaabat Lisesi horon ekibi titretirdi salonları. Adı Avrupa’da duyuldu. Bırakın Türkiye Şampiyonluğunu dünyada birincilik derecesi oldu. İki ekibi vardı; hem kızlarda hem de erkeklerde. Bu işe gönül vermişti Haydar Kenan Gedikoğlu, Adil Kuleyin, Hüsnü Küçükahmetoğlu, Her bayramda onlar oynar, halk alkışlardı. Genelde de Akçaabat Endüstri Meslek Lisesi ile yarışırlardı. Endüstri Meslek Lisesi de çok emek vermişti horona. Çokça da Türkiye Şampiyonu olmuştu. Yarışırken horon Ekipleri yerinde duramazdı Ramazan Tokgöz, Haşim Hoca, Cafer Tosun, Recep Berber,

Düşündükçe titredim horonda olan bir çocuk gibi. Ama bugüne baktım ve düşündüm, korkular sardı içimi. Kalbimin çırpıntısını teskin için yumdum gözlerimi yine koştum geçmişe. Bir baktım Yüzüncü Yıl Okulu’nda Ekrem Yardım’ı gördüm, Temel Yardım’ı gördüm. Çırpınıyorlardı horon ekipleri girsin dereceye diye. Başardılar da. Derece de yaptılar ilde ve bölgede. Onlardaki heyecan, hele de Akçaabat’ın kurtuluş günü halkın önünde oynarken horon ekipleri, onlardaki mutluluk görülmeye değerdi. Hele bir Metinkale bölgesinin eğitim lideri vardı: Ömer Balcı Bey. Aman Allah’ım horon ekibi için ölürdü. Her yarışmada sigara üzerine sigara yakar, bir önceki ekibin aldığı puanı sorar, yazar, çizer, hesap eder ve “şu puanı alırsak birinci oluruz” derdi ve tuttururdu da. Hiç unutman Ordu’da görev yaparken ekibi ile yarışmaya gelmişti, Bölge yarışmasıydı; öğrencinin kuşağı düşmesi sonucu az puanla bölge birinciliğini kaybedince oturup ağlamıştı o yaşta. Düşündükçe onun gözyaşları benim içime akar şimdi. Sonra Atatürk Ortaokulu’nda Engin Sezen vardı. Kısa zamanda halkoyunları ekibi kurmuş ve başarılı olmuştu. İlimizi temsil etmişti Erzurum’da. Benim kızım da hâlâ yâd eder o günleri ve ekip arkadaşlarını. Bitti mi? Hayır bitmedi. Doğanköy İlkokulu ve Ortaokulu, Şinik Ortaokulu, Işıklar İlkokulu hep öne çıkarlardı halkoyunları ekipleriyle. Turgut Hoca düşerdi bu işin üzerine. Derece yapınca Belediye Başkanları İsmet Bey hep ödüllendirirdi çocukları. Sonra Hasan Tahsin Öztürk Başkan aynı duygularla yardım ederdi çocuklara. Kemençe sesi duyulmazsa Işıklar mutlu olamazdı.

Akçaabat Folklor Derneği’ni saymaya gerek yok. Bu işin tek sürükleyicisiydi bu mekân. Ekibini ağzı açık izlerdi insanlar. Horon denilince Ahmet Çilingiroğlu gelir akla, bu Folklor Derneği’ni yaşatan. Sonra Orhan Topal, Atilla Bölükbaşı, Kıraç’ın Hüseyin ve babası, amcası, Guncili’nin Yaşar, Süleyman Çolak, daha sonra genç jenerasyon büyük emek vererek yaşatmışlardı horonu bu kentte. Bu kentin her okulunda, her köşesinde oynanırdı horon. Hazırlanırdı yarışmalara ekipler. Burada adı anılmayan birçok insan hizmet vermiştir horona.

Ya şimdi? Horon sustu okullarda. Mükemmel dereceler yapmış Halk Eğitimi Merkezi’nde de oynanmıyor bu horon. Hani nerede o Türkiye birincilikleri? Mustafa İnal ve arkadaşlarının uğraşları.

Horon nasıl ayağa kaldırılmalı diye konuşacak ve tartışacak bu şehir... Kaybedilenlerin nedenleri sorgulanacak. Kaybettiren kim? Bu soru sorulacak mı acaba?  Bugün halkoyunu adına, bilhassa okullarda hiçbir belirti yok... Yapmak isteyen yöneticiler var ama korku çok. Bilmezler mi bu ilçeyi yöneten yöneticiler, Trabzon’a her gelen Cumhurbaşkanını, Başbakanını karşılardı Akçaabat Halkoyunları Ekibi. İzleyen devlet büyükleri alkışlardı elleri kızarıncaya kadar. Ben iki defa karşılamıştım Sayın Cumhurbaşkanımızı bu kentin ekibiyle. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tek tek tebrik etmişti folklorcularımızı hem de içten, gönülden.

Düşünün şimdi bunları niçin söylüyorum ben? Halkoyunlarının bu kadar sevildiği bir yerde, ismi horonla özneleşmiş bir kentte, iddia o ki horon çalıştırmak isteyen öğretmenlere “horon günahtır, bu nedenle okullarda horon çalışmalarına müsaade edemeyiz” denilmiş. Eğer doğruysa bu iddia bu kentte panellerle, sempozyumlarla canlanmaz horon bir daha. Sadece söylenen son söz olur, bir varmış bir yokmuş horon bu kentte. Eğer doğruysa bu söz, horon kalkmaz ayağa hiçbir zaman.

Issız sokak gelme üzerime bu akşam. Benim kentimde neler oluyormuş, bu sözleri duyunca, ürperdim; demek ki bu kentin kültürüne, geleneğine çizgi çekenler varmış biz farkında olmadan. Sussun mu davullar, zurnalar, çalmasın mı kemençe, oynanmasın mı horon? Bu şehirde horon oynayan o kadar çok ki ama ben bu kadar günahkâr var diye hiç düşünmem. Kim bu düşünceyi attı ortaya? Artık bunu bu kentin ileri gelenleri düşünmeli ve karar vermeli.

Ama benim bildiğim Sayın Cumhurbaşkanımız Rece Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu, Sayın Vekilimiz Adnan Günnar horonu severler. Çok iyi de Karadenizliler. Bizzat tanığım.

Yine de Horon ölmesin diyerek kapatalım bu haftayı.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —