Abbas YOLCU

Tarih: 07.12.2017 10:34

HEM YEŞİL, HEM MAVİ

Facebook Twitter Linked-in

KIRK AMBAR

Abbas Yolcu

ayenihaber@hotmail.com

 

HEM YEŞİL, HEM MAVİ

Yeşilbaşlı gövel ördek, mevzilendiği yerden kükremelerine devam ediyor. “Mavi mavi, masmavi” gözleri ile kafasına doladığı yeşil renkli bohça ile arz-ı endâm eden bu Zaloğlu Rüstem’in dişil versiyonu, salvolarıyla sağa sola sataşmayı üzerine vazife sayıyor.

Saygıda kusur etmemeye çalıştığı efendisinin gözüne girebilmek için, efendisinin takdirini kazanabilmek için çoğu zaman ağzının ölçüsünü kaçırıyor ve er kişilerin dahi kullanmalarında bir miktar abeslik bulunan kelimeleri kullanmakta asla ve kat’a tereddüt göstermiyor.

Yeşilbaşlı gövel ördek, kelime muzahrafatını döktürdüğü ve biti sonradan kanlananların basın hayatına soktuğu; bazılarının “paçavra” diye vasf etmesinde haklı çıkacağı gazetede  “dibine vurmak, çakmak, çok acıtıyoo, çok sert yaa, yaladığını yutmak” gibi cinsel çağrışımları olan ifadeleri kullanmakta beis görmüyor.

O, ya kullandığı ifâdelerin başkalarının zihninde böyle çağrışımlar yapacağını bilmiyor yahut bildiği halde bilmez görünüp, vaziyeti idare ediyor.

Diğer taraftan yeşilbaşlı gövel ördekle aşağı yukarı aynı fraksiyona mensup olan bir kibarcık, başka bir gazetede şöyle yazıyor:

“… Önce terbiyeli, edepli, insaflı, efendi, centilmen, görgülü, medenî, mantıklı ol; olabilirsen, ondan sonra meseleyi müzakere eder tartışabiliriz. Şu anda saldırgan, kaba, küfürbaz, terbiyesiz, yobaz, holigan, şirret bir yapıya ve üsluba sahipsin, seni muhatap kabul edemem…”

Aslında böyle olması gerekiyor.

Zira terbiyesizlik terbiyesizliği, edepsizlik edepsizliği, görgüsüzlük görgüsüzlüğü, kabalık kabalığı davet ediyor. Nihayetinde tartışabilme eskilerin deyişi ile “fikir teatisi”nde bulunabilme imkânı ortadan kalkıyor. Bunun yerine insanların birbirlerine karşı olan kin ve nefretleri birikiyor, çoğalıyor.

Ayrıca bu kin ve nefret söylemlerinin yanında halk ta’biriyle çakıldak mes’elesi de gündeme geliyor. Ma’lûmdur ki koyun, keçi gibi birtakım hayvanların kuyrukları altındaki kıllara takılıp kuruyan pisliğe çakıldak deniliyor.

Yani yeşilbaşlı gövel ördeğin hiçbir edebî değeri bulunmayan yazılarını yazdığı mevkûtenin mâzisinden pis kokuların geldiği dilden dile dolaşıyor.

O mevkûtenin tab edildiği matbaanın sahibi tarafından kendi anlayış veya meşreplerine aykırı bir mevkûteyi de aynı zamanda tab ettiği söyleniyor.

Böylece yeşilbaşlı gövel ördeğin, onunla beraber aynı yolda yürüyenlerin ve en öndeki efendilerinin hamâset dolu nutukları boşlukta kalmış olup, ayakları yere basmıyor.

Ve o şahıslara “sen kendi mak’adındaki çakıldaklara bak önce” demek hakkı doğuyor.

Ama orta doğuda yaşayan yığınların seçebilmek gibi bir güçleri bulunmuyor, onlar ancak ve sadece ma’ruz kalıyorlar.

Şarlatanlar, göz boyayıcılar, sahtekârlar, illüzyonistler ama aynı zamanda alçaklar tarafından dizayn edilen yığınlar, en karanlık bir biçimde câhilleştirme sürecinden geçirildikleri için ortada ne düşünce, ne düşünce haysiyeti gibi kavramlar kalmıyor.

Kitap, ” ne maddede zafer, ne manâda fetih” demiştir.

Görünen sadece yaldız, sadece boya, sadece süs, sadece boya.

Görünenin altındaki gerçekliği, aldatanlar aldananlara göstermiyor, aldatılanların ise görmek akıllarına gelmiyor.

Ve her iki taraf da halinden memnûn ve mahzûz yaşayıp gidiyorlar, şair, mütefekkir ve hattâ muharririn deyişindeki gibi, “hayat denilen zanla.”

Onun için câhilleştirilmiş sürünün içinden yeşilbaşlı, kırmızı başlı, karakaşlı, mavi gözlü, edâlı ama kaba, ama görgüsüz, ama şirret, ama yoz eril ve dişil şahısların türemelerine engel olunamıyor.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —