Abbas YOLCU

Tarih: 08.11.2017 14:08

“BİR KUR’AN İFADESİNİN KAVRAMSALLAŞMASI”

Facebook Twitter Linked-in

AYRICA

DR. SELMAN DEMİRCİ

ahengerselman@hotmail.com

 

“BİR KUR’AN İFADESİNİN KAVRAMSALLAŞMASI”

Sünnetullah nedir? Yaygın kullanımıyla sünnetullah tabiat veya fizik kanunları anlamına mı geliyor? Kur’an’da “sünnetullah” ile ilgili en çok bilinen “Sünnetullahta/Allah’ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın” ayeti acaba Allah’ın fizik kanunlarını asla değiştirmeyeceği anlamına mı geliyor? Ne bileyim mesela bir çocuğun dünyaya gelmesinde bir anne ile bir babaya ihtiyaç varsa bu kanunun hiçbir zaman değişmeyeceğini Allah’ın beyan ettiğini mi anlayacağız buradan?

Bu soruların cevabını aramak üzere mevzu ile ilgili kaleme alınmış bir kitabı tahlil edelim.

Tarihselcilik üzerine okumalar yapanların daha da yakinen tanıyacağı üzere tarihselcilik denilince Türkiye’de ilk akla gelen isimlerden biri de hiç şüphesiz Ömer Özsoy. Başlığımız Özsoy’un sünnetullah üzerine kaleme aldığı bir çalışmanın ismi… Tarihselci yaklaşımı esas alarak bir Kur’an ifadesinin kavramsallaşması üzerine “sünnetullah” özelinde eleştirel bir çalışma ortaya koyan Özsoy, zamanla ortaya çıkan birçok faktörün tesiriyle şekillenmiş olan bazı Kur’an kavramları için Kur’an’ın ortaya koyduğu ilk anlamı yakalamanın bazı formüllerini paylaşmaktadır.

Sünnet kelimesi bilindiği gibi Kur’an’da Resulullah’ın ahlak-ı hamidesini, örnek tutum ve davranışlarını ifade etmek için kullanılmaz. Kur’an’da daha çok “Allah’ın sünneti” ve “öncekilere uygulanan sünnet”ten söz edilir. Peki, nedir Allah’ın sünneti veya öncekilere uygulanan sünnetler?

Sünnet kelimesinin kök anlamlarına işaret ederek başlayan ilk anlamı arama süreci Kur’an’ın da işaretleriyle “süreklilik”, “düzenlilik”, “orjinallik” ve “standartlık” özelliklerini ön plana çıkararak devam eder. “Senn” kelimesinin; şekil vermek, dökmek-akıtmak, yemek-otlamak, yüz-vech, sinn kelimesinin; diş, yaş, sinân kelimesinin; mızrak ucu, sünnet kelimesinin; huy, adet anlamına geldiğini belirtir Özsoy. Ardından İbni Dureyd’in (ö. H.321) sünnetin fiil formu olan senne için “bir şeyi adet olarak ihdas etmek, örnek olarak ortaya koymak” anlamlarından bahsettiğini aktarır. Kur’an öncesi döneme ait şu metni bu anlamı örneklendirmek için kullanır: “Sanki insanlar ilk aşık olarak sevgiyi ihdas eden(senentu) benmişim, ya da içlerinde tek ben sevmişim…” Hadislerdeki aynı anlamın öne çıktığı birkaç rivayet de aktarır:” Kim iyi bir âdet (sünnet) ihdas ederse (senne)…”, “Muaz sizin için bu bu usulü ihdas etti (senne)”, “Sizden öncekilerin kendine özgü davranışlarını( sünen) mutlaka karış karış takip edersiniz”…  Kelimenin “süratli ve sürekli olarak deve sürmek”, dökülen suyun damlalarının bir birini izlemesi, akması, bir kişinin bir şeyi adet edinerek bir birinin peşi sıra yinelemesi gibi anlamlardan hareketle kelimenin özündeki “süreklilik” unsuru öne çıkmaktadır.

Kur’an’da 16 yerde geçen sünnet ve formları fizik veya tabiat kanunlarını hatırlatır tarzda bir bağlamda hiç kullanılmamıştır. Kelimeye ilk defa fizik kanunları anlamını veren kişi tahminen Mutezili âlim (ö. h. 386) Rummani’dir. Felsefi/kelami tartışmaların İslam dünyasında popüler olduğu dönemde bu anlama kayan bir kullanım ile görünür olur “sünnetullah” ifadesi. Hattabi (ö. H.382) de adet kelimesi ile aynı anlamda fizik kanunları anlamıyla kelimeyi kullanır.  Yine Cüveyni (ö.h.478) mucizelerin Allah’ın kendi âdetini bozması suretiyle ortaya çıktığını öne sürerken kelimeyi “tabiat kanunları” anlamında kullanır.

19. Yüzyılın sonlarına doğru Müslümanların pozitivizmle tanışmasıyla “sünnetullah” terimi benzer anlamıyla yeniden güncellik kazanır. Oysa Fâtır Suresi 43. ayette olduğu gibi kelime hemen her zaman “Allah’ın öteden beri süregelen ve sürecek olan, kendine özgü değişmeyen davranış tarzını, sosyal alandaki kanunlarını” ifade eden bir anlamda kullanılmıştır: “Oysa kötü niyetli komplolar, sadece düzenleyicilerini tuzağa düşürür. Onlar daha önceki yoldaşları hakkında işleyen yasalardan (sünnetul evvelin) başka bir akıbet mi bekliyorlar? Allah'ın yasasının (sünnetullah) değiştiğini göremezsin. Allah'ın yasasında herhangi bir sapma göremezsin.”

Tarihselcilikle ilgili bir değerlendirmeye girişmek bu yazının gayesini aşıyor. Ancak şu kadarı su götürmez bir hakikattir ki Kur’an’da yer alan bir kavramın gerçek anlamına ulaşmak için, zamanın kelime üzerindeki aşındırıcı rolünü dikkate alarak kavramın tarihi seyir içindeki anlam değişikliklerini ortaya koymak gerekir. Orijinal anlamı araştırırken ise bütün olarak Kur’an’ın zeminini teşkil eden durumu, ilgili pasajın tarihsel bağlamlarını, incelenen pasajların Kur’an’ın metinsel bütünlüğü içerisindeki yerini belirlemek gerekir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —