KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
HEP AYNI ŞEYLER, HEP AYNI SÖZLER
Hep aynı şeyler. Aynı insan, aynı sokak, aynı ev, aynı cadde...
Aynı yoksul evler kilitlenmiş, kenetlenmiş, bir birine, yoksulluk dumanı tütmekte.
Hep aynı evler içi boyalı ve beton. Varsıllar otururlar üst üste... Aynı suskunluk, aynı düşünce.
Nasıl da alıştık şu rutin hayata. Nasıl da kanarız yalanlara. Yumarız gözlerimizi ve kulaklarımız duymaz, kilitlidir ağzımız. Düşüncesiz dolaşırız yollarda. Ne selam veririz ne de alırız selam. Tek kelam çıkar, bana göre benim kazanımım. Toplum mu? O da ne? Kent mi? Bana ne? Sokak mı? Bana ne? Sanat mı? Bana ne? Peki, ayak topu... O, ooo bizim işimiz. “Ölmeye, ölmeye geldik... Vur kır parçala bu maçı kazan... En büyük başkan bizim başkan...” Sonra açılıyor kirpiklerimiz aman aman o da ne? Üç yüz bin kişilik balıkçı kasabasından çıkan çocuklar, seksen milyon içinden çıkan çocukları yenmiş. Hem de nasıl. 3-0...
Küçücük evlerde taşlar bilirler acı gerçekleri. Küçük çocukların “TEOG” kaygıları bitti ya söylerler mi mutluluk şarkıları? Yarınlarda olacak mı onların sevgili mutlu gülüşleri? Yoksa yine balıkçılar mı üşüşecek koruyamadığımız kalemize? Ne hayaller bitecek ne de sorunlar çözülecek. Hep aynı şeyler devam edecek bu gidişle.
Baksanıza ilçemize gelen Sayın Bakan yaylalar hakkında söylüyor doğrular. Eğrileri yatırıyor masaya. Muhtarların önlerine muhtarların yaylaların acı gerçeklerini. Başlıyor insanlar burun kıvırmaya. Başlıyor insanlar homurdanmaya. Hiç kimse çıkıp da söylemiyor bu Bakan çok doğru söylüyor diye. Neden hep aynı şeyler? Hep çıkar, hep bana göre. Hep siyasi veya bireysel rant. Onların, hep aynı anlayışı bitmeyecek.
Ne zaman bir araya getirecek bizi doğrular? Hangi gökkuşağı altında birleşeceğiz el ele doğrular için?
Mutlu zamanlara birlikte koşacak mıyız? Bu kentte çıkarsız selamlaşacak mıyız? Gönüldaş olabilir miyiz sokakta ve kahvede; gerçek doğruların olduğu yerde? Cevabınız evetse, o zaman sormaz mı insan, Sayın Bakan Süleyman Soylu “yaylalar” için söyledikleri doğru. Yine söylemez mi insan TEOG kalksın diyen Sayın Cumhurbaşkanımız doğru söylüyor diye. Neden doğrunun yanında, yanlışın karşısında duramayız, düşündünüz mü? Cevabı basit. Hep aynı şeyler, hep aynı kafa, hep aynı düşünce.
Şimdi gelelim sadede. Bir hafta geçti. Gündemde yer alan konular belli. İçte terörizm, TEOG, vergiler, hayat pahalılığı, işsizlik ve yaylaların korunması. Dışta güney sınırlarımızın korunması, bölücülük faaliyetleri, Kerkük ve Musul meselesi. Tümü önemli konular. Ama bana göre Türkiye’nin bekası meselesi önemli. Bir tehlike hızla yaklaşıyor bize. Sorunlar çözüm bekler. Bu korkular mutlaka bir gün bitmeli. Yeter ki aynı mantıkla, hep aynı diyerek yürümeli…
Ben eğitimci geldim ve eğitimci olarak gideceğim. Benim de TEOG ile düşüncelerim var. Sorarlarsa söylerim bir gün. Ama sormaya korkar insanlar. Çünkü eğitimden çok uzaktalar. Referans ararlar Adıyaman’dan, o eğitim yoksunu kafalar. Ama gözlediğim birkaç konu var. Bu ilimiz içinde. Söylemlerim hem sıcak olacaktır hem de sade. Yarın ben bilmiyordum demesinler diye. Aslında biliyorlar ama ah şu deve kuşları... Kaçak anaokulları var, ruhsatsız kurslar var, izinsiz yurtlar var, okul çevrelerinde olumsuz insanlar var, tek tek öğrenciye sigara satan yerler var. Modeli düşük araçla öğrenci taşıyanlar var, iki araçlık öğrenciyi bir araçla taşıyanlar var, yapılmayan derslerden kendilerine ücret yazanlar var. Ders kitaplarını takip etmeyip öğrencilere yardımcı kitap aldıranlar var, parayla öğrenci kaydı yapanlar var... Var da var; daha saymaya gerek var mı? Son bir tane daha ekleyelim. Öğrencisine ücretli ders verenler var. Özel okullarda, pahalı yemek veren, servis yaptıran ve bu yolla para kazanan okullar var. Şu öğretmene öğrencini veririm ama şu kadar para vereceksin diyenler var
Hadi iyi uykular. Işıyan yeni bir günle güzellikler getirin ülkeme. Lütfen sayın muhtar arkadaşlar sizler de hiç gücenmeden alkışlayın Sayın Bakanı. Yaylalar için konuştuğu çok doğru.
Pazar meydanında üşüyecek mi yine kadınlar? Kış geliyor. Sokaklar, meydanlar neden çöplerle dolu, neden yerlere atılır sigara izmaritleri? Bunda sizlerin hiç suçu yok mu? Neden kaçarız doğru sözlerden? Dünkü ağaçlar neden yok yaylalarda? Düşünmek ayıp mı beyler? Ne demişler büyük laflar bazı insanların canlarını sıkarmış.
Sayın Süleyman Soylu yaylalar konusunda muhtarları toplayıp, büyük ve güzel laflar söyledi. Kendisin bu konuda alkışlıyorum yürekten. Homurdanmaya gerek yok. Sosyal medyada milleti galeyana getirmeye ve doğru söylenen sözden ve icraattan nemalanma peşinde koşmaya hiç gerek yok. Her muhtar bir kamu görevlisidir. Kanunların bir nevi uygulayıcısıdır. Hep aynı kalmasın yılların birikmiş sorunları.
Yenilikçi doğruların yapıldığı iyi haftalar herkese.