Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 12.09.2017 09:58

NOSTALJİ HAFTASI

Facebook Twitter Linked-in

KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

NOSTALJİ HAFTASI

Bu günlerde okullar açılıyormuş. Veliler okul seçme derdinde. İzinsiz öğrenci yurtları Fatih Eğitim Fakültesi önünde öğrenci kandırma peşinde. Denetimsiz öğrenci taşıma araçları öğrencileri istif etmekte. Taşıma yapan araçların yaşları büyük hiç kimsenin umurunda değil. Korsan merdiven altı “Anaokulları”, ruhsatı olmayan kurslarda kandırılan öğrenciler, tuvaletleri kilitlenen okullar ve öğretmenler teneffüslerde tuvalet ihtiyacı için sıraya girmekte, özel okullar yemek parası, servis parası, forma eşofman parası adı altında velileri soymakta, hatta devlet ve özel okullarda devletin kitapları yerine veliye kaynak kitap aldırılmakta, egzersiz, kurs çalışmaları denilerek çoğu kişi ders ve egzersiz yapmadan ücret almakta,  taşıma şoförleri tarafından bazı okul yöneticileri tehdit edilmekte, taşıma araçlarına siviller alınarak öğrenci ayakta gitmekte, deve kuşları sahillerde gezmekte.

Trafik derdi varmış, ara sokaklarda sorun varmış, köylerde yol, su sorunu varmış, fındık yeterli değerine satılmıyormuş, küçük esnaf marketlerden şikâyetçiymiş, siftah bile yapamadan dükkân kapatanlar varmış, kiralar pahalıymış, köyde araziler işlenmediğinden orman olmuş, yaylalarda çarpık işler yapılıyormuş, turistler bilhassa yaylalarda kazıklanıyormuş, çöpler etrafta bırakılıyormuş, denizde balık yokmuş,  yiyecek fiyatları artmışmış, gençlerde uyuşturucu bağımlılığı çoğalıyormuş, deniz kirlenmişmiş, dere yataklarına moloz dökülüyormuş geçelim bunları bizler. Gelin bu hafta biraz nostalji yapalım bu kent üzerine. Deve kuşları sayısı çoğalsın...

Gerçi yapacağımız nostaljiyi bu kentte çözecek çok insan da kalmadı ya. Bugün bu kentin mahallerini bir çırpıda sayacak kaç insan çıkar bu da meraklarımız arasında.  Hadi başlayalım öyleyse, beraberce şöyle bir girelim bu kente. Ama belli bir sıra ile değil karışık olsun gezimiz.

İstiklal Caddesinden başlayalım. Kumaş satan Akıl Muhtarı. Hani yetmişli yıllarda dükkânını sel almıştı. Yanında Terzi Enver Yardım, yanında Şenerler ve Tonguçlar çeyiz mağazası, Terzi Urus Ali’nin Ömer, Remzi Sivri ayakkabıcı, sosyal bir adam. Selde ölen gaz ocakçı, tam derenin üzerinde küçük bir dükkânda gazocağı tamiri yapardı. Selde dükkândan tabancasını almak isterken boğulmuştu. Karşıda Gülmez Osman, torunları aynı yerde ticaret yapıyor. Gülmez Osman denilince benim aklıma iki şey gelir. Birisi Küçük Ayliya’daki çok güzel evi ve bahçesinde portakallar. Diğeri dondurma yapılan sahlep çiçeğini yetiştirmesi. Çolaklar demir satarlardı. Mehmet ve Cemil. Derenin karşısında kumaş satan Ahmetcan Aktuğ, Demirci Ahmet Topsakal. Karşında Tarakçıların dükkânı, yanında Ahmet Şener, Tuhafiyeci Küçük Nihat; Nihat Saraç. Tam uçta Ali Ağa (Topsakal), Otelci Alican’ın Hüseyin, Terzi Ferhat, Şeker Usta, Davulcu İsmail ve oğulları yorgancılık yapardı, iyi davul çalar, horon oynardı. Çerkez’in Yaşar ayakkabıcılık yapardı. Kopuk Ali, Fikri Usta iyi ayakkabıcı ustalarıydı. Berber Tuncer Dilber ve Berber Enver Türkmen; ikisi de iyi futbol oynardı ve sonradan işçi olarak yurt dışına gitmişlerdi. Halen yaşamaktadırlar. Terzi Maraşal Fevzi Usman, Sobacı Ali Kandemir, Arzuhalcılar meşhurdu. Hepsi de siyah kolluk takarlardı. Bir daktilo ile dilekçe yazar mahkemelere girerlerdi. Eskiden ilçede avukat görevini onlar yürütürlerdi. Kimler mi? Abdullah Doksanbir, Ömer Lütfü Özer, Seyisoğlu. Şimdiki Kızılay’ın önündeki kahvede Kalaycı Ali kalay yapardı. Orta Cadde’de hırdavatçı Sami Efendi, oğlu Sadi Güç, Bakkal İshak ve İhsan Turan, Bostanoğlu, Şekerci Emrullah Turhan, Tavukçu Mustafa, İngilizin Şakir, Fırıncı Şükrü Gerigelmez, Ayakkabıcı Harun, Sultan Kolaylı, Kasap Harakali Çolak, Mustafa Özkan lokantacı, Paçacı Teyfik Çolak, Camcı Paşalioğlu Hasan, Camcı Nihat Kuruçelik, Demokrat Sabri Çilingiroğlu, Kahveci Arapoğlu Nuri Köse, Ayakkabıcı Şevket Usta, Ayakkabıcı Ömer Usta, Manav Ruşen Aga, Ayhan Karan, Molla Dayı, Cemal Kalafat, Reşit Şahin, Marangoz ve Defineci  Ali Usta,Bisikletci Rasım, Kahveci Hurşit, Dişçi Ayhan ve Özcan daha nice insanlar bu kentten geldi geçti.

Benim ahlar vahlarım güzel insanlar için. İçimde son sevgi kırıntıları bu kentte güzel insanlar için. İsyanlarım yok benim, şikâyetim kusurlara bu kentin geçmiş güzelliklerin yaşatmasını bilmeyip değerlerini har vurup harman savuranlara. Vefasızlığı, çarpıklığı, kirlenmeyi görünce, acımasız hüzünlerim katlanır günlerce. Daha bu kentin geçmiş değerlerini bilen çok insan olmadı. Ne denizini, ne dağını, ne yeşilini gören olmadı. Dağları tertemiz denizinde ayağını yıkarken ne dağın ne de denizinin seveni çok olmadı. Toprağını eşince fışkıran berekete ihanet etti birçok insan. Çetenler, serenderler, ambarlar doluyken değerini bilen olmadı. Ekmeğini bölüşürken bu kentin insanları, şimdi kim aç kim tok soran olmadı hiç. Yıllarca özleyerek yaşarken güzellikleri. Şimdi ellerimizi açtık Allah’a güzellikler, doğruluklar ve aydınlık bir güneş vursun bu toprağa. Siz siz olun sorunlar karşısında boyun bükmeyin, gerçekleri yapıcı dille söylemekten korkmayın. Bu kent için iyi düşünmeyen kişiler varsa ne yanlarına yaklaşın ne de yanlışlıklarına fırsat vermeyin. Bütün özlemleriniz yaşayın geçmişi ve geleceği ile bu güzel şehirle. Baktım da şöyle bir geriye birçok güzel insanın ismi düştü dilime. Daha çok söylenecek konuşulacak insanlar, yazılacak hatıralar var.

Herkese güzel haftalar.

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —