KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
YAZ... YAZ... YAZ...
Güzel mi, kötü mü bilemem ama önümüzden bir Yaz çok çabuk geldi ve geçti. İnsan vardır Yaz’ı sever insan vardır Kış’ıı. Bana sorarsanız Sonbahar derim. Sebebi içinde sarının her rengi.
Biraz musiki vardır bu mevsimde, biraz ayrılık. Hatta veda. Güneş bir görünür bir yok olur sarı sarı yapraklar arasından. Ama ay geceleri bir başka düşer ağaca küsmüş sarı sarı yapraklar üzerine. Yaz yağmurları kadar olmasa da muhteşem olur güz yağmurlarının çinko kaplı evlerin çatılarına düşmesi. Yağmur ne sıcaktır ne de soğuk. Bir gözyaşını hatırlatır hazan yağmurları. Bunun sebebi içimizdeki hüzün müdür bilemem.
Güneş ara sıra görünür insana. Güneşi gören insanlar özlemle çıkarlar sokaklara. Bırakırlar kendilerini güneşin kollarına. Uzanırlar sarı yapraklar üzerine ve dalarlar yeni yeni düşen yaprakların seyrine. Sonbahar hastalıklı bir mevsim olarak algılanır. Ama en güzel şiirler Sonbahar’da yazılır, en güzel şarkılar bu mevsimde bestelenir. İnsanlarda bir telaş başlar Sonbahar’da. Kış hazırlıkları başlar. Eskiden sinilerde güneşe serilirdi tarhanalar, iplere dizilirdi patlıcanlar, kabaklar, fasulyeler. Bu günlerde aynı geleneği devam ettirenler var ama sayıca çok azlar. Ormanda gazel toplar, renkli basma etekli kızlar. Tarlalarda horomlardan alınan mısırlar girer çetene. Aniden bulutlar keserler güneşin yolunu. Güneş ile bulut arasında başlar bir yarış. Kimi beyaz bulut kaybeder bu yarışı. Kazanan daima kara bulutlar olur. Sıcak güneş yeniden yüzünü gösterince bir başka gülümser insanlara bu mevsimde.
Zaman zaman gök gürler, inceden başlar bir yağmur. İnsanlarda bir korku başlar, “sel olacak mı” diye birbirine sorar. Bu mevsimde güneşe aldanmak, bir tebessümün peşinden koşarken duvara toslamaya benzer. Zaman zaman insan insanı kandırırken, mevsimler de kandırır kendince. Pastırma Yazları adeta bir yaz görünümü verir. Hatta bazı bitkiler şaşırır, Yaz geldi zannıyla çiçek açar. Aldanan insanlar kendi kendine söylenir: “Sen de mi beni kandırdın Sonbahar?” diye. Çok insanlar bu hazan mevsiminde kaybedilir. Onun için dertli vurur mızrap sazın tellerine. Onun için göçmen kuşlar yükseklerden alırken yol, bu yerler çok değişti diye söylenir.
Zamanın tam ortasıdır sonbahar. İnsanlar bekleyişler yüklerler bu zamanda duygularına. Sabahın ilk ışıklarıyla kapında öten bülbül bir başka dertlidir. İçinizi bir yalnızlık duygusu kaplar. Bu duygu bıçak gibi böler yüreğini. İnce bir sızı başlar içinde. Yarına dair bir umut belirmez bu mevsimde... İşte o an içinden bir ses, yaz, yaz, yaz diye seslenir. Boynu büküktür doğanın. Rüzgâr sallar dallarını soyulmuş ağaçların. Ağaçlar çıplaklığından utanır Ama insan sonbaharda bir başka hüzünlenir, yakıcı bir tat alır yaşamdan.
Yaşanacak o kadar güzel Yaz varken, yaşanacak o kadar güzel Bahar varken nereden kapımızı çaldı bu Sonbahar... Söyler diller, duyar gönüller. Sevinci, kızgınlığı, hüznü, gözyaşını, gülüşü, korkuyu, ayrılığı, cesareti, sevgiyi içinde saklar sonbahar.
Kızma bize Sonbahar. Biz Yaz, Yaz, Yaz diyorduk. Pencereden baktık mevsim artık Sonbahar. Nasıl da kızıla ve sarıya boyanıyor doğa. Hangi ressam çiziyor bu renkler. Duyuyorsanız eğer, görüyorsanız eğer, yaşıyorsanız eğer... Yaz... Yaz... Yaz...
Biz Sonbahar’da sarıyı ve kızılı bulduk, bize başka renklerle kandırmayın. Özlemin en koyusu bu mevsimde. Ama yine de içimizde Yaz, Yaz, Yaz...