Huzur KORKMAZ TOPAL - Yaşam Koçu

Tarih: 10.05.2024 11:44

GENÇLER NE YAPSIN?

Facebook Twitter Linked-in

GÖRDÜKLERİM DUYDUKLARIM

Huzur KORKMAZ TOPAL

Yaşam Koçu

huzur06peri@gmail.com

 

Bu söyleşilerin bana çok şey öğrettiğini söylersem hiç de abartmış olmam. Öncelikle liselerde okuyan öğrencilerin anneli babalı ama yetim öksüz olduklarını öğrendiğimi söyleyebilirim. Çocuklara saygısız, vurdumduymaz, tembel, kaygısız, şımarık, kaba ve bunlar gibi bir sürü vasfı yakıştıran biz büyüklere kendimize bakmamız gerektiğini de öğrendiğimi söylemeden geçemeyeceğim.

Bu çalışmaya karar verip gerekli izinleri aldıktan sonra ön görüşme için gittiğim tüm okullarda “ne yapmayı düşünüyorsunuz, konu neydi, gerçekten çok güzel düşünmüşsünüz, hevesinizi kaçırmayı hiç istemem ama bu konularda sizi dinleyip anlayacak pek fazla öğrencimiz yok, hatta sizin moralinizi bozarak şevkinizi kırarlar” diyen öğretmen ve idareci arkadaşlara, bana karşı davranışlarından dolayı çok teşekkür ederek şunu söylemek istiyorum.

Öncelikle “kaç öğrencinin hayatına dokunabilirim” değil, “hayatlarına nasıl dokunabilirim” fikri vardı aklımda. Ben gençlerden hiç umudumu kesmedim, hep onlara inanmayı ve güvenmeyi tercih ettim. Bu düşüncemin de meyvesini aldım. Hangi okula gidersem gideyim öğrencilerin meraklı bakışlarına çarçabuk açıklama yaparak. “Sizler bizim güvendiğimiz geleceğimizsiniz, öncelikle sizleri çok sevdiğim ve sizler için endişelendiğim için buradayım. İyi ki sizlerin karşısında konuşmayı tercih ettim, çünkü sizleri çok seviyorum.” diyerek başladığım söyleşilerimin hemen hemen hepsinde son derece duyarlı, sevildiğini ve değerli olduğunu duymanın verdiği mutlulukla beni merakla dinlediler. 

Tabii ki ilgisiz, haylaz, sıkılgan öğrencilerin olması da çok doğal.  Beş parmağın beşi bir mi? Genel olarak her söyleşimin ardından mutlu ve bir sonraki söyleşim için cesaretli olarak salonlardan ayrıldım.

Beni asıl endişelendiren, velilerle buluşamamak oldu. Veliler gelmez dendi ve dendiği gibi de oldu. Peki okuluna hiç uğramadığınız çocuklarınızı nasıl takip edebileceksiniz. Onların evin dışında nelerle ilgilendiklerini kimlerle arkadaş olduklarını, ne yiyip nasıl konuştuklarını nereden öğrenebilirsiniz ki? Sonra da benim çocuğum yapmaz, benim çocuğum haylazdır, benim çocuğum çok aklı başındadır, benim çocuğum çalışkandır veya benim çocuğum tembeldir ifadelerini hiç duraksamadan kullanabiliyorsunuz. 

Sevgili ebeveynler!.. Çocuklarınızı sizler dünyaya getirmiş olabilirsiniz fakat onlar siz değil ve sizin gibi olmak zorunda da değiller. Lütfen çocuklarınızı bir kalıba sokmayın. Onların nelere ilgi duyduklarını, neyi yapıp neyi yapmak istemediklerini, hangi mesleği seçmek istediklerini ve nasıl bir yolda yürümek istediklerini önemsediğinizi çocuklarınıza söyleyin. Söyleyin ki, onlar da “benim arkamda ailem var” diyerek yanlış yollara sapmasınlar.

Sevgili öğretmen ve veli kardeşlerim!.. Çocuklarımızın, gençlerimizin olumlu ve faydalı rol modellere ihtiyaçları var. Onlara davranışlarımızla rol model olalım. Sigaranın olumsuzluklarının anlatıldığı bir dersten sonra hemen okul bahçesinin dışına çıkarak bir sigara yakmayalım.

Yalan söylemenin doğru bir şey olmadığını anlattıktan sonraki gün size gelen telefona cevap vermesini ve annem veya babam evde yok demesini veya hasta olduğunuz için telefona bakamadığınız yalanını söyletmeyin onlara. 

“Bırak şu telefonu da dersini çalış” derken arkadaşınıza mesaj çekmeyin veya internette dolaşmayın. Sosyal medya kullanımı için bir saat süre verdiğiniz çocuğunuzun yanında gün boyu sosyal medyada gördüğünüz bir şeyi gösterip çocukların kafasını karıştırmayın. 

Söyleşilerimin birinde beni hem güldüren hem de sinirlendiren bir olayla karşılaştım. Çocukların ikilem içerisinde olduklarını ve gösterilmeyen bir saygının onlardan nasıl da beklendiğine şahitlik ettim maalesef.

Söyleşi yapmak için gittiğim okulların birinde son derece nazik ve ilgili bir öğretmen arkadaşım benimle ilgilendi. Çocukları okulun konferans salonuna toplayan sayın öğretmenim, “Çocuklar Huzur Hanım sizlerle söyleşi yapmak için geldi. Sizler de hiçbir şeyle ilgilenmeden kendisini dinleyin.” dedikten sonra salonun sonuna geçerek çocukların kontrolünü sağlamak için yerini aldı.

Söyleşim oldukça seri ve akıcı bir şekilde ilerliyordu. Ben oturarak konuşamıyorum. Oturarak konuşmak dinleyicilere karşı saygısızlıkmış gibi geliyor. Salonda bir arkaya bir öne yürüyerek tamamladığım söyleşimin sonunda öğretmen arkadaşımın beni dinliyormuş gibi yapmak yerine telefonunda bir şeylerle ilgilenmesi beni oldukça şaşırttı. Hem güldüm hem de “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” diyerek öğretmen arkadaş için “keşke burada bulunmak zorunda hissetmeseydi veya zorunda bırakılmasaydı da çocuklara kötü örnek olmasaydı” diyerek biraz da kızdım. Kızgınlığım öncelikle öğrencilerine yanlış bir örnek olmasından kaynaklıydı ve tabii ki kendimi kötü hissetmeme de neden olmasındandı 

Şimdi soruyorum sizlere; “Huzur Hanımı dinle” dediği halde kendisinin bu eylemi yapmaması çocuklarımız da nasıl bir düşünce tarzını olgunlaştırmıştır?

“Kızım terbiyeli ol”, “oğlum toplumda yüksek sesle konuşma ve nezaketli ol”, “kızım ağzında bir şey varken konuşma karşındaki insanları rahatsız ediyorsun”, “oğlum şiddet acizliktir bunu sakın unutma”, “kızım misafirlerimize hoş geldiniz desene”, “oğlum kalk odana git toplum da uzanarak oturulmaz” diyerek eleştirdiğimiz veya suçluluk hissi yüklediğimiz çocuklarımıza bunları söylemek yerine bu olumsuz davranışları yapmadığımızı göstermemiz gerekir.  Söz Uçar yazı kalır derler ya, söylediğiniz çocuğunuzun aklında yer etmez uçar gider. Fakat davranışlarınız çocuklarınızda yer eder ve başka türlü davranamazlar.

Kızlarımı ilk kez gören insanların ortak bir fikri var. “Aslında siz söylemeseniz de sizin kızlarınız oldukları öyle çok belli” derler. İşte tam da bundan söz ediyorum. Siz neye dikkat ederseniz yetiştirdikleriniz de onlara dikkat ederler. Topluma faydalı örnek bir kişi yetiştirmek istiyorsanız en iyi yolu ona iyi bir rol model olmaktır.  

İnsan ilişkilerine ve toplumsal kurallara dikkat eden ebeveynin çocuğu bu kurallara uyum sağlayan davranışları sergiler.

Sevgi ve saygıyla kalın.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —