KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
Bu şehre her ne kadar dışarıdan gelmişse de çok çabuk ısınmıştı bu şehre. Belki de Bulancak'ın doğası vermişti ona iyilik perisi olmayı. Akçaabat Ziraat Bankası'nda işi olan ya telefon ederdi Hacer Abla'ya, “Şu hesabımda ne kadar para var?” diye ya da Hacer Abla telefon ederdi ve “Bankada senedin var; son günü gel öde” diyerek müşteriyi uyarırdı. Yolu Ziraat Bankası’na düşen köylü, kentli önce işini çözsün diye Hacer Abla'ya derdini dökerdi. Hacer Abla güler yüzle karşılardı her banka müşterisini. Aydınlatır, bilgi verir, öyle uğurlardı. İşinin ehliydi. İş yapmaktan yorulmazdı. Boş zamanında kendini okulların eğitim işine vakfetmişti. Bilhassa kızlar okusun diye çırpınır, onlara yardım ederdi. İlçenin her sosyal olayında izi vardı. Bilhassa bankaya korka korka gelen emeklilere, kadınlara önce hal hatır sorar, hatta çay ısmarlar, işlerini de hallederdi. Ziraat Bankası'nda müdür değildi ama müdürlerden daha çok faydalı işlere imza atardı.
Zaman zaman yolda rastlardık kendisine. Önce bize güler, eşimizi, çocuklarımızı sorardı.
Bu şehrin gülen yüzü olan Hacer Abla'nın dostluğuna, sevgisine, arkadaşlığına çoğu insan doyamamıştır. Kimsesizlere, yetimlere, yoksullara karşı içinde tarifsiz acılar saklardı. Okuyan başarılı olan öğrencileri nerede olsa, nerede görse kucaklar ve alkışlardı. Sevdiği bir insan vefat etse içi kan ağlardı. Orta Mahalle Hacer Abla'nın en sevdiği yerdi. Orta Mahalle kültürünü Bulancak kültürüne eş tutar, yolda gördüğü her insana gülümser ve hal hatır sorardı.
Samimi bir dostunu, arkadaşını görürse, yüzünde bir gülümseme, dudaklarından çok güzel cümleler dökülürdü. Dost sofralarında çok güzel hikayeler anlatır, anılarını dile getirirdi. Bankanın yanından geçen arkadaşları olursa, onlara cam arkasından el sallardı. Bir öğrencinin kitabı, çantası, hatta parası yoksa bu şehrin gülen yüzü Hacer Abla bulur buluşturur o çocuğu sevindirirdi.
Gün gelir, en moda giysiler giyer, gün gelir Trabzon işi kara lastik giyer yolda arkadaşlarıyla yürürdü. Ne kibri ne de benliği vardı. Yüreğinde olan tek şey, insan ve doğa sevgisiydi.
Çiçekleri, kuşları, doğayı çok severdi. Evinde saksıda çiçek yetiştirir, çiçeklerine çocuğu gibi bakardı. Türkü dostuydu. Zaman zaman doktor oğluna “al şu sazı çal ve söyle şu türküyü” der, oturur karşısına dinlerdi. Gelini Dr. Ebru'ya çok önem verir, sağlık yönünden O'nun sözünden çıkmazdı.
Kimseye karşı kin gütmez, kimseyi kırmaz, bir hata yapmışsa gider o kişi karşısında eğilir defalarca özür dilerdi. Herkesin mutlu olmasını isterdi. Herkes kendi gibi gülümsesin isterdi. Belki acıları olmuştur ama Hacer Abla acılarını içine gömerek yaşamasını da becerirdi. Bir parça ekmeği, bir bardak suyu arkadaşıyla paylaşmaya bayılırdı. Yüreğinde sevgi samimiyet, yüzünde hep tebessüm vardı.
Hangi düşünceden olursa olsun, hangi siyasi parti peşinde koşan olursa olsun asla dışlamaz “hep sevdim sizi” cümlesi ağzından çıkardı. Her düşünceye saygı duyar, siyasi çekişmeler içine de girmezdi. Çünkü Hacer Abla bu şehrin gülümseyen yüzüydü.
Zaman zaman Merkez İlkokulu’nun kapısına gelir, küçük çocukların çığlıklarını dinlerdi. Zaman zaman “Allah'ım bu çocukların dünyalarını güzel kıl” diye de dua ederdi.
Erikler çiçek açtığı zaman Orta Mahalle yollarında dolaşmak Hacer Abla için büyük zevkti. Eşi Salih Zeki Sivri'yi yanına alır kayın pederi Remzi Sivri'nin yaşadığı evin avlusuna bakar, buraya nasıl gelin geldiğini yad ederdi. Mahallede gördüğü küçük çocuklara sarılır, onlara küçük küçük hediyeler, banka kumbaraları verirdi. Çocukla çocuk, büyükle büyük olmasını beceren bir ablaydı. Gönlü hep sevgiden ve iyiden yanaydı. Samimiydi. Kimseyi üzmemiş ve kırmamıştır. Bu şehrin güler yüzlü bankacısıydı.
Pazar sabahı kalktım; baktım sosyal medyadan bu şehrin gülen yüzü Hacer Abla vefat etmiş. Önce eşime “Hacer Abla...” dedim. Aldığım cevap “Sakın vefat etti deme” oldu. “Üzgünüm, vefat etti” dedim. O da başladı göz yaşı dökmeye. Çünkü bu şehirde herkesin kalbinde yeri vardı. Çünkü Hacer Abla'sının hastanede yattığını biliyordu.
Biz ailece Hacer Abla'yı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. İnsan ve doğa sevgisi ile dopdolu bankacı Hacer Ablamıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına sabır diliyoruz.
Pazartesi günü tüm dostları Söğütlü Ulu Cami önünde toplandılar. Kimi göz yaşı döktü, kimi hatıralarından bahsetti. Hacer Abla, sen gidiyorsun, ama biliyorum bu şehir seni çok özleyecek. Çünkü sen, sevgi, dostluk ve duygulu bir kadındın. Yeri geldi modern oldun, yeri geldi köyden bir kadın.
Yazıyorum zaman zaman, vefat eden dostlar için birkaç satır. Fakat sen, benim yazacağım satırlara sığmazsın, bu şehrin bence kadınlar destanı olmalısın. Seni kaleme almak hiç de kolay değil. Çünkü senin bu şehir için yaptıklarını, gülümsemeni, insani duygularını, sevgini ifade etmeye benim kalemim yetmez.
Belki de bu hayata doymadan gidiyorsun. Mekânın Cennet olsun, bu şehrin gülen yüzü Hacer Abla. Bu şehirde seni hatırlayacak birçok insan olacak. Rahat uyu.