GÖRDÜKLERİM DUYDUKLARIM
Huzur KORKMAZ TOPAL
Yaşam Koçu
huzur06peri@gmail.com
Yılbaşı akşamları için hummalı çalışmalar yapılırdı evlerde; akşam yenecek olan yemekler, yemekten sonraki atıştırmalıklar. Eski yılı uğrayıp yeni yıla merhaba dediğimiz ilk dakikalardaki ağız tatlılığı olan kabak tatlısı.
Bizim evimizde yılbaşı akşamı olmazsa olmazımız kabak tatlısıydı. Hatta babacığım espriler yapar, “oooo kabak tatlısı, kabağa bak kabağa, kabağı yiyen gelinle yatacak” diye güldürürdü bizleri.
Tombala çekilir, her nasıl olursa kaybeden hep büyükler olurdu.
Mutlu güzel sesler yükselirdi evlerin pencerelerinden.
Çoğunlukla ilkokul çağlarımı unutamıyorum yılbaşı dendiğinde. Okula gittiğimiz ilk gün mutlaka yılbaşı akşamıyla ilgili bir resim yapardık. Şu an bile gözümün önünde o resimler.
Her zaman masanın etrafında bir aile, masada yiyecek, içecek ve meyveler çizerdik. Çocuklar sobanın etrafında yerde uzanarak tombala oynuyorlar. Sizler de böyle resimler yaptınız mı?
Biraz düşünelim mi bu akşamlarda neler olmazdı diye.
Yılbaşı akşamı için dışarı çıkılmazdı, tatile gidilmezdi, kimse uçuk kaçık eylemler de bulunup aşırıya kaçılmazdı. Kimse kimseye nerede olduğunu ne yiyip ne içtiğini göstermezdi. Gece tam 12’de çıkacak olan dansözler şimdilerde olduğu gibi her zaman göz önünde olmadıkları için merakla beklenirlerdi.
Ahlak bu kadar yerlerde olmadığı için kimsede ahlak kumkuması kesilmezdi ortalıkta.
Dansözlerin etine değil, yaptıkları ritimsel hareketlere bakılırdı.
Hatta ve hatta gece hayatı bu kadar popüler olmadığı için saat 12'den sonra yatılmazdı. Kadınlar geç yatacaklarını düşünerek geç saate kadar oyalanacak o geceye özel elişi hazırlarlardı.
Ağaç altında değil ama herkesin gizlisinde sevdikleri için sakladığı pahada hafif, değerde büyük hediyeler gecenin geç saatinde yılın ilk hediyesi olarak verilirdi.
Yılbaşı kutlamaları her evde olur, kimse kimseyi eleştirip ayıplamadığı gibi, herkes gönlünce yeni yılı karşılardı.
Yazıya başlamadan önce hiç de bunları yazarım diye düşünmedim; doğaçlama oldu bu haftaki yazım. Özlemişim belki de şöyle ağız tadıyla bir şeyleri yaşamayı.
Yaşam demişken gündemi de atlamak istemem.
Ben hayatım boyunca hem politikadan hem de futboldan hiç hoşlanmadım. Şimdilerde futbolunda politikaya alet edildiğini görüyorum. Yapmayın beyler, yapmayın efendiler. Biz güzellikleri çoğaltalım. Renklerine gönül verdiğimiz futbol takımlarını ve düşüncelerimizi temsil eden partilerin arkasından giderken, insanlığımızı, sevgi ve saygı kavramlarını unutmayalım.
Seçim sürecine girdiğimiz şu an itibariyle yapılan güzellikleri görelim, eksikliklerimizi tamamlayalım ve bizlere verilen anayasal hakkımızı seçim günü kullanalım.
2024 böyle duygular verdi bana, bunları düşündürdü.
Sevgiyle kalın...