Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 28.11.2022 21:41 Güncelleme: 28.11.2022 21:41

NE YAZAYIM?


 

KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

NE YAZAYIM?

Bu hafta boş geçti. “Öğretmenler Günü” hafta içindeydi. Bekledim güzel etkinlikler sıralanır diye. Ama ne gezer... Bana göre gün ve hafta boş geçti. Her okul ayrı telden. Her öğretmen farklı düşüncede ve şekilde. Yeni moda anlayış bu. Birileri böyle istiyor. Yine sahneye ödül almaya çıkan kılıksızlar ordusu. Boş ver uzatmaya gerek yok. Balık baştan mı yoksa kuyruktan mı kokar? Bu sorunun cevabını versin balıkçılar. Bize ne özenden, düzenden, eğitimden. Görüp işittiklerimiz sadece üzüyor bizi.

İnsan şöyle bir Trabzon'a doğru geçeyim diyor. Dakikalarca dolmuş bekliyorsun. Gelen dolmuşta yolcular istif edilmiş; iç içe, sırt sırta. Kadın erkek karışık. Bir zamanlar dolmuşlarda “ayakta yolcu almak yasak”diye yazardı. Nereye gitti o tabela? Trafikçiler uyuyor mu? Eskiden Sadri Alışık vardı söylerdi: “Tiwist yap abi, dalgana bak.” Sonra şu söz aklıma geldi: “O'nun adı Reşit, sen de sen işit.”

Benim de kafama takılan işlere bak. İşin yok mu? Bu dünyanın düzeni ve akordu bozuk. Ye, iç, yat, gez, dolaş. Düşünürüm de hiçbir zaman insanı aldatmadı şu ozanların çalıp söylediği türküler. Gel de şimdi Ozan Arif'i, Neşat Baba'yı, Aşık Veysel'i, Dadaloğlu'nu, Abdulvahap Kocaman'ı, Sümmani'yi, Hilmi Ballı'yı, Reyhani'yi arama. Türküler anlatır dertleri. Şair diyor ya: “İnsanların türküleri kendilerinden güzel.”

Bu sabah eve temizlikçi gelecek diye erken kalktım. Gazete sahibi İsmail Topal açar telefonu hani yazın der diye çala kalem yazıyorum. Bir oradan, bir buradan. Yağmur yağıyor ince ince. Yine kaldırımlar işgal altında. Sahilde birkaç genç, sanki yine zararlı madde içiyorlar gibi geldi bana. Hafta içi aynı yerde çocuklar görüyorum; kızlı erkekli, ellerinde ya bira şişesi veya zararlı maddeler. Hala merdiven altı ana okullarına öğrenci taşıyor bazı veliler.

Acaba erken uyandım diye mi üzerime üzerime doğru kayıyor toplumsal sorunlar? Mesela çöp kutusu varken neden etrafa atılır evsel çöpler, her sabah neden sahilde cam şişelerini ve çöpleri toplar çöpçüler? Bakıyorum o sahillere giden gençlere, giysileri en pahalı ve marka. Saçlar son model. Sırtlarında çanta ve açılır kapanır oturaklar, ellerinde en pahalı telefonlar. Kulaklarında kulaklık ve küpeler. Ama sabah vakti onların geçtiği yerde çöp topluyor çöpçüler. Kızıyorum şu Erkin Koray'a. Hani diyordu ya: “Kör olası çöpçüler, aşkımızı süpürdüler.” Ama öyle değilmiş. Keşke süpürdükleri gerçek aşk olsaydı sadece.

İnsan istiyor ki mis gibi bir dünya olsun. Her insan “günaydın” diyerek karşılasın günü. Gül bahçesinde hazin hazin öten bülbülü dinlesin. Sevgi, “denizi uçakla ilk defa geçer gibi” gelsin. Ama hiç de öyle olmuyor. Kirli sokak, kirletilmiş beyinler, argo sözler içindeyiz. Şair, “yaşıyoruz çok şükür” derdi de acaba biz çok şükür diyebilir miyiz? Ama âdettendir yine de çok şükür.

Dedim ya uyku mahmurluğu. Erken kalktım ya. Pek alışkın değilim erken kalkmaya. Emekli adam işi uyumak. Erken sokağa çıkmamak. Hele de sabah vakti yazı yazmak. Gündem olacak ki yazasın. Ha “ekonomi, siyaset” diyorsanız biz ondan anlamayız. Bizim anladığımı önce eğitim, sonra azıcık futbol ve “eğri sap armudu sevgisi” kadar sanat, resim şiir, kitap. Bir de Trabzon Büyükşehir’in yaptığı o güzel Botanik Park’taki çiçekleri seyretmek. Kırmızı balıkların ekmek yarışına tanık olmak. Taş üzerinde güneşlenen kaplumbağa ile sohbete dalmak.  Sonra Trabzon'a tepeden bakarak demli bir çayı yudumlamak.

 Futbol denilince aklıma Sebat Gençlik geldi. Bölgesel Amatör Lig’de geçen yıl olduğu gibi Trabzon takımları birbirinin ayağını aşağı çekmez. Cemil Kalkışım ve ekibi çok emek harcıyor. Öyle bir sistem oluşturdular ki sanki sporcular büyük takım oyuncuları havasında. Her Bölgesel Amatör Lig takımında bu konfor yok. Geçen hafta Trabzon'a gelen Iğdır takımı dolmuşla maça geldi. Bu kadar emeği sporcular boşa çıkarmamalı. Nasıl Öğretmenler Günü’nde salondaki tüm öğretmenlerin ağzından Öğretmen Marşı’nı bekledik ama bulamadık. İnşallah Sebat Gençlik Sporcuları bu yıl tüm Sebat Gençlik taraftarlarına yıllarca coşku ile söyleyemediğimiz “Şen Ola Sebat Şen Ola” marşını söyletirler. Tabii şampiyon olarak.

Sabah vakti sebzeli kebap gibi yazı yazmakta sanki hoşuma gitti. Ne gelmişse düşünceme ne salmışsa yüreğim çala kalem yazıp gidiyorum. Eti biraz az. Ama biliyorsunuz et pahalı ve biz yaşlılara yaramaz. Bol sebzeli ve çeşit çeşit renkli olmalı. Odun ateşinde pişmeli. Yeter ki tuzu az ve çeşidi bol olsun. Geride kaldı o günler.

Az kalsın unutuyordum. Onu da yazayım ve sohbeti burada kapatalım. 28 Kasım Akçaabat'ın ilçe oluşu yine Akçaabat'ta kutlanacak. Bu da başka bir yenilik. Belki güzel olacak. Gidip görmek ve fikir vermek, genç belediye başkanını ve ekibini bu yenilikçi fikir için kutlamak gerekir. Bir de şu Sargana Anıtı ve Muhacirlik Anıtlarını diker, Akçaabat'a güzel bir öğretmen evi yaparsa, artık 3000'e yakın eğitimci yürekten alkışlar herhalde.

Değerli sayfa arkadaşlarım ve gazetedeki köşemde bu içimdeki yazıyı okuyan güzel dostlar. Bu sabah erken kalktım ve açtım içimdeki cümleleri, serdim önünüze. İster kızın ister okuyun, eleştirin. Dost sevgisi, yapıcı eleştiri içime dolar, dokunmaz, bir sevgi olarak kalır. Küfür olmadığı müddetçe eleştiriden çekinmem ve korkmam. Benimkisi de böyle bir dünya işte.

 Mevsim sonbahar. Bizlere “dinozorlar” da diyorlar, “kelaynak kuşları” da. Sarı yapraklar gibiyiz. Sözümüz açık ama biraz makam hüzzam. Yaşadıklarımız ve gördüklerimiz var. Başımızda bile kalmadı ağarmış saçlar. Sesimiz azıcıkta çıksın şu gök kubbede. Bizim de birazcık söz söyleme hakkımız var. Bizim de dünyamız böyle. İsterseniz bu hafta öğretmen Cemile Düzgün’ün şu mısralarla hoşça kalın diyelim siz güzel insanlara:

“Anlamlıydı dünyalar; çocukken boncuklarla.

Her boncuk, gördüğümde taşındım o yıllara...

Yürürken bundan böyle boncuk aramam yerden.

Bana tüm boncukları yağdırdın artık göklerden.”

Torunum Ahsen Dila Misket istedi. Çıkıyorum dışarı aramaya. Çocuklarınızı sevin, torunlarınızı sevin lütfen. Kadınlara da el kaldırmayın. Hayat ortak ve beraber, severek yaşamak güzel.

Yağmur çiseliyor dışarıda. Bizim evde temizlik yapıyor emekçi bir kadın. Emek kaleme dokuyor ve yazıyor zaman zaman.

 Yavaş yavaş ölüyor kentler. Hepinize sağlıklı ve güzel hafta dilerim.