Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 20.07.2022 21:39 Güncelleme: 20.07.2022 21:39

DEMEK Kİ GİDİYORSUN


KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

DEMEK Kİ GİDİYORSUN

Bir Cuma günü çaldın kapımızı. İyi gelmiştin hepimize. Sevginin, kardeşliğin doyumsuzluğunu dört güzel günde doldurdun içimize.

Masalsı bir dünya sundun çocuklara.  Dayanışma nedir anlatmak istedin anlayanlara. Her kapıdan kini, nefreti sildin. Çiçekler sıraladın renk renk.

Geldin “dünya denilen düzende” ne kadar çevreyi kirlettiğimizi gördün. Yüzümüz kızardı, seni dinlerken. Önce insan dedin. Gönül adamından ve iyilikten bahsettin. Gördün şu “hoyrat kargaşayı”, bu nasıl insanlık diye durdun düşündün. En çok da gülleri yasa gömmemize kızdın. Baktın bize masmavi gökyüzü tavanından. Belki de acıdın halimize. Yağmurlarla bir şeyler anlatmak istedin. Galiba yine anlamadık. Sen gideceksin, yine aynı dünya düzeni. “Aynı tas, aynı hamam.”

Keşke habersiz gitmeseydin. Biraz daha kalsaydın bizimle. Sen gelince her evde bolca yükseldi kahkahalar. Sevgi kokuyordu kelimeler. Manası güzeldi cümlelerin. Dur demiştin doyumsuzluğa birkaç gün, birkaç saat. Ruhumuzu inceltin, döverek havanında. Kokun hala kalıcı kaldı sokaklarda. Hele de gönlümüze ektiğin bir tutam sevgi tohumu inşallah silinmez kasırgada, yağmurda. O kadar sevgiye ihtiyaç var ki. Sevgisizlikten cehenneme çevrildi dünya. Savaşlar, orman yangınları, çıkar kavgaları. Yoksullar, açları yayık gibi çalkalıyor dünya. Savuruyor rüzgâr. Bir o yana bir bu yana. Kapatılmış sınır boyları. Yoksullar giremez. Paran varsa adres sorma gel geç. Öyle bir acı ki iç burkan. Sanki çözümü zor, karmaşık sorular. Göğsümüzde susuzluk. Karanlığı yenemeyen cılız ışık. Yakamozlar arasında salınan çöpler. Habersiz, masum balığa uzatılan kement. Sorun sorun üzerine. Yumaklanmış kördüğüm. Bu düğümü kim çözecek? Dayanışmanın, sevginin, birliğin anlamı yok. Zehir sunuyor dudaklar. Sıkılan dişler ve yumruk.

İşte bunları sildin dört gün. İçimizde sevgi güneşinle. Yağmurun da güzeldi, rüzgarın da. Ne olur biraz daha kalsaydın bizimle. Gitmeseydin. En çok seni çocuklar özleyecek.

Sen ve biz anladık mı birbirimizi, “bayram” adı verilen saatlerde? Ama ben bir sevgi gördüm senin ile büyüyen. Farklı oluyor insan, senin olduğun yerlerde. Duruşu, oturuşu, kalkışı farklı. En güzeli de selamlaşmalar. Ne kadar hoş çıkıyor ağızdan “iyi bayramlar” yankısı. Nineler, yaşlılar bakardı pencereden. Ne zaman tıklatılacak kapısı? Bir de huzur evlerinde güzel günleri arayan, bir tarafa savrulmuş insanlar. Onlar için de farklı bir yaşam biçimi. Ama sen gelince onların da gülmüştü geçmişi arayan yüzü. Sen geldin onlar da eski gökleri gördüler bir an. Onlar da herhalde diyordur: “Nerede o eski bayramlar?”

Öyle alıştık ki güzelliğine ve sevgine. Çok üzüldük çok, böyle ansızın bırakıp gitmene. Yoksa bizlerden mi bıktın, yoksa yanlışlardan, seni anlamayan insanlardan mı? Bak üzülme, seni anlayan ve seven çok insan var. Hatta şarkı yaptık adına. Özlem içerikli. Diyoruz ki “hayat bayram olsa.” Bahsediyoruz kardeşlikten, birbirimizi anlamaktan. Sen bakma o etrafta dolaşan sivri dillere. Selamsız geçen insanlara, kirletenlere, fitne fesat yayanlara, birliğe beraberliğe kurşun sıkanlara. Bizim içimizde hala senin o manevi tortuların var.

Biraz daha kalmalıydın. Ama bu sabah kalktım baktım mavililer içinde kızıl güneşe. Sen yoktun. Gittin. Yarım kalmış sevdalar gibi. Gel, özletme erken gel. Özletme kendini. Sana ihtiyacımız var. Sen gelince daha güzel açıyor çiçekler, özgür uçuyor kuşlar. Bir de çocukların içindeki sevinci görmelisin. En güzel de senin sevginle kırlarda salınır kırmızı gelincik. Çobanlar bile sen gelince su içer senin sevgi tasından.

Dört günde güzelliğinden ve sevginden başımız döndü. Bir kuş öter, bir çiçek açarsa sen doğacaksın düşümde.

Kızma bizlere güzel bayram. Bakma kusurlarımıza. Sevgini ipek mendile sar da bir daha yine habersiz gel kapımıza. Sen olduğun yerde çirkinlik, düşmanlık geçerli değildir. Teşekkürler sana güzel bayram. Bizi de insan olarak biliyor ve kapımızı çalıyorsun zaman zaman. İnsanlık nedir daha iyi anlıyoruz seninle.

Sabah balkona çıktım, ağır ağır yola koyulmuşsun. Enginlere doğru gidiyordun. Üzülmedim desem yalan olur. Çok sevdirdin kendini, iki üç günde. Yozlaşmadan büyümeli bayramlar her gelince.

Bütün yıl güzelliklerin içimizde tütecek. Hele çocuklar, onlar seni daha çok özleyecek. Öksüz kaldı atlı karıncalar. Yarım kaldı sevdalar.  Ne güzel şarkılar bıraktın içimizde. Tekrar gelinceye kadar o şarkılar düşmeyecek dilimizden. Biz seni ve seni seveni de severiz. Güle güle git. Masalımsı bir dünyanda yeni sevgiler öğren ve öyle dön. Ama adın hep “bayram” kalsın. Çocuksu, güleç yüzünle çocuk kalbine gir.

Değerli dostlar, okuyucular. Kapınızı bayram güzelliklerine ve dostluklarına açın. Sağlıklı ve iyi haftalar.