Cengiz BÖLÜKBAŞI

Tarih: 18.04.2022 00:41 Güncelleme: 18.04.2022 00:41

EMİN HACIMUSAOĞLU


AKÇAABAT’TAN

Cengiz Bölükbaşı

cengizbolukbasi@gmail.com

 

EMİN HACIMUSAOĞLU

Nam ı değer herksin Hacı Emin abisi…

Geçtiğimiz hafta hayata gözlerini yumdu.

30 yıllık belediyeciliği

Bilgisi birikimi. Bu millete hizmetiyle bir hayat daha noktalandı.

Eski başkan Şefik Türkmen beyin her cümlesinin ya başında ya ortasında ya da sonunda “bizden önceki dönem” diye sürekli eleştire durduğu başkan

1980 askeri darbesinden sonra bir gece uyarısı evinden alınıp artık başkanvekilisin deyip işe başlayan...

Seçimlerde Akçaabat’ın teveccühünü kazanıp çok kısa sürede dönemin Akçaabat’ında mükemmel işler yapan...

Uluslararası bir festivali Akçaabat’a kazandıran...            

Akçaabat sahil parkının projesini hazırlayıp bugünlere gelmesini sağlayan...

Bugün ki su ve kanalizasyon şebeke hattının projesini yapıp ihale eden...

Orta Mahalle’yi sit alanı ilan edip Akçaabat’a yeni bir çehre kazandırmaya gayret eden...

Selin yıktığı Akçaabat’ta tek başına mücadele etmeye gayret eden...

Elinde bağlaması, masasında emekçilerle bir hayat geçiren Emin Hacımusaoğlu...

Ses çıkaramasa da bu millet senin neler yaptığını unutmadı unutmayacaktır da...

Mekânı cennet, makamı âlî olsun...

 

KÜÇÜK ADAMLAR

Akçaabat...

Kadim bir kültürü içinde barındıran şehir.

Bu şehirde çokça kabaran kimseler olmuşsa da şehrin öz değerleri, dinamikleri o kabarıklığı, o köpüğü almasını her zaman bilmiştir.

Yani demem o ki, bu şehirde haddini ve hududunu bilen herkes pek âlâ rahat bir hayat sürmüş, diğerleri bir müddet sonra şehri terk edip gitmek zorunda kalmıştır.

Son dönemlerde ununu elemiş ve eleğini asmış kimselerde bu kabarıklığı net olarak çıplak gözlerle görmekteyim alimallah.

Şehirde bir makamda oturup arka planda vatandaşları birbirine kırdırıp bu kaostan yara almadan kurtulanın acziyetini de görmekteyim son zamanlarda.

Ozan Arif’in tanımladığı gibi “böyük böyük masaların ardında küçük küçük adamlar”ı gördüm son zamanlarda.

İnanın gençliğimden utandım, onlar adına yüzüm kızardı...

Bu kadar sitemin sebeplerine gelelim yavaş yavaş.

Akçaabat son üç aydır yaptığım bazı eleştirilerin basit dokunuşlarla düzeltmesini beklerken çok enteresan bir durumla karşılaştım.

Olayın detayını anlatmayacağım ama şu satırları okuyanlar bundan ders alacaktır herhalde.

Kapalı kapılar ardında yaptığınız ahlaksızlığı bastırmak için “Bu işi Cengiz karıştırıyor” diye basit ve sığ cümlelerin içine sığınmanızı nasıl ifade edeceksiniz?

Kapalı kapılar ardında belirlediğiniz hedefleri yok etmek için size itibar edenlerin güvenini nasıl heba edersiniz?

Kamuya ait her hakkı kendi babanız malıymış gibi kullanıp nasıl “bundan, şundan ötürü olmuyor” diye yalana başvurursunuz?

Zaten yaş haddim dolmadan bana kimse bir şey yapamaz diye nasıl bulunduğunuz idarenin altını oymak için hareket edersiz?

Nasılsa kadroluyum deyip nasıl bulunduğunuz makamı işlevsiz hale getirisiniz?

Bu milletin parasını pulunu nasıl hoyratça harcarsınız?

Geçmişten gelen adetleriniz ve başınızın kumda olması yaptıklarınızın görünmediğini mi zannettiriyor sizlere?

Size verilen emeğe ve değere yazık.

Kalıbınıza yazık.

Adamlığınıza yazık…

Cengiz bu işleri karıştırsın, bu milletin hakkı birilerine peşkeş çekilmesin diye var...

Olmaya da devam edecek...