KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
PARİS TRABZONLULAR DERNEĞİ VE BÜLENT CUMUR
Günümüzde çeşitli adlarda dernekler kurulmuş ve kurulmaktadır. Tarafsız gözle bu dernekleri mercek altına alsak çoğu amacını gerçekleştirmemiştir. Birçoğu da yıkıcı ve gizli amaçlı.
Ben, bu hafta Fransa'da kurulmuş bir dernekten bahsedeceğim ve o derneğin başkanı Sayın Bülent Cumur'dan.
Bülent Cumhur Düzköy Çal Mahallesi’nde dünyaya geldi. Ama çok uzun dönem Akçaabat'ta yaşadı. Yani Akçaabatlı. Çünkü Düzköy Akçaabat'a bağlı bir bucaktı. Ayrıca Bülent Cumur'un çoğu gençliği Akçaabat'ta geçti. Akçaabat'ın "kara sevdalısı" desek yeridir. Çok sevdiği Kadir Pepe'nin eczanesinde kalfa olarak çalıştı. Daha sonra Fransa'ya gitti. Galiba bir gemiyle. Oturma izni aldı. İşini kurdu. Yerleşti. Bir ay Türkiye sonra Fransa Paris. Yani işinin olduğu ve karnının doyduğu yer.
Akçaabat'ta yaşadığı yıllarda çeşitli sivil toplum örgütlerinde görev aldı. Belki de bu sosyal özelliği ve girişimciliği onu Paris'te bir sivil toplum örgütü kurmaya itti. Kim bilir bilinmez Karadeniz kültürünü yaşatmak ve sıla hasreti çekmemek istedi. Paris'te “Paris Trabzonlular Derneği”ni kurdu. İyi ki de kurdu ve çok güzel işlere imza attı. Adeta Türkiye’nin fahri kültür, sanat elçisi oldu. Bu konuda Türkiye tanıtım ödülü verilmeli Kültür Bakanlığınca. Resim sergileri, söyleşiler, paneller, geceler düzenledi. Trabzon'un kurtuluşunu Paris'te kutladı. Trabzon'dan ve diğer yörelerden sanatçılar Paris'e davet etti. Bilhassa Trabzonspor'u, yağmurla gülen Paris'e tanıttı. Paris'te ağlayan bir Trabzonlu olmasın diye gayret gösterdi. Dernek lokalinde dost sohbetleri, köşeleri yaptı. Horonu Paris'te yaşattı. Kemençe sesini sokaklara yaydı. Kız horon ekibini kurdu. Futbola el attı. Paris'e yolu düşen her Karadenizli ve Trabzonlu bu dernek içinde konuşacak bir dost ve hemşehri buldu.
Bülent Cumur bu arada Paris'in kültürü ile kendini de yetiştirdi. Şimdi Bülent Cumur ile resim konuşmak mümkün. Hatta isterseniz Bülent Cumur ile opera da konuşabilirsiniz. Çünkü o Paris'te yapılan her türlü sanat etkinliğinden ve gelişiminden bir parçacık dağarcığına yükledi. Ama asla yöresel dilini ve milli kimliğini terk etmedi. Trabzon ruhunu ve Trabzonspor sevgisini hep canlı tuttu. Hatta o kadar Trabzonspor sevdası vardı ki; Fenerbahçe-Trabzonspor maçı için Şükrü Saraçoğlu'na gitti. O galiz küfürlere içinde cevap vererek maçı seyretti. Yani Bülent Cumur'u Trabzon'un her yerinde, iyi veya kötü gününde Trabzonspor'un her maçında görebilirsiniz. Hatta Trabzonlu Yusuf 'un Fransa’da oynadığı takımın maçlarını kilometrelerce yol alarak seyretti.
Bülent Cumur her ne kadar Paris'te uzun dönem yaşamış ve yaşıyorsa da hep Trabzon'un havasında kaldı. Her telden şarkı duysa da asla kemençe sesinden ve horondan vazgeçmedi. Davet ettiği sanatçılar hep Karadenizli oldu.
Bugünlerde Trabzon'da bulunan Bülent Cumur yine çeşitli projeler hazırlamakta. Yakın bir zamanda Paris'te “Ressamlar ve Resimler Çalıştayı” düzenleyecek. Belki de Bülent Cumur sayesinde bu yöre ressamları ve fotoğraf sanatçıları Paris'i gördü ve “Paris'te sergi açtım” diye gurur duyuyor. Ayrıca Bülent Cumur bu sene etkinliklerden topladıkları gelir ile Akçaabatlılar Vakfı'na, öğrencilere burs versinler diye, elli bin lira bağışladı. Bursa Gemlik’te yanan bir orman bölgesini ağaçlandırarak “Çal Köyü Eren Bülbül Hatıra Ormanı” yaptı. Bu ormanı her yıl geliştirecekler. Bu orman için güzel proje ve hayalleri var. Zaman zaman sohbetlerde anlatır.
Bülent Cumur'u ben son on yılda tanıdım ve arkadaş oldum. Gördüğüm kadarı ile gayet açık konuşan, iyiliğe ve sanata karşı berrak fikirleri olan sevgi dolu bir insan. Hep dostlarını arar; yardım etmek için koşar, barışçı iyi bir insan. Asla fikir ayrılığına girmez. İnsana insan gözü ile insanca bakar. Duygu doludur.
Bir gün Çal’a düşerse yolunuz. (Tavsiye ederim gidin Çal'ı görün. Bir nevi Ürgüp'e benzer. Karşı yamaçlarda mağaralar ve kayalar, taş evler. En güzel patates burada var. Kara lahana derseniz her tarlada bolca. Pazı ve turp her bahçede bolca. Üstelik Çal Mağarasını da gezersiniz. İnsanı sıcak bir yer. Ormanları çam ve gür. Doğası temiz) en büyük Trabzonspor bayrağını Bülent Cumur'un evinde görürsünüz. Evinin yanında rahmetli Mustafa Cumur'un aile mezarı.
Bülent Cumur öyle bir insan ki ne rüzgâra küser ne de yağmura güler. Zaman gelir güneş ile konuşur, yıldızlara bakar düşünür. Belki de “benim şehrim neden Paris gibi olmasın” diye düşünür. Bülent Cumur'u her yerde görürsünüz, her iyi ve faydalı işin içindedir, emeği ile maddi ve manevi gücü ile. O'nun hicran akşamları da olmuştur. Ama hep umut sabahlarına “günaydın” der. Zaman gelir yoksul bir evde görürsünüz onu dert dinler, zaman gelir sırça sarayda resimleri, mimari yapıyı inceler. Akçaabat'ta açılan resim sergilerinde birçok resim öğretmeni yoktur ama Bülent Cumur oradadır. O'nun gönlü zengindir, hiç bitmez ve de “ah” demez. “Biz geldik gideceğiz bizden sonra konuşulsun ayak izlerimiz” diye düşünür. Ne bıraktık arkada sorar kendine ve güzel şeyler bırakmak ister. Zaman gelir yurt dışına kaçırılmış eserlerden bahseder. “Nasıl bunları getirdiler buradan” der. Paris müzelerinin Paris'e kattıklarını sayar. Zaman gelir günümüz resminden; kimleri Paris’te tanıtmak istediğinden bahseder. Hatta isterseniz Salvador Dali'yi de konuşabilirsiniz. Yeter ki bir gülümseyin. “O sene bu sene” diyerek bordo mavi ışıkta buluşun yeter.
Girdaplaşarak dönerken dünya, Bülent Cumur Trabzon'un, Trabzonspor'un ve sanatın peşindedir. Bu milletin bir parçası olduğuna da zaman gelir şükreder ve Atatürk'e minnetini söyler.
Bülent Cumur için köyü çocuk kulaklarında bir türkü, ilk masal, ilk öğüt, ilk duadır. Bunun için bir fidan dikmiştir Gemlik düzüne. Yöresinin ve karnının doyduğu yerin de kadrini bilir.
Vaktiyle Bülent Cumur Düzköy ilçesine aday adayı olmuş. Ama nedense aday yapılmamış. Sebebini ben bilemem. Ama şöyle bir hayal ettim, bu adam o zaman başkan olsaydı Düzköy’de ne ve neler değişirdi, o yöre nasıl bir kimliğe bürünürdü. Öyle ya Pariss açılımı olan memleket sevdalısı bir insan. Ufku geniş sanata açık. İnsan zaman zaman böyle hayallere kapılıyor ve sorguluyor. İnsan düşündükçe neden böyle güzel insanlara görev vermezler? Ah şu köycülük, sülalecilik ve particilik. Neler kaybettik neler?...
Düşündükçe hüznün yarısını alıp koyuyoruz cebimize. Her şey mağlup sonunda iyi ve güzel insanlar giderken.
Bu hafta bir kişilik tanıtmak istedim sizlere dostlar. İnşallah sıkılmadınız. Yolunuz Paris'e düşerse Paris Trabzonlular Derneği'ne uğrayın. Mutlaka bir güler yüz sizi karşılayacaktır. Sizler de “garibim, yaban eldeyim” demeyeceksiniz. Bilhassa da okumak için Paris'te olan öğrenciler.
İçimden geçti seni konu seçtim bu hafta Bülent Cumur; senden habersiz yazdım bunları. İstedim ki saklı dursun gazetedeki köşemde. Biliyorum şu aralar çok mutlusun Çal'da; temiz havada çamlar içerisinde. İyi ki o topraklarda anne ve babalar senin gibi bir evlat yetiştirdi. Sen Trabzon Paris arasında adamlığın ile hiç eksilmeyecek gel-gitsin. Bir gün seni sanat dünyası, spor dünyası ve vefalı insanlar güzel yazacak.
“O sene bu sene...” Başlasın kutlamalar. Ama silah atmadan. Güzel insanlar yorgun mermi çocuk da insan da öldürür."
Güzel duyan, güzel düşünen Bülent Cumur yüreğimde iz bıraktın. Kusura bakma yazdım seni sana sormadan. İyilerin dili yok, kötülerin feryadı var. Güzel insanları tanımalı bu toprak bu toplum. Herkese iyi haftalar.