Abbas YOLCU

Tarih: 28.12.2021 15:21 Güncelleme: 28.12.2021 15:21

SEYYİD AHMET ARVASİ


 

SEYYİD AHMET ARVASİ

“Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir.” Hz. Muhammed (sas)

 

Kimi yazarlar vardır, insanın gönül dünyasında derin etkiler bırakır. Kimileri vardır, rengarenk ışık saçar ve okuyanı ilim denizinin kıyılarında dolaştırır. Kimileri de vardır ki; ilmin kendisi de, gölü de, denizi de odur. İşte Seyyid Ahmet Arvasi gönül coğrafyası Türk- İslam Ülküsü ile yoğrulanların, kuru gönül iklimlerini yıldızlar gibi parlatıp, manevi havzalarını yeşertmek isteyenlerin içine girip yüzdüğü ilim denizi olan yazarlarımızdan biridir.

***

Lise yıllarımda hocamızın Türk-İslam ülküsü ve kendini arayan insan isimli kitaplarını okumuştum. Zaman geçtikçe, yaş ilerledikçe, hayat seyrimiz değiştikçe, tecrübeler, hatalar biriktikçe, aile büyüdükçe, sosyal statümüz geliştikçe, kafalarımız kırıldıkça, dini, siyasi, kültürel, sosyal hayatımız oturdukça ve bizde hocamızın ilminden dökülen ve kitaplarında yer verdiği pırlanta değerinde hazinelerini yeniden, tekrardan, yenilenerek okudukça ne kadar büyük bir mürebbi olduğunun farkına varmaya başladık.

***

Seyyid Ahmet Arvasi, zamanın ve mekânın ötesinde çok büyük ve derin veriler ortaya koymuştur. Bugün bile içinde bulunduğumuz mevcut durumun realitesini idrak edip çözebileceğimiz kıymetli “kozmik datalar/şifreler/anahtarlar” bırakmıştır. Bu şifreler, kitaplarının satır aralarında ve cümlelerinin kesiştiği kavşak noktalarında mevcuttur.

***

“Asrın Yesevi’sini okumak” ilgisi olan, yüreği vatan ve millet sevgisiyle çarpan genç kardeşlerimize duyurumuz, mürebbimizin o güzel cümlelerinden bazıları son sözümüz olsun:

“Türk-İslâm ülküsüne bağlı, Türklük şuur ve vakarına, İslâm imân, aşk, ahlak ve aksiyonuna sahip, Türklüğü bedeni, İslâmiyet'i ruhu bilen, milletini teknolojik hamlelerle dünyanın bir numaralı devleti yapmak özlemi ile çırpınan, dünya Türklüğünün, İslâm dünyasının ve bütün mazlum milletlerin ümidi olmaya namzet bir gençlik yetiştirmekten başka çaremiz yoktur.

İnsanlığın hayatında ilim adamı, sanatkâr ve peygamber üç ana temel renk gibidirler.

Akıl, 'doğruyu bulmak'tan çok 'yanlışı tanıma'ya yarayan bir zihnî güçtür.

Millî şuurdan yoksun kadrolara, milleti teslim etmek ihanettir. Millete inanmayanlar, millet idaresine talip olamazlar.

Unutmayınız ki dava adamları yorulmaz. Unutmayınız ki şanlı Peygamberimiz hayatında bir defa olsun ‘yoruldum’ dememiştir...”

Selam ve muhabbetle...