EY ÇOCUK
“Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma, Allah onları, ancak gözlerin dehşete bakakalacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim Sûresi, 42)
Ey çocuk! Zulmün kendisini örtecek büyüklükte hiçbir bayrak yok. Zalimce yapılan saldırıların hedefi yine sensin gördün mü? Köpekleşmenin tarihçesini yazanlar içinde hiçbiri senin bitmemiş tüyünün değerinde bile değil. Hal böyle iken olan yine sana oluyor.
Ey çocuk! Gence’de annesinin minicik kuzususun, seni kollayıp koruyan bir babanın yavrususun sen ve bir gece başına geleceklerden hiç haberin yokken, annenin son ninnisini dinledin. Baban senin gözlerinin içine bakarak son kez başını okşayarak yatağına yatırdı. Sen Turan ülküsüne sevdalı bu toprakların yeni filizlenen bir Türk çocuğusun ve öyle de büyütecekti büyüklerin seni…
Ey çocuk! Kafana bombalar yağdı ve salyaları akan batının gözü önünde enkaz altında kaldın. Ataların gibi şehitlik nasibini çocuk yaşında aldın. Sen Türk’sün ve büyüyecektin yavrum. Tüm insanlığın sözde hümanist ve insan hakları gölgesinde kökenini, töreni, ilmini hiçe sayarak hunharca/ kalleşçe katlettiler seni yavrum. Sözüm ona onların medeniyet dedikleri ne kadar sessiz ve suskun bir maymunmuş değil mi?
Ey çocuk! Bedenini teslim edip, ruhunu özgür bırakmış yavrum. Üste mavi gök çökmedikçe, altla yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir? Kızıl elmanın hüküm süreceği tüm özgür coğrafyalara şahit yaz bizi, çünkü sen masumsun, bir ülkünün uğruna can verdin ve sen şehitsin. Biz büyüklerin Turan’ı arzuluyoruz. Senin makamının yüzü suyu hürmetine Allah kızıl elmayı nasip etsin bize. Sen de melekûtu titretecek dua et bize...
Son söz Turan’ı yaşatacak/yeşertecek olanlara gelsin:
“Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan.
Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.”
Selam ve muhabbetle...