Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 23.04.2020 20:45 Güncelleme: 23.04.2020 20:45

YÜZ YIL ÖNCE, YÜZ YIL SONRA


YÜZ YIL ÖNCE, YÜZ YIL SONRA

Bu yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı'nı galiba Kovit 19 nedeniyle evlerde geçireceğiz. Milli Egemenlik Hakkının Türk Milletine verilmesi bu hakkı milletin TBMM aracılığıyla kullanılmasının yüzüncü yılı. Önce “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” görüşünü benimseyip bu hakkı veren Atatürk'e ve arkadaşlarına ne kadar teşekkür etsek azdır. Ayrıca bu günün Çocuklara Atatürk tarafından bir bayram olarak verilmesi olağan üstü bir durumdur. Çünkü o güne kadar hiçbir dünya milleti çocuklara bayram armağan etmemiştir.

Şimdi düşünüyorum da yirmi üç nisan bizim için gerçekten bir bayramdı. İlkokula giderdik. O gün yeni elbiseler alırdı bize büyüklerimiz. Bir hafta boyu yürüyüş yapardık Fevzipaşa İlkokulu bahçesinde. Amacımız Merkez İlkokulu'ndan daha güzel geçiş törenine katılmak ve alkış almaktı. Kimimiz çember çevirdik, kimimiz bisiklet biner, kimimiz futbolcu olurduk. Pamuk Prens ve Yedi Cüce olanlarımız vardı. O zaman Pamuk Prenses olan kızı çok merak ederdik. Kimimiz polis olurduk, kimimiz subay. Ben ilk defa papyon kravat takmıştım ikinci sınıfta; onu hiç unutamam. Öğretmenlerimiz yazılar yazar verirdi elimize yirmi üç nisana dair. Hatta sınıflar arasında bile yarış olurdu en güzel biz sınıf süsledik diye. Öğretmenimiz Türkan Dumanoğlu gramafon kâğıtları getirir sınıfı süslerdik. Çok hoşumuza giderdi kâğıtlardan fener yapmak. Salih Zeki Değirmencioğlu büyük uçurtma yapardı okul bahçesinde uçururduk. Bayrak bulamazdık. Annelerimiz kırmızı bez üzerine ay ve yıldız dikerdi. Beyazı kirlenmesin diye titiz davranırdık. Hatta bu bezi kolaya kor daha sonra ütüler, öper, alnına koyar ve bir bohçaya sarar bize verirdi okula gururla getirirdik. Cama takılmışsa arkadaşlarımıza gösterirdik annemin yaptığı bu bayrak diye. O zaman başlamıştı bizde bayrak sevgisi. Şiirler verilirdi bize en güzel şiiri ben okuyacağım veya arkadaşım okuyacak diye sevinirdik. Bir 23 Nisan Bayramında şiir okumuştum, şiirden sonra iyi okudum diye horoz şekeri almıştı bana İsmail Timurci Hoca o anı da unutamam. Orta mahalleden aşağı bir gidişimiz vardı sanki Çanakkale Zaferi kazanmış askerler gibi. Mahallede alkışlanınca onur duyar, insanların yoğun olduğu yerden geçerken hizaya bak diye arkadaşımızı uyarırdık. Bayramlar genel de Kaymakamlık önünde olurdu. Biz bayram yerine girerken bir ses yükselirdi çevreden “Aha Fevzipaşa Okulu da gelmiş” diye. Çoğu insan yürüyüşümüze, kıyafetimize bakar alkışlardı bizi. Annemizi, büyüklerimizi görünce yan gözle süzer hafif gülümsedik. Büyüklerimizin yüzündeki sevgiyi de o yaşımıza rağmen anlardık. Belediye Başkanı Emin Serdar, Kaymakam jeep üzerinden “çocuklar bayramınız kutlu olsun” diye söylerken, bizler en gür ses bizden çıksın diye olanca gücümüz ile “sağol” derdik. Gurur da duyardık bu disiplinli sesimizden. Fotoğrafçı Ziver, fotoğrafçı Kemal, fotoğrafçı Ertuğrul fotoğraflarımızı çekerdi. Bir hafta sonra dükkânlarının vitrine asardılar bizler gider alırdık. Hatta süt tozu, ekmek için çarşıya gelince kaçamak yapar sorardık fotoğrafçılara;”resimler çıkmadı mı” diye. Şimdi o fotoğraflara değen gözlerimizin kirpikleri hep yaşlı oluyor nedense...

23 Nisan Bayramları biz çocukların güzel duygularıdır. O günleri kelime kelime yazsam zaman yetmez. Belki de bazı yönleri eksik kalır. Geçmiş zamanlardan bana kalan su gibi berrak ve güzel duygular. Çocuktuk. Hayallerle kurulu bir dünyamız vardı. Dosttuk. Bir simit alınca, bir gazoz içince mutlu olurduk. Ufak tefek çocukça kavgalarımız olsa da 23 Nisan günü asla kavga etmezdik. Bilebildiğimiz kadar bu bayramı seviyorduk. Var olanın değerini yok olanı da aradık Ama bulamadık da çoğu zaman. Onun için 23 Nisan bizim için ayrı bir renkti.

Zaman çok çabuk geçti. Hayatı çektik içimize. Korkusuz yaşamak isterdik ama o kadar kötü bir dönemde büyüdük ki korkuyu da çizdik gözlerimizle. O güzel çocukluğu arar olduk. Yer geldi güneş açtı dünyamızda ama zaman geldi bir kaç da gözyaşı ekledik gecelerimize o güzel günleri bayramları düşündükçe.

Yönetici olunca çok önemserdim bayramları. Bu öğretmenlik yıllarımdandı bende kalan. Çalıştığım arkadaşlarıma hep bayramları önemsediğimi söylerdim. Çok titiz olmalısınız, hatta çocuklara sorun nasıl bayram olsun diye. Nitekim daha sonra görev yaptığım Ordu’ya, Maçka’ya, Göle’ye yolum düşünce eskiler hep o güzel bayramlardan bahsediyorlar. İşte o an zaman dursun dinlemek isterim anlatılanları saatlerce.

Hep çocukluk hayallerimi taşırdım 23 Nisanlara. Geçen gün bir kişiyi rastladım.”Hocam merhaba” dedi. Ben tanımadım. “Hocam sen tanımazsın, ama ben tanıyorum sizi. Nereden mi 23 Nisan Bayramından. Ben dördüncü sınıf öğrenciydim Merkez İlkokulu’da. O bayramda gökyüzünde uçan Türk Bayrakları gördüm. Uçan balonlar gördüm. Çok süslü Fatih Stadı gördüm. Resmigeçitte ışık şelaleleri arasından geçtim. Bisikletle resmigeçitten geçtim.” Anlattı anlattıkça. Ben de o an o günlere döndüm. Karşımda konuşan kişi sanki çocukluğumu elime vermişti. Her sözcüğünden tatlı bir name akıyordu. Yaşattıklarımız doğruymuş demek ki.O zamanlar bu kadar şatafat ne olacak diye eleştirenler de olmuşsa.Mesela öğrenci sunuculardan başlamalıydım.İyi bir sunucu bayram için önemliydi.Çocuğun ruhuna göre seçmeliydi kelimeleri.Bunu da keşfettiğim Şadi Hoca, Asile Özener, Akçakale'den Orhan Hoca, Salacık'tan Seniha Çanakçı öğretmen mükemmelce götürdüler.Değme sunuculara taş çıkartırcasına. Mesela bunlara Muradin Öğretmen orguyla eşlik etsin dediğimde bir kaç arkadaşım; “Olur mu Kaymakam kızar” dediler. Olur dedim. Oldu. Daha sonra şiire keman, saz eklettim yine oldu. Çok da güzel götürdü Cemal Zihni Öğretmen, Özdemir Hafızoğlu. İstiklal Marşı'nı müzik öğretmenleri çelenkte okuyacak dedik, mırın kırın edenler oldu ama sonuç güzel oldu. Çok sesli İstiklal Marşı ilk defa Güzel Sanatlar Lisesi Öğretmeni Bilal Bey tarafından yönetildi. Olur mu diyenler gördü ki oldu ve ses getirdi. En son yine Güzel Sanatlar Lisesinden Yasemin Hoca öğrencisi Kaan Demeli ile sunuculuk yaptı. Çok güzel oldu. Hatta Maçka'da, şimdi bir okulda müdürlük yapan, Resim Öğretmeni Mustafa Bey'e sunuculuğu zorla yaptırdım. Daha sonra hep O, bayramları sundu, oldu. Sunuculuk da zordur. Herkes yapamaz. Azim, çalışma, ses ve kural bilmek ister.

Bu güzel insanlara yönetim olarak çok şey borçluyuz. Çünkü bayramlara renk katan, işini seven bu öğretmenlerdi. Onlar Yüce Atatürk'ün çocukları emanet ettiği güzel öğretmenlerden bir kaçıydı.

Ama bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı'nın yüzüncü yılı. Bir virüs nedeniyle evdeyiz. İsterdim ki bu virüs olmasa ve bu yüzüncü yılı çocuklar ve milletimiz doyasıya kutlasa. Ama ben şimdi ne dünü arıyor gözlerim, ne de yarınları düşlüyorum. Bu gün bu bayramı nasıl kutlarız evimizde onları düşünüyorum. Benim önerim her anne ve baba çocuklarına o gün öğretmen olmalı evde. TBMM Başkanı dediği gibi saat 21'de balkonlarda İstiklal Marşını hep beraber söyleyelim. Ama evde de çocuklarımıza bu bayramın önemini kavratalım. Çünkü bu çocuklar gelecek 100 yılın çocukları. Onlar da bu Bayramın 200. yılını kutlayacaklar belki de. Çocuk hangi rengi görürse o renktedir sevgisi. Bu bayraktır, Atatürk’tür, Vatandır, Annedir. Babadır. Unutmadığı öğretmenlerdir. Hayatın tüm renkleri çocuğun ruhunda, bedeninde gizlidir. Sevdim demek yetmez 23 Nisan günü bence herkes çocuk olabilmeli. Sarmaya, koklamaya, sevmeye doyamadığınız çocuklarınızı evde de olsanız bayramına renk katın. Hiç değilse odasını süsleyin, balkonunuzu süsleyin. Tadını çıkarsın çocuklar evde de olsalar. O günü siz büyükler basit yaşayın, çocukluk günlerinizdeki gibi. Bahar mevsimini taşıyın evinize, hayvanları, çiçekleri gösterin balkondan.

Çocuk göremediğini görmek ister. Atatürk'ü anlatın. Bayrak nedir? Açıklayın. Milli Egemenliği, Cumhuriyeti basitçe açıklayın. Çocuğun rengiyle boyayın çocuğun dünyasını. Unutmayın çok afacan ve öğrenmeye açtır çocuklar. Bayram günü hele de 100 yılı sizler için fırsat. Bilin ki çocuğun gözlerindeki ateş suya da değse asla sönmez. Bunu daha çok eğitimciler bilse de anneler de görür ve bilir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramını o gün doya doya yaşayın ki yıllar sonra büyüyen çocuğunuz bu 100 günü hatırlasın.

Hayat denilen bir oyundu.100 Milli Egemenlik yılını böyle oynattı bize. Ama çocuklarınızın gelecek aydınlık ruhuna bugünün güzel şarkılarını üfleyin. Oyuncu da siz olun seyirci de siz. Değmez mi şu koca yüz yıla?

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun.

Bu hafta çocuğun, torunların için evde kal sabret. Neler yazılır yüz yıl sonra. İyi haftalar hepinize. Ama çocuklar için...