CAMİ AVLUSU
Senin için ‘hem islâmcı, hem ateist’ diyorlar. Ömründe bir rekât namaz kılmadığın, iki saat oruç tutmadığın, kılların ağardığı halde hacca gitmediğin söyleniyor. Gerçi ateist olduktan sonra zekât vermen de gerekmiyor.
Ama her ne kadar ateist olduğun iddia ediliyorsa da senelerden beri testislerini yalamaya bir türlü doyamadığın islamsallaştırılmış dini bütünler, zaman zaman ziyaret eylediğin Evropa ülkelerinin genellikle başkentlerinin sosyete mekânlarında işret ettiğin kaliteli kırmızı ve beyaz şarapların ücretini tarafına ödemekte bir beis görmüyorlar.
İslamsallaştırılmış dini bütünler, ayrıca seni çok çok seviyorlar. Zira onların sevmediği kimseleri sevmiyor, onların lânetlediklerini lânetliyor, onların buğz ettiklerine buğz ediyorsun.
Zikri geçen çağcıllaştırılmanın dayanılmaz hafifliğine ma’rûz bırakılmış olan islamsallaştırılmış dini bütünler için bir şahsın namaz kılması, oruç tutması, hacca gitmesi avradının veya kerimesinin başını bohçalaması, hayatının vaz geçilmezlerindendir, diyorlar. Buna rağmen, onların bilâ kaydu’ş-şart biat ettiği efendilerine toz kondurmaya niyetlenen, yeltenen, cür’et eden bir kişinin hayatı boyunca yapıp, ettiği ibadât ve taat ile bi’l-umûm hayır ve hasenatının boşa çıkacağını açık ve seçik beyân buyuruyorlar.
Ama namaz, oruç, hac, zekât, kurban gibi sana göre abesle iştigal olan mevzuatla yakından uzaktan hiçbir alâkan bulunmasa da onların yaladığı akşamı yalıyor ve ağzını da aldığın hazdan dolayı şapırdatıyorsan halk deyimi ile ‘senden a’lâsı, Şam’da kayısı’dır.
Ki yalamada ve ağzını şapırdatmada ve salya dökmede her hangi bir kusuruna bu güne kadar rastlanmamıştır.
Diğer taraftan senin eksiksiz bir hedonist olduğun söyleniyor. Yani kitaba göre ‘epiküryen sürüsünden bir domuz.’
Başka bir kitapta ‘bütün hedonistlerin korkak olduğundan bahsediliyor. Onların ömürlerinin hazları kaybetme korkusu içinde geçtiği iddia ediliyor.
Bir zamanlar Evropa ülkelerinin sosyete mekânlarında ‘aroma, gusto, kalite ’peşine düştüğünde içinde yaşadığın memlekette bir miktar sosyal karışıklık meydana gelince korkudan ’ödünün bokuna karıştığını’, dolayısıyla memleketine dönmeyip, bulunduğun Evropa ülkesine iltica talebinde bulunmak istediğini söylüyorlar.
Ve korkman gerekmediğini, memleketine dönebileceğini, ancak bir süre yazı yazdığın yandaş gaste(!)de konu olarak lezzetli taze fasulye pişirmenin püf noktaları gibi suya sabuna dokunmayan hususlarda kalem oynatmanın senin için daha güvenlikli olacağını tavsiye ettiklerini belirtiyorlar. Senin de böylece memleketine dönerek denilenleri aynen uyguladığın ağızdan ağıza dolaşıyor.
Bazıları tarafından iddia edildiğine göre ahlâkın kaynağı dindir. Onlara göre dini olmayan ahlâksızdır. Meselâ yanlarında bulunduğun islamsallaştırılmış dini bütün sonradan görmeler, böyle düşünüyorlar. Onlara göre dini olmayan kişi, her haltı karıştırır.
Yalnız, bu durumda seni nereye yerleştiriyorlar?
Madem ki ömründe bir defa camî avlusunda dahi bulunmadın, metafizik gevezeliklere hayatında asla yer vermedin, senden güzel ahlâka ait örnekleri göstermeni de beklememeleri gerekir. Güvenmemeleri de.
Zira menfaatinin orada bitip başka yerde başladığı an, onların yedi ceddinden girip, torunlarından çıkacağını hesap etmiyorlar mı acaba?
Mutlaka ediyorlardır.
Haliyle:
Seni senelerden beri aralarına alıp besleyen, koruyup, kollayıp, gözeten, ekmek ve hamr paranı veren islamsallaştırılmış dini bütün sonradan görmelere kim bilir içinden ne söğmelerde bulunuyorsun.
Ama olsun.
Sen onların tıynetini iyi biliyorsun. Onlar da seni öylesine iyi tanıyorlar.
Bugün karşılıklı olarak birbirinizi düdüklediğinizin farkındasınız.
Bu arada ebter olduğun söyleniyor. Yani senden sonra bir iyilik bırakabileceğin ahfâdın bulunmuyor. Senden sonrası kıyamet.
Yazık olacak sana, ahiret varsa.
Ardından fâtiha okumayacak bir kişinin dahi olmaması.
İçtiği kaliteli şaraplar seninle gidecek. Böyle de bir avantajın var.