Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 20.08.2019 12:34 Güncelleme: 20.08.2019 12:34

SUS, SUSMAK SİZE YAKIŞIYOR...


SUS, SUSMAK SİZE YAKIŞIYOR...

İnsan çevresinin ürünüdür. Çünkü çevre insanı etkiler. Çünkü insan etkilenen bir varlıktır. Aynı zamanda insanda irade de bulunur. İnsan zaman zaman ne kadar çevresinden etkilense de iradesiyle de güzel yolları bulur.

İnsan hayat boyu engellerle karşılaşır. Ama insan tüm engellemelere karşı doğru yolu iradesini ve çevresel etkileri arkasına alarak bulabilir. Çünkü insan düşünür. Vicdanına danışır. Sonunda özgür iradesiyle mükemmele ulaşır. Çevresel etki vardır ama asıl karar hür irade ile verilir.

Bir de dalgınlık ve dalalet vardır. Dalgınlık dalıp gitmektir, habersizliktir. Olanı biteni sezememektir. Boş bulunmaktır. Dalalet, gaflette olmaktır. Gafil avlanmaktır. Geleceği görememektir.

Şimdi gelelim asıl meseleye. Bir mahalle ve ortasında o şehrin en eski iki okulundan biri. Adı tarihten geliyor. Milli Mücadele'nin eşsiz komutanlarından “Fevzi Paşa” yani Fevzi Çakmak. İçinde bulunduğumuz ay Ağustos. Zafer ayı diye geçer Türk Tarihinde.

Bu isim bu mahalledeki bir okula verilmiş. Fevzi Paşa İlkokulu ve Fevzi Paşa Ortaokulu. İlkokulda ana sınıfı var. Ayrıca yetmişe yakın öğrenci var. Ortaokulda 40-50 arası öğrenci mevcut. Yetkililer karar vermiş. Bu iki okul kapatılacak. Gerekçe, burası Turizm Okulu’nun uygulaması için otel yapılacak. Kararı verenler dün 120 öğrencili Zübeyde Hanım Anaokulu'nu, 70 öğrencilik Cumhuriyet Anaokulu’'nu kapatıp, 200 yakın öğrencisi olan Akçaabat Anaokulu'nu bir başka binaya taşıyıp bu binayı Kültür Ve Turizm Bakanlığı'na tahsis edenler. Bu bina halen boş bulunmakta, atıl vaziyette beklemekte...

Şimdi gelelim asıl sorulara. Bu mahallede açılmış olan iki otel yılda yüzde kaç oranında dolmakta. Akçaabat Otelcilik Turizm Meslek Lisesi yaz ayları hariç doluluk oranı nedir? Asıl en önemli iki soru şu: Burada bulunan kilise Vakıflar Yasası ile yarın iddia edildiğinde bu eski iki bina bu kilisenin ek binasıdır ve sahibi vakıf sahipleridir. Bu durumda ne yapılabilir? İkinci soru ise bir kentin en eski okulunu kapatmak hangi amaca hizmettir? Mesela desek ki Trabzon Lisesi binası iyi bir otel olabilir, gelin bunu otele çevirelim. Acaba bunu yapmaya gücümüz yeter mi ki Trabzon Lisesinden daha eski bir tarihi olan Fevzi Paşa Okulu'nu kapatıyoruz? Kapatma kararını verenlere bakıyorum da hiç biri bu kentte uzun süre yaşayacak ve bu kent kültürü ile yoğrulmuş insanlar değil.

Ömür bir rüzgâr gibi geçer. Zaman gelir hayat binası yıkılır. Ama bir kentin tarihi mekânları, kimliği yıllar yılı ayakta durmak mecburiyeti vardır. İnsanlarımız ne yapıyor? Bir kentin eğitim damarını, kültür damarını kesiyor. Aslında o kentin insanı bu damarın güçlenerek devam etmesini sağlamayı bir görev olarak bilmeliler. Bu okuldan bakanlar yetişti, ressamlar, bilim adamları yetişti, genelkurmay ikinci başkanları yetişti, sporcular yetişti, tiyatrocular yetişti, esnaf yetişti ama şimdi onlar susuyorlar. Bu yanlıştır demiyorlar. Bunu kendilerine yapılmış bir yanlışlık olarak görmüyorlar. Bir Trabzon Lisesi’nden yetişen insanların onda biri kadar olmuyorlar.

Ah mahallem ah... Düşünüyorum bir muhtar Hasan, Kibar Topsakal, Remzi Şener, Yaşar Kutlu, Remzi Sivri olsaydı bu kararı verebilir miydiniz? Hatta sadece bir Hüsnü Efendi olsaydı acaba bu okulu kapatıyoruz deme cesareti gösterebilir miydiniz?

Yukarıda ne demiştik. İnsanları çevreleri etkiler. İnsanlar iradelerini kullanırlar. Gaflete düşme anları da olur insanların. Ama bakıyorum bugün o mahallede oturan birçok insan bu yanlış karar karşısında suskun. Rahatlarını bozmak istemiyorlar. Keyifleri kaçmasın isteniyor. Ama yarın küçük çocuğun trafikte ezilir giderse veya karanlıkta eve gelirse, uykulu uykulu okula giderse bil ki keyfin kaçacaktır.

İnsan düşünüyor bu okulu kapatmak bir tezgâh mı? Sümela Manastırı’nda oynanan yıllar önceki oyun acaba burada da mı oynanır? Bugün Pontusculuğu hortlatmak isteyen dünyada 360 derneğin olduğunu duyunca komplo teorisi olarak da kabul edilse insan düşünüyor işte...

Bir insan yığını haline geldik. Düşünmüyor ve değerlerimizi korumuyoruz. Gaflet dünyasında bir balık gibiyiz. Kendimiz verdik günü birlik işlere, kimisi de eğlenceye toplumsal işler bize boş geliyor. Hâlbuki bir mahallenin güzel bir değeri, eğitim yuvası kapatılıyor, küçük, minik çocuklar yoğun trafiğin içine ateşe atılır gibi atılıyor, yüreklerimiz yanmıyor. Sesimiz çıkmıyor.

Orta Mahalle halkı “sus, susmak size yakışıyor.” Ama unutma senden önce de insanlar vardı. Yaşattılar, korudular sana emanet ettiler bu eğitim yuvasını. Senden önce olan gökte bulut vardı, karşıda deniz. Baharlar vardı, yazlar, kışlar vardı. Ama unutma senin bir de “Fevzi Paşa” isimli okulun vardı. Ama gelecekte olmayacak. Giden geri gelmiyor unutma. Bana sorarsan susma, okuluna sahip çık.

Sanki bu tarihi mahallede iyiler iyi atlara binip gittiler. Çoğu insan şimdi suskun, uyuyor kıyıda köşede. Uyanmak istemiyor. Yanlışlığı bilmek ama susmak, bir şey yapamamak çok kötü bence. Bu mahallede oturup da bu kadar suskun halinize şaşıp kalıyorum. Bu okulları kapatmak sana saygısızlık çocuklara haksızlık değil mi? Bize gelen ilk emir “oku” değil mi? En iyi okul evimize en yakın okul değil mi? Dedikodu kötüdür tamam. Ama bu dedikodu değil tamamen gerçek. Kim demiş size ki okulunuz kapanırken, “sus, susmak güzel” diye? Bu okulu kapatmanın birileri hesabını vermeli. Bu yanlış karardan ivedilikle geri dönülmeli. Tabii ki sen istersen. Susma... Bu halinle o kültürden yetişen insansan şaşıp kalıyorum haline. Benim ümidim var. Bu hikaye burada bitmeyecek.