AMERİKANO VE EURO
Apti, ‘sırmalar sarmaya kollara, inciler dizmeye yollara ’ misilli döktürüvermiş incilerini…
Anlatıyor Apti, anlattıkça da kendisini dinleyenleriyle okuyanlarının heyecanlı dakikalar ve râşeler geçirmesine sebep oluyor.
Ona göre ‘İslam’ı yenileyecek, sekülerize edecek, protestan islâmın misyonerliği için rol model haline getirilmek istenen birileri ön plâna çıkarılıyor.’
Yine ona göre bu işi becerebilmek için ‘İslâmcıları kendi içinde çatıştıracaklar bu arada, solu da kendi içinde çatıştıracaklar. Bu da “asimetrik örtülü bir savaş” Bir yandan da tepemizde sıcak savaş tehdidi olacak! İç içe geçmiş “multi disipliner bir savaş”tan söz ediyoruz. Belki bunu anlatan şöyle bir dizi film çekilebilir: “Matruşkalar savaşı”. Herkes birbirinin içinden çıkıyor. Ölen niye öldüğünü, öldüren niye öldürdüğünü bile bilmiyor bazen! Cehenneme doğru koşarken cennet hayal edebiliyorlar! Bu savaşta kim kimdir hiçbir zaman tam olarak belli olmayacak. Herkes her şey olabilir. Her şey şartlara bağlıdır.’
Apti, ‘ölen niye öldüğünü, öldüren niye öldürdüğünü bilmiyor’derken geçmiş zamanda vuku bulduğu söylenen Cemel Olayı’nda terk-i dünya eden sahabeden Kâb bin Sûr, Abdullah bin Talha, cennetle muştulandığı söylenen Talha bin Ubeydullah, Zubeyr bin Avvam ile Sıffin Savaşında hayatına son verilen Ammar bin Yâsir’i hatırlamış olsa gerek. Zira onlar da ne için öldüklerini ve ne için öldürdüklerini tam olarak anlayamamıştılar.
Ve sonra gelenler haklı olarak Cemel Olayı ile Sıffîn Savaşına katılan her iki taraf müslümanlarının hangisinin haklı, hangisinin haksız olduğuna dair hüküm vermekten kaçınmışlardı. Ama her nedense sonraları yeni yetme boş boğazlar, bu iki hâdise hakkında ileri geri konuşmaktan kendilerini alamıyorlar.
Ne hal ise...
Apti, inciler dizmeye devam ederek diyor ki:’Şimdi birileri Kültürel Müslümanlığın Geri Dönüşü diye bir iddia atıyor ortaya. Ilımlı İslam, radikal İslam, siyasal İslam, Türk İslam, Arap İslam yetmedi, Amerikano İslam’ın, Euro İslam’ın yolunu döşemek için, Liberal İslam, Folk İslam, Cultural İslam diye bir şeyler dillendirmeye başladılar.’
Aferin Apti’ye.
Apti, gûya yeni uyanmış uykusundan. Gözleri gûya mahmûr.
Apti, şairin‘ol mâhîler ki derya içredir, deryâyı bilmezler’tümcesi(!)ndeki gibi içinde yaşadığı hâlin ne gibi bir hâl olduğunu bilmiyor olamaz.
Zira onun bahsini ettiği ılımlı, radikal, siyasal, Türk, Arap, Amerikano, Euro, liberal, folk, cultural islâm çeşitleri ve modelleri kendisinin de dahlolduğu oluşumda yol arkadaşları tarafından uzun zamandan beri renk renk boy boy piyasaya arz edilmiş ve hayata geçirilmiş bulunuyor.
Apti, bunu hep yapıyor.
Apti hep, ‘çizdim ama oynamıyorum’ mızıkçılığına yatıyor.
Apti, şimdilerde yoldaşlarını temize çıkarmaya ve saydığı islâmsal oluşumlardan hiç birine meyletmediklerini ve asla meyletmeyeceklerini imâ etmeye çalışsa da inandırıcı olamıyor.
Yoldaşları evvel zaman içinde yani kurulu düzenin tazyiki ile kenarlarda köşelerde ağlayıp, inleyip, sızlarken adalet, hak, hukuk, insaf, merhamet, vicdan, doğruluk, tevazu gibi içi boş bir takım kavramları dillerine pelesenk etmişler iken hazların etrafında çöreklendikten sonra ‘o da benim, bu da benim, şu da benim’ aç gözlülüğü ile bütün değerleri yiyip bitirdiklerinin farkında olamadılar. Ama Apti, bütün bunların farkında idi ve Apti, hâlâ farkındadır.
Apti, içinde yaşadığı topluluğun bir nev’i Hayy bin Yakzan’ıdır.
Hem nalına hem mıhına vurmakta mâhirdir.
‘Sineğin belini incitmeksizin o sineği ...’
Bir zamanların revaçta olan komedyeni oynadığı oyunun bir yerinde ’ demek şimdi türban da moda ûryan da moda’ diyordu.
Yani Apti’nin yoldaşlarının şikâyet ettikleri düzen içinde kurdukları düzen, ılımlı islâm, Türk islâmı, Arap islâmı, Amerikan islâmı, Avro islâmının tam kendisidir.
Parklarda, bahçelerde er kişilerle yiyişen dini bütün başı bohçalılarla,uzun kollu beyaz gömlek, lâcivert pantolon giymiş, abdest almak için hazır ayakları terlikli, sakallı ve liberalizme iman etmiş iş insanları, meydana gelen bütün olumsuzluklardan sorumlu tutulmamak için habire kendilerine iç ve dış düşmanlar yaratmayı pek iyi derecede becerebilen partizanlar, kapı kulları,ağanın marabaları, yanaşmaları, ırgatları, bir gün gelecek şeriat gelecek hayâli içinde hiçbir şerre hayır diyemeyen meczûblar....
Egemenler tarafından kurgulanan ve Apti’nin yoldaşlarına şifa niyetine yutturulan islamsallaştırılmış, laiklik ve demokrasi bulamacına batırılıp, çıkarılmış ve çağdaşlaştırılmışlık sosu ile soslanmış bir düzen...
Ama Apti, mutlaka fazladan bir şeyler daha biliyor.
Apti, boş konuşmaz, hamdolsun.