KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
İYİ YILLAR
Osmanlı İmparatorluğunun son dönemleridir. Anadolu’da toprağı verimsiz bir köyünde akıllı, zeki aynı zamanda da çok güzel bir kız vardır. Bir gence âşık olur, gençte bu güzel becerikli kıza vurgundur. Bu iki sevgili zaman içinde evlenirler. Mutlu bir hayat sürmeye başlarlar. Gelecekle ilgili planları vardır.
Ama bu köyde toprak verimsiz olduğundan evin erkekleri genelde çalışmak için gurbete giderler. Ama genç çiftler birbirinden ayrılmak istemediklerinden dolayı genç kadın eşini çalışmak için gurbete göndermez. Ama zaman içinde ekonomik sıkıntılar öyle artar ki mecburen evin erkeği gurbete gitmek zorunda kalır. Köyden ayrılırken köyün dışındaki çeşme başında vedalaşırlar. Karısı ağlar, erkek üzgün, gider gider on adımda geride bıraktığı karısına bakar ve üzülür. Karısı eşinin peşinden bir tas suyu yola döker. Gitsin de tez gelsin diye. Adam dönemeçten kaybolur gider. Karısı elleri koynunda ağlaya ağlaya eve döner. Ama ağladığını kimse görmesin ister.
Gün geçer, ay geçer yıllar geçer çalışmaya giden koca eve dönmez. Ama karısı hala beklemektedir. Ümidi vardır gelecek diye. Üzülür içi acır ama acısını kimseye söylemez. Acısını gömer içerisine. İffetine namusuna asla leke sürdürmez. Yıllar böyle geçer hala beklemektedir kadın. Çalışıp kendi geçimini de sağlamaktadır.
Aradan yirmi beş otuz yıl geçmiştir. Bir gün köyde kapsını askerler çalarlar kadının. Yanlarında bir mektup getirmişlerdir. Kadına, "kocandan bir mektup var sana" derler. Kocasının işleri sebebiyle gelemediğini ve kadını kocasına götüreceklerini söylerler.
Kadın alır ve mektubu okur. Gözünden yaşlar damlamaktadır. Meğerse kocası Osmanlı'ya asker olmuştur. Yıllar içinde terfi etmiş, mevkisi yükselmiş, en sonunda Mısır'a paşa olmuştur. Şimdi de çeşme başında ağlayarak ayrıldığı karısını yanına almak istemektedir. Karısını konaklarda saraylarda yaşatacağını, hizmetçilerinin olacağını yazmıştır mektubuna.
Kadın eline kalemi alır ve gelen mektubun arkasına kısa bir şiir yazar ve Paşa olan kocasına verilmek üzere askerlere verir. Sonra "Ben, gelmiyorum" der ve son noktayı koyar.
Şiir şöyledir.
“Derin derelerin serin köşesi.
Kırıldı gönlümün billur şişesi.
Duydum ki olmuşsun Mısır Paşası
Vaktinde gelmedin şimdi neyleyim...”
Kim olursanız olun, sevdiklerinizi asla bekletmeyin."Billur şişe" kırılırsa asla bir daha yapılamaz.
Bir yıl arkada kaldı. Bir yıl içinde sıcacık günleriniz olmuştur, renkli anlarınız bulunmuştur. Gül renkli, çilek kokulu bir yılı arkada bırakıyorsunuz. Bu yıl içinde parça parça acılarınız olduğu kadar, küçük küçük mutluluklarınız da olmuştur. Yıldızları saymışsınızdır geceleri. Zaman gelmiş karanlığı veya kışı sevmişsinizdir. Acıları ve kirleri örttüğünden dolayı. Hayatınızın baharı da olmuştur, sonbaharı da veya kışı da. Ama inanıyorum ki hayata bağlandığınız ve insanları sevdiğiniz müddetçe mutlu olmuşsunuzdur. Bembeyaz hayat sayfalarınızdaki küçük küçük siyah lekelere kafa takıp da üzülmeyin isterim.
Bakın önünüze yeni bir yıl var. Önce siz dostların, arkadaşlarımın yeni yılını kutluyorum. Yukarıdaki hikâye sizlerin içindi dostlar. Hepinize sağlıklı güzel yıllar.