Abbas YOLCU

Tarih: 16.10.2018 12:11 Güncelleme: 16.10.2018 12:11

“HÂKİMİYET İKSİRİ”


KIRK AMBAR

Abbas Yolcu

ayenihaber@hotmail.com

 

“HÂKİMİYET İKSİRİ”

Lâcivert renkli kruvaze ceketi, beyaz gömleği, bordo kravatı birkaç günlük sakalı ile dindar ve kindar gazetede yazdığı yazılarla ekmek parasını çıkarmaya çalışan, çağcıllaştırılma ameliyesine tâbi tutulmuş bir kenar mahalle oğlanı...

Son zamanlarda tutturulmuş bulunan türküyü söyleyenlerin korosuna o da katılmış bulunuyor.

Her nedense kendilerini dindar kategorisinde sayan bir takım asefal mahlûkat, birlikte günah çıkarmaya başlamış bulunuyorlar.

Saygılarını, sevgilerini ve ile’l-ebed bağlılıklarını ifâde edip durdukları mâşuklarının bir takım yanlışlara saptığını, sapmakta olduğunu, dolayısıyla akıbetin pek de hayra yorulamayacağını izhar buyuruyorlar.

Bu minvalden olmak üzere lâcivert kruvaze ceketli ve ceketi bol düğmeli kenar mahalle oğlanı,”özgürce düşünmenin ve yanlış gördüğü olayları eleştirme hakkının herkeşlere(!) ait bir hak olduğunu, bu misil serzenişte bulunanlara toleransla yaklaşmak gerektiğini...” söylüyor.

“Özgürce düşünmenin ve düşünüleni ifâde edebilme hakkının insanlara siyaset tarafından bahşedilmediğini, siyasiler tarafından alınan kararları eleştirmenin ve tartışmanın vergisini verip, oyunu kullanan her yurttaşın doğal hakkı olduğunu, eleştiriyi algı operasyonu olarak görmenin sağlık belirtisi sayılamayacağını” ifâde buyuruyor.

Daha da mühimi az gelişmiş topluluğun bu lâcivert ceketli, ceketi bol düğmeli  “haşlak ve kavruk”  ferdi, İbn Haldun’u okumuşluğu imâ ederek ondan alıntı da yapıyor ve “ticâretin özgür ortamlarda daha fazla gelişeceğinin” altını çiziktiriyor.

Ne oldu acaba?

Bir zamanlar mütefekkir, şair ve hattâ müverrihin alternatif hitabesinde konu ettiği “…dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik..”diyerek  vasıflandırdığı bugünün  işleri evirip çevirmekte olan iş bitirici takımından bazıları ve onların hormonlu çocukları, neden günah çıkarma ihtiyacı içinde kıvranıyor?

Lâcivert kruvaze ceketli yeni yetme “...ayrıştıran, yok sayan, yaftalayan, ’cehâlet ve ihânet denklemi’ ifâdesinin ağırlığından, kabul edilemezliğinden...” dem vuruyor ve diyor ki:

“Vatanını seven, vergisini veren, hayatında çöp kovasını bile devirmemiş insanlar, sadece düşüncelerini paylaştılar diye neye ihânet etmiş olabilirler acaba?”

Demek öyle... Vatanını seven, vergisini veren…

Beyaz gömlekli ve bordo kravatlı parlak çocuk,  ömrünün baharını sürdürdüğü için saygıda kusur etmediği büyüklerinin ne kadar vatansever ve ne kadar vergi vermeye istekli olduğunu haliyle kestiremiyor.

Onun büyükleri, evvel vakitte “şeriatın hükmünün geçmediği beldelerde vergi kaçırmanın bir hak olduğunu” ısrarla iddia ediyorlardı. Ama sonra aynı büyüklere bir haller oluverince ulusalcı, mâneviyatçı, devletçi, halkçı hattâ demukraaaasici kesildiler hep beraber.

Meselâ şair, mütefekkir ve hattâ müverrihe yazdığı kitabından dolayı “şovenist” diyen ihtiyar bir “gül bahçevanı”nın şair, mütefekkir ve hattâ müverrih adına düzenlenen ödülü almakta bir sakınca görmez hâle geldiğinden bahsediyorlar.

Yani, lâcivert kruvaze ceketli kenar mahalle çocuğu, büyüklerinin nasıl bir metamorfoza uğratıldığından habersiz; romancının dediği gibi “gözlerimizi zaferle açtık” avuntusu ile büyütüldüğü için insana ait kavramların içini doldurmak hususunda bocalıyor.

Bahsi geçen bu yeni yetme, şair, mütefekkir ve hattâ müverrihin eserlerinin birinde geçen”ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz” sözü ile bir başka eserinde konu edilen “devlet ve hâkimiyet iksiri”nin hangi manâlara geldiğini bilemedi, bilemiyor ve bu gidişiyle asla bilemeyecek.

Onun için yeni yeni günah çıkarma seansları düzenlemeye başlayan büyüklerinin arasına katılıp, onların ahlanıp vahlanmalarını tekrardan başka bir eylemde bulunamayacak.

“... ah, ne yazık! / ne yazık ki ona / dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak / beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak...”

Ama hiç önemi yok.

Zira ona benzeyen yığınla canlı uzviyet aynı coğrafyada yaşıyor.