Abbas YOLCU

Tarih: 18.07.2018 14:38 Güncelleme: 18.07.2018 14:38

“KEDİCİKLER” ESPRİSİYLE NEREYE KADAR?


“KEDİCİKLER” ESPRİSİYLE NEREYE KADAR?

 

Adnan Oktar, kitaplardaki müstear ismiyle Harun Yahya, yakalandı. Kendisine isnat edilen suçlar hayli kabarık. Suçlamalar arasında organize suç örgütü kurmak, uluslararası ajanlık ve 7-10-14 yaşlarındaki kız çocuklarına taciz, çocuk alıkoyma, iftira, suç isnat etme, dinin inancın suiistimaliyle dolandırıcılık, rüşvet ve ruhsatsız silah bulundurma yer alıyor.

Adnan Oktar’ın yakalandıktan sonraki ilk sözleri: “İddiaların hepsi yalan, İngiliz derin devletinin oyunu bu” şeklinde oldu. 2017 yılında yayımlanan “Üst Akıl-İngiliz Derin Devletinin İçyüzü” adlı kitabının bu süreci doğurduğunu iddia etmekte Oktar.

A9 denilen televizyon kanalında aşırı makyajlı botokslu “kedicik” diye hitap ettiği kızlarla yaptığı programlar tüm Türkiye’nin diline düşmüştü. Ancak herkeste bu durum bir “mizah” havası içinde ele alınıyordu. Cinsellikleri ile ön plana çıkartılan bu kadınların dini sohbet vermesini herkes garip bir tebessüm ile karşılıyordu. Adnan Oktar’ın gazinoyu andıran televizyon programları 50 gram dini bilgisi olan, bir parça vicdan ve insaf sahibi herkes tarafından sapkınlıkla itham ediliyordu şüphesiz ancak bu konuya ilişkin uzun yıllar boyunca kendisine yönelik bir müdahale yapılamadı. Derin bağlantıları olduğu söyleniyordu. İsrailli bazı yetkililerle olan sıcak ilişkileri ile gündeme gelmişti bir dönem. Kitapları Hristiyan din adamlarının Ateizm ve Darwinizm’e karşı ortaya koyduğu çalışmalardan aşırmaydı.

Peki, ilk defa mı Oktar gözaltına alınıyor ve ilk defa mı bu suçlar kendisine isnat ediliyor? Hayır, ilk defa 1987’de tutuklandı. 9 ay hapis yattıktan sonra ‘şizofreni’ teşhisiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. 10 ay sonra taburcu edildi. 1991’de 35 yaşındayken Bilim Araştırma Vakfı’nı kurdu. Etrafındakiler tarafından ‘Adnan Hocacılar’ olarak anılmaya başlandı. Müritleri genç, yakışıklı erkekler ve genç, güzel kadınlardan oluşturuyordu. Şık, zengin aile çocuklarını örgüte çekiyordu. 1993’te kokain kullandığı gerekçesiyle yargılandı. 1999’da Oktar ve 20 müridi örgüt kurma suçlamasıyla gözaltına alındı ve 9 ay sonra tahliye edildi.

Avusturya’da yaşayan bir Türk ailenin 17 yaşında olan ikiz kızları Türkiye ziyaretleri sırasında gözden kaybolmuştu. 2018 Ocak ayında aile, komşularının uyarısıyla genç kızları Adnan Oktar’ın kanalında görünce Avusturya’da ve Türkiye’de suç duyurusunda bulunmuştu.

2017 yılında kaçmayı başardığını söyleyen Ceylan Özgül’ün açıklamaları da birçok dehşet verici iddiayı barındırıyor. “Küçük yaştaki çocukları taciz, zorla alıkoyma, tecavüz, ajanlık” gibi konular bu iddiaların başında geliyor. Kadın müritlere ailelerle sorun yaşanmaması için formalite evlilikler yaptırıldığını ifade eden Özgül iki kez kaçma girişiminde bulunduğunu ancak cezalandırıldığını anlattı.

Bir geyik muhabbeti konusu olarak sık sık vatandaşın gündemine gelen “kedicik” meselesinin altında bu tip bir sapkınlıklar kumkuması çıkar mıydı? Aslında birçok kimsenin bu tarz tahminleri mevcuttu. Ancak işin geyik muhabbeti kısmı bize daha cazip geldi.

Burada dini içeriklerle kitleleri yönlendiren kişilerin titizlikle kontrol edilip denetlenecekleri bir mekanizmaya ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Devlet kurumlarının bunu icra ederken İslam’ın sadece bir yorumunu ve mezhebini esas alması elbette düşünülemez. İki uçlu bir denge kurulması dini hayatımız açısından hayati bir önem arz etmektedir. Dinin farklı yorumlarına karşı alabildiğine bir hoşgörü ve özgürlük ön planda olması gerekirken diğer yandan dini, bir istismar konusu haline getiren ve bununla kendisine maddi manevi çıkar sağlayan sapkınların tespit edilerek cezalandırılması da elzemdir.

FETÖ’den sonra Adnan Oktar olayı da Türkiye Müslümanlarına büyük bir ibret olacağa benziyor. Önümüzdeki günlerde konuyla ilgili birçok ayrıntının daha gündeme gelmesi muhtemel…  İbretle seyredelim…