Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 18.07.2018 14:38 Güncelleme: 18.07.2018 14:38

AKÇAKALE


AKÇAKALE

 

Trabzon’un adını ülkemizde ve ülke dışında duyuracak yerlerden biridir Akçakale. Trabzon’un kültürel varlıklarından sayılır. Bugüne kadar bu kale üzerinde hiç bir arkeolojik kazı yapılmamıştır. Geçen yıl Akçaabat Belediyesi çok cüzi bir bütçe ile arkeolojik kazıyı başlatmış, ancak kazı yapan hoca ve ekibi yeterli ücret ödenmediğinden işi yarım bırakıp gitmişlerdir.

Böyle olduğu halde yapılan çalışmalarda birçok bulguya rastlanılmıştır. Mimarlık kalıntıları ve arkeolojik eserler çıkarılmıştır. Ancak Akçaabat Belediyesi bütçesiyle bu kalenin onarımı ve arkeolojik kazı yapılması mümkün değildir. Belki de yine hazine arayıcıları tarafından bu alan talan edilecektir. Yıllar önce bu kale şahıslara verilmiş ve burada tütün yapılmıştı. Bir kalenin tapusunun şahıslara ait olması da ayrı bir muamma değil mi sizce? Evliya Çelebinin Seyahatnamesi’nde adı geçen bu kalede devlet eliyle arkeolojik kazı yapılmalı.

Hemen denizin kıyısında bulunan Akçakale, ortasındaki genişlik ve sağlam kalan taş duvarlarıyla bir açık hava müzesi haline gelebilir. Bölge turizmine de katkı sunar. Yılların ihmali sonucu içinden birçok pazar yeri tahrip edilmiştir. Arkeolojik kazı teknikleri ve yöntemlerine sahip olmayan araştırmacılar veya Belediye elemanları birçok mimari, arkeolojik bulgunun yok olmasına sebep olabilirler. Bilimsellikten uzak kazılardan uzak durmalı. Ayrıca yerel hazinecilerin tahriplerine karşı gece gündüz bekçiler tarafından korunmalıdır.

Bilindiği gibi Karadeniz Bölgesi’nin geçmiş tarihi üzerine söylemler vardır. Cenevizlilerden, Pontuslardan bahsedilir. Ama bu tarihi kalelerde iyi ve akıllı kazılar yapılırsa Karadeniz’in geçmişi hakkında doğru kanıtlar ve belgeler ortaya konulacaktır.

Mesela Akçakale ile ilgi şöyle bir söylenti vardır:

Fatih Trabzon’u fethedince bu kalede yaşayan Rumlar, kale kapılarını kapatırlar. Bu bölgeyi alan komutan kaleye saldırmaz. Etrafta Osmanlı askerleri ve insanlar ekip biçer ve tarla işlerler. Kalede bulunan Rumlar onları kale surlarından seyredermiş. Bu durum iki yıl sürmüş. Kalede bulunan halkın yiyeceği ve suları bitince etraftaki Osmanlı askerlerinin de kendilerine saldırmadıklarını görünce kale kapılarını açmışlar. Beraber o bölgede kavgasız gürültüsüz ortak bir yaşam oluşturmuşlar.

Akçakale yerleşim yeri olarak uzun yıllar var olmuş, korsanların uğrak yeri olarak kalmış, zaman zaman korsan saldırılarına karşı da askeri bir üs olarak kullanılmıştır. Yöre için bu kadar önemli olan bu kalenin arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılması gerekir. Hatta yeni kurulan Trabzon Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü açarak daha sonra öğretmen ve öğrencilerle bu kazıları başlatabilir. Ama bunu söylerken pek de umutlu değilim. Çünkü Trabzon Üniversitesi yazan teneke tabelayı Eğitim Fakültesi önünde görünce utanıyorum. Koca bir üniversite yeni açılan bir üniversitenin tabelasını Köy Bakkalı gibi bir tenekeye mi yazar? Ben kurucu rektör olsam bundan utanırım. Işıklı bir tabelanın fiyatı nedir ki? Yoksa Trabzon Üniversitesi’nin kurulması birilerinin gözüne mi battı? İşte bu kafalar Akçakale’ye de önem vermez, üniversite de geliştirmezler. Ama rektör olmak için bir biriyle yarışa girerler. Yoksa Akçaabat’ta bu üniversitenin kurulmasının öfkesi mi o tenekeye yazılmış küçük tabela. Benim Akçaabat Belediyesi’ne veya Akçaabat esnafına gidin; o teneke levhayı oradan kaldırın ve insanların gururlanacağı renkleri bordo mavi olan bir Trabzon Üniversitesi yazılı, estetik ve kocaman bir tabela asın.

Bakın Akçakale’den başladık, konuyu nereye getirdik. Koca bir kale yıllarca unutulmuş kalmış bir köşede. Akçaabat’a açılan Trabzon Üniversitesi, adı yazılı küçük bir saç tenekede. Yıllarca KTÜ’NÜN EĞİTİM FAKÜLTESİNE BAKIŞINI YANSITMIYOR MU SİZCE? Bir Akçaabatlı olarak gel de üzülme. Ama rektörlük yarışında herkes var. Üniversiteleri geliştirmede, büyütmede, kimse yok. İnsan o levhaya bakarken yüzü kızarır ve utanır. Şahsen ben utanıyorum ama kurucular kurulu ne düşünüyor bilemem. Aynı hikâye Akçaabat Güzel Sanatlar Fakültesi’nde yıllar yılı var. Ama sanat adına ses yok. Yeni bölüm yok. Gelsin gitsin dekanlar.