Mehmet Salih KÖSE
BİR SEÇİM SONRASI DÜŞÜNCELERİ
KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
BİR SEÇİM SONRASI DÜŞÜNCELERİ
Bir seçim yaşadık. Bu yazıyı yazarken seçim henüz yapılmamıştı. Sonuç nedir bilmiyorum. Ama gördüğüm seçim sürecinde sahnedekilerin sevgi yoksunu kelimeleri ve cümleleri. Beğendin mi derseniz; hayır asla ne tasvip ettim, ne de beğendim. Sözler o kadar seviyesiz ve sevgisiz ki insan duydukça yüzü kızarıyor. Ama bakıyorsun alanlarda içinde sevgi olmayan kelimeler ve cümleler hararetle alkışlanıyor.
Sevgi geçmişten çok gelecekle ilgilidir. Alanlarda geleceğe yönelik projeler ileri süren insanlar hiç de sevgiye yer vermiyor konuşmalarında. Kullanılan sözler gönül kırıyor, insan onurunu incitiyor. Hâlbuki gönüller sevgi ile kazanılır, güçlükler sevgiyle yenilir. Sevgi bize “neden ben” yerine, “şimdi ne yapmalı” onu öğretir. Zaten halkın karşısına çıkan insanlar da, şimdi ne yapmalı, onu anlatmalıydı. Ama olmadı işte. Sadece benim doğrularım doğrudur, senin doğruların tu kaka misali, hiç de hoş olmayan bir zemine çekildi propaganda.
Ayrıca bu seçimde bolca çevre kirletildi. Gürültü kirliliği yaratıldı. Aşırı israf edildi, para harcandı flamalara, bayraklara. Hele de karayolları kanununa göre üst geçitlere yazılar yazılmaması gerekirken, hiç yasak dinlenmedi. Önüne gelen bir şeyler astı. Şu artık bilinmeli, modern çağda insanlar ne bezlere bakıyor ne de kâğıtlara. İnsanların tek değer verdiği hatibin ağzından çıkan sözler. Ne kadar sevgi içeriyor ve gönül okşuyor. Nezaket arıyor millet. Ayrıca yasaklara karşı duruş sergiliyor halk. Çünkü biliyor ki yasaklanan herhangi bir davranış sevgi değildir. Sevgi özgürleştiği zaman sevgi oluyor.
Bu seçimde sahnede rol alan aktörler hiç şunu düşünmediler. Alana gelenleri söylemlerimle ne kadar mutlu ettim. Televizyon konuşmalarında izleyiciye bir ışık verebildim mi? Karşımdaki kişileri neşelendirip güldürebildim mi? Olanlardan yakınmayı bırakıp, olacak olanlarla toplumsal bir memnuniyet yaratabildim mi? Başkalarının kusurlarını söyleyerek, kendinin kusursuz olduğunu anlatmanın hiç de inandırıcı olmayacağını düşündün mü? Affetmeyi, mütevazı bir tavır sergilemeyi, bağışlamayı bir erdem olarak sayabildin mi? İnsan hakkına, yaşam hakkına saygılı davranabildin mi? Gördüğüm kadarıyla hiç de böyle olmadı. Herkes kendi cennetini yaratmaya çalıştı. Hiç kimse yeni fikir üretmedi. Sadece yapılanları eleştirdi. Kimse uzaydan bahsetmedi, yeni meslekleri söylemedi. Uzaya gönderilecek uydu projeleri yoktu. Olan sadece yemek, içmek, çalışmak, uyumak, giyinmek, hastalanmak, tedavi olmak, para biriktirmek, ev, araba almak, yaşlanmak, emekli olmaktan bahsetti. Kimse saç taramadan, diş fırçalamadan bahsetmedi. Mutluluktan, güzellikten, sevgiden, okumadan bahsetmedi. Her söz ağızdan siyah çıktı, beyazlara, çiçeklere bürünmedi. Kimi geçmiş yapılanlara takılı kaldı, kimi günümüzde yaşamın dramatik halini gözler önüne sürmeye çalıştı. Şunu insanlar bilmelidirler. Geçmişi inkâr etmek hiç doğru bir davranış değildir. Ancak geçmişin kölesi de olmak asla doğru olamaz. Siyasetçi sevgi diliyle günümüzün zenginleştirmesi ve geleceğimizin büyümesi için formülleri sunmalıydı halka.
Hayaller değerlidir. Bu nedenle zaman zaman hayallerimize sarılırız. İnsanların milyonlarca hayalleri olmuştur. Benim de hayalim bundan sonraki seçimlerin, sevgi diliyle, kırmadan, dökmeden, çevreye zarar vermeden, doğaya saygı duyarak yapılması. Ama bu seçimde kullanılan yöntem benim hayallerimi yıktı. Çünkü söylemlerde hiç sevgi yoktu. Yöntem, tarz, şekil modern Dünyanın ve bilhassa da demokrasinin gerçekleriyle ters düştü. Bence bu tarz seçim çalışmalarına “yeter” deme zamanı gelmiş ve geçmektedir. Şimdi doğru söyleme, karalamadan kaçma, sevgi dilini kullanma zamanıdır.
Bu seçim süreci konuşmacıların bir birini suçlaması ile geçti. Zaten çoğu siyasetçi suçlamada baş usta. Başarısızlıklarımız başkalarının kapısına bırakmayı çok iyi beceriyoruz. Hâlbuki insanları daha az yaralamayı, daha az incitmeyi, daha az suçlamayı becerebilse daha çok taraftar toplayacak. Karşımızdaki kitleye; onurlu olmayı, insanları sevmeyi, yüceltmeyi kazandırırsak toplumu güzelleştirip yüceltmiş oluruz. Bunun içinde konuşmacı kendini daha az suçlamaya, daha çok sevgiye verebilmelidir. Hiçbir insan kusursuz değildir. Ama insanın kusurlarını, hele de fiziksel kusurunu ulu orta, toplumun gözü önünde ortaya dökmek ahlaki bir hareket değildir. Ama bu manzarayı da yaşadık bu kısa seçim sürecinde. En kötüsü de bu tür konuşmalardan alanlardaki geniş kitleler de haz duydu. O zaman şu sorulmalı. Biz toplum olarak nereye gidiyoruz?
Bu seçimde aşırı derecede öfke, mantıksızlık, intikam, kendini beğenmişlik, acımasızlık, gurur, kurnazlık, yalancılık, önyargı, nefret gördük. Bunlar daha çok hasta toplumlarda görülür. Bunların tedavisi de sevgidir. Böyle hasta toplumlar da mutlaka tedavi edilmelidir. Bu da yöneticilere ve siyasetçilere düşer. Ama bu eğilimde siyasetçi karşımızda göremedik. Artık bundan sonra seçimlerde topluma umut ve sevgi aşılanmalı. Çünkü sevgi ve umut ebedi bir kaynaktır.
Unutmayınız ki toplumların hayatı sevgi ve korkuyla da yönetilse, her zaman karanlık bir maceradır. Korku hayatı sınırlar, topluma negatif enerji verir. Sevgi toplumun tutkalıdır, hayatın özgürlüğüdür. Topluma pozitif enerji verir. İnsan nefreti de, sevgiyi de seçer. Bu seçme özgürlüğü vardır. Mutlu olmak, mutsuz olmak insanın seçenekleri arasındadır. Seçenlerin ruh hali bu tercih ile ilgilidir. Toplumsal hayatımızdan ve yaşam bicimizden bizler sorumluyuz. Ama butoplumda sevgi kültürünü yerleştirmek gerekir. Pozitif enerji vermek gerekir. Çünkü Yunusların, Mevlanaların, Hacı Bektaşi Velilerin yetiştiği bu toprak hep sevgi çağırır. Hep sevgi çığırır. Bu seçimde hiç değilse ben bu sevgiyi konuşmacılarda görmek isterdim. İnşallah bundan sonra topluma yön ve şekil verenler sevgi diliyle karşımıza çıkarlar. Seçim sonuçları ne oldu bilmiyorum. Ama herkes sonuçlara saygı duymalı, bir birini sevmelidir. Bilhassa liderler sevgiyi az isteyip, topluma çok sevgi vermelidir ki Anadolu coğrafyasında şarkılar türküler, nağmeler yükselsin. Unutmayın dinlemek bile bir sevgi eylemidir. Güzel Türkiye’min bir adı da “Sevgili Türkiye”dir .
