Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 28.02.2018 14:24 Güncelleme: 28.02.2018 14:24

KAR KUYULARI


KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

KAR KUYULARI

Çok eski yıllarda -çok eski demişsek milattan öncesini kastetmedik, 1940-1950’li yıllar- Buzdolabı henüz girmemiş toplumumuza. Yazlar sıcak. Hele de Ramazan günleri Yaz’a düşünce, iftar vakti serin su gerek. Her evin önünde derin su kuyuları yok. Mahallerde tulumbalar var su çekilecek. Bir de taş çeşmeler ama suları sıcak mı sıcak. Zor zamanlar, buluşa etken olurmuş... İşte bu yaz günlerinin sıcaklığı Pulathane’de insanları düşünceye sevk etmiş. Hatta öyle bir düşünce ki sonucunda kazanılacak bir para olacak.

Kasabanın düşünen insanlarının aklına kar gelir. Karı depolamak fikri doğar. Eğer kar kışın depolanıp yaza kadar kalırsa bunda para vardır mantığıyla başlar bir düşünce. Akla ilk gelen kar kuyularıdır. Öyle ya yazın yaylalardan atlarla getirilen karlar yolda erirdi. Kuytularda biriken karlar yaza çıkmazdı. Su testileri suyu bir müddet serin tutsa da devamlılığı olmazdı. Yine de ısınırdı sular.

Kasabada ticari işler gayr-ı müslümlerce yapılıyordu. Kuyumculuk, demircilik, maden işlemesinde Ermeniler yetenekliydi. Ticarete kafası çalışan Rumlardı. İşte bu nedenle “kar kuyusu” işine ilk giren Salari Rumlarından olan Panço’dur. Salari’de Omal Mevkii’nde bir mağara açar ve bu mağarayı kışın karlarla doldurur, ağzını toprakla kapatır ve yazın kullanırdı. Panço, İstanbul’da dondurma yapmayı öğrendiğinden depoladığı karı sadece Yaz’ın suların, ayranın, yoğurtun soğutulmasında kullanmadı. Panço, Salari’de dondurma yapmaya başladı. Bu çevrede duyulunca müthiş bir olay olarak görüldü. Panço’nun zekâsına ve ticari ufkuna insanlar hayran oldu. Böylece kasabada ilk dondurma Salari’de yapılmış oldu.

Omal Mevkiinde bir kilise mevcuttu. Şimdi yıkılmış; taşları da evlerde kullanılmıştır. Bu kiliseye yazın ibadet için gelenler Pazar ayininden sonra Salari’de kurulan pazarda alış veriş yaparlardı. Bu arada Yaz mevsiminde Panço’nun yaptığı dondurmadan da alırlar ve yerlerdi. Panço, dondurma yapma işini uzun yıllar bu kilisenin önünde devam ettirdi. Burada kurulan pazarda hayvansal ürünler, sebzeler de satılırdı. Etler pişirilerek satılırdı. Salari çimeni Bahar ve Yaz aylarında piknik yeri olurdu.  Güney kısmında büyük büyük ağaçlar ve gür ormanlar vardı. Ayrıca vişne ağaçları da boldu. Baharda papatyalar, vişne ağaçlarının açtığı çiçeklerle bu piknik alanı çok güzel olurdu. Hababiye Irmağı’ndan Keleşka Tepesi’ne kadar sıralanmış vişne ağaçlarının açtığı pembe çiçeklerle, beyaz papatyalar ve yeşil çimenler eşsiz bir tabloya dönüşürdü. Salari’nin vişneleri de çok ünlüydü

Saları yüksek bir tepe olduğundan su kaynakları kıttı. Bu nedenle Salari halkı tütün tarımına çok geç geçmiştir. Geniş meraları ve otlakları olduğundan bu yörede yaşayan insanlar hayvancılık yaparlardı. Bilhassa kadınlar hayvanları otlağa çıkarırken meşhur dut ağaçlarının gölgesinde oturur, sohbet ederler ve yün kazak, çorap örerlerdi. Ancak hayvancılıktan tütün tarımına geçince Salari kadınları çok çileler çekmişlerdir. Bilhassa omuzluklarla tenekelerle derelerden su taşımışlardır. Bu nedenle Pulathane’de bir söz dolaşırdı. “Salari’den kız alacaksın ama Salari’ye kız vermeyeceksin”. Çünkü kadınları çok çalışkandı. Yazın tütün tarlalarında çalışan kadınlar, kışın ise kar kuyularına sırtlarında kar taşırlardı.

Rum Panço’dan dondurma ve helva yapma işini önce Muhtar Ahmet öğrenmiştir. Ondan da oğlu Muhtar Molla Mehmet, ondan da Hacı Temel Baş öğrenmiştir. Bu nedenle Salari’de ve kasabada ilk kar kuyusu Muhtar Ahmet zamanında açıldı. Küçük bir kuyu olarak açılmış kar kuyusu zamanla ihtiyaca cevap vermediğinden kar kuyusu sayısı artırılmış ve kuyular daha derin yapılmıştır. En büyük kuyu on metre çapında, yirmi beş metre derinliğinde yapılmıştır. Bu kar kuyularını karla doldurmak için kadınlara yevmiye verilir ve karlar ya sırtta veya yuvarlanarak bu kuyulara doldurulur ve çiğnenirdi. Bu kar doldurma işi kışın yirmi gün sürerdi. 1950 yılında bu işte çalışanlara 2,5 lira yevmiye verilirdi. Karı kadınlar sepetlerle, eşeklerle taşırlar; erkekler kar çiğneme işiyle uğraşırlardı. Çok kar yağmışsa Salari Çimeni’ne yağan kar ancak bir kar kuyusunu doldururdu. Kar kuyuda iyice sıkışması için üzerine su dökülür ve çiğnenirdi. Su taşıma işini çocuklar elli kuruş ve bir parça ekmek, bir avuç zeytin karşılığı yaparlardı. Kuyuya dolan karın üzerine saman konurdu. Kıyılardan kar erirdi. Otuz kırk santim eriyen karların yerine çalılar konurdu. Samanların üzerine sıkıca ifteri konur, üzerine bir çuval serilir ve toprakla kapatılırdı.

Yazın kar hızarlarla kesilir ve atlara yüklenir kasabaya indirilir ve satılırdı. Karı daha çok dondurma yapanlar, kahveciler alırdı. Akşamları da mahallerde oturanlar kar alır eve götürür sularını soğutur, yayıklara konur veya karpuz kavun soğutulurdu. Yalnız Salari halkı kara para vermez kar kuyularından bedava alırlardı. Hatta yazın karpuz, kavun ve etlerini getiriri bu kar kuyuları üzerine koyarak soğuturlardı. Hatta hastalar için yakın köyler gelir bu kar kuyularından kar alırlardı. Hastalar için alınan kardan para alınmazdı. Hastalara kar getirirdi ziyaretçileri..

Daha sonra karda para var diye gören Armutçuoğulları’ndan  Şaheste evlerinin başında kar kuyusu açtırmıştır. Daha sonra Orta Mahalle ve Lazlar mevkiinde Markallar birer kar kuyusu açtılar. Daha sonra Mustafa Alşan, Osman Bayraktar kar kuyusu açmıştır. Dedem Nuri de Ayliya’da kar kuyusu açmış ama fazla devam ettirmemiştir. En uzun Başların açtığı kar kuyusu devam etti. 1960 yılında Et ve Balık Kurumu soğuk hava depoları kurup buz yapınca kar kuyusu açmak yasaklandı. Kar kuyuları Valilikçe kapatıldı. Kar kuyusu sahiplerine buz satma bayiliği verildi. Dondurma yapma makineleri de çıkınca buz satışı da durdu. Ticari amaçlı ilk buzdolabını Akçaabat’ta Salarili Mustafa Armutçu kahvesinde kullanmıştır. Eskiden Salı Pazarı’nda buzlar içinde soğuk su ve soğuk gazoz satılıyordu. Ama nedense kar kuyusundan biz buzdolabı yapmaya geçemedik.

Bu anlatılanlar bir masal gelir şimdiki gençlere. Yorgunuz yorgun dinlen artık usta. Baksana kar bile yağmadı bu yıl, Dağlarda erirken karlar, hani nerede Salari’de vişneler, dutlar, papatyalar, gür ormanlar. Kar kuyusunda uyuya kalsın güzel hatıralar. Güzel bilgiler veren Osman Baş ağabeyimize de ayrıca teşekkürler.