AYRICA
DR. SELMAN DEMİRCİ
ahengerselman@hotmail.com
BİR KARİKATÜR DENEMESİ
Karikatürler kitabın ortasından konuşmanın adıdırlar. Mizahla yoğrulurlar ama soğuk duş etkisinde gerçeklerle yüz yüze getirirler. Bir şahsı çizgilerde göstermek isteniyorsa gerçekteki oranlara sadakat gösterilmez elbette. Karakteristik özellikler yoğun abartılarla birlikte verilir. Ancak en önemlisi çizgilerdeki oranlar gerçeği yansıtmasa da mesaj tam tamına gerçeğin üzerine bina edilir. Hayaller, varsanılar değil gerçekler çırılçıplak yansır kâğıda. Bazen kızım sana söylüyorum gelinim sen işit demenin en kestirme yoludur karikatürler. Bazen biraz gülelim ama zülf-ü yare de dokunalım kıvamında boy gösterirler. Bazen sağ gösterip sol vurulur. Bazen “ne gülüyorsun anlatılan senin hikâyendir” demek için vücut bulur çizgiler. Ben kelimelerden çizgilere yol bulmak istedim bugün. Anlatı ile çizeyim bir şeyler istedim. Buyurun bakalım:
“Minibüste bayanlara yer verilmelidir buyurdu” kravatlı memur görünümlü bey. Evet, ortam bayanların hâkimiyetindeydi. Kadınlara saygının minibüslere uzandığı demlerdi. Masa dumanlıydı. Birkaç kadın tiz sesleriyle gürül gürül söylenmekteydi. Beyimiz bir kahraman edasıyla doğrulup devam etti: “Şu Anadolu kıtası gibi bir yer kalmadı bu kâinatta ki, hanımların önceliği her daim baş üstündedir Anadolu’da. Dünyaya bir göz atın göreceksiniz ki bayanların erkeklerden bir farkı yoktur hiçbir memlekette. Aşağılanır kadınlar. Reklam malzemesidir onlar. Kadına anne gözüyle bakılmaz, bir ticaret metaıdır o adeta. Bizde öyle mi kadınlar hayat pınarlarımızdır. Biz kadınlara annemiz ya da bacımız gözüyle bakarız. Kıymet verir el üstünde tutarız.”
Aniden kadınlardan biri araya girdi: “Efenim, bunlar güzel hoş sözler ama artık o eski hassasiyetler ne yazık ki bugün kalmadı.” Beyimiz kadının araya girmesini fırsat bilerek boğazındaki gıcık ile 3-5 saniye oyalandı. Sonra cevap sadedinde devam etti:” Pek tabii, Efendim. Doğru buyurdunuz Efendim. Büyük bir yozlaşma memleketin her tarafını sarmış. Kana susamış vampirler gibi ahlak ve maneviyatımıza saldıran maskeli adamlar mahallemize tebelleş olmuş. Bunların maskesini indirmek bizim görevimizdir Efendim. Ancak ben inanıyorum ki hamuru bu topraklarda karılmış, bu memleketin helal sütünü emmiş hayırlı evlatları bu oyunu bozacaktır. Ve batı kokuşmuş değerler manzumesiyle tarihin çöplüğündeki müstesna(!) yerini en yakın zamanda alacaktır. Bu yüzden konumuza tekrar dönecek olursak; minibüslerde kadınlara yer vermek Anadolulu olmanın şiarındandır Efendim.”
Derken konuşmayı başından beri homurtularla dinleyen kadınlardan biri daha fazla tahammül edemez bir intiba ile ünledi: “Efendim siz daha geçen gün benim de binmiş olduğum bir minibüste elinizdeki gazeteye bakma bahanesiyle burnunuzun dibine kadar yaklaştığım halde bana yer vermediniz. Neyin edebiyatını yapıyorsunuz.” Adam bir an duraksadı ancak konuşmaya devam etmesi birkaç saniye sürdü. O tok sesiyle pişkince devam etti: “Efendim siz bendenizi bırakın, ben o gün bayanlara yer vermemiş olabilirim. Bu Anadolu insanının diğergamlılığına halel mi getirir? Hem o gün bendenizin orada amansız bir baş ağrısıyla savaş verdiğimi kim bilebilir. Ben her zaman demişimdir kadınlar biz erkeklerin velinimetleridir Efendim. Minibüslerde kadınlara yer vermek her Türk erkeğinin başlıca görevidir. Ben çığ gibi büyümekte olan yozlaşmanın önüne set çekmek adına yapılacak ilk iş olarak tüm hemcinslerimi minibüslerde bayanlara yer vermeye davet ediyorum.” Çevresinde bir grup kadın adamı alkışlamaya başladı. O muteriz kadın ise söylenerek orayı terk etti...
Karikatürümüz burada tamamlandı. Ne anlatıyor bu adam diyeceksiniz şimdi. Anlayan anlamıştır diye düşünüyorum. Hoşçakalın...