Abbas YOLCU

Tarih: 02.01.2018 08:51 Güncelleme: 02.01.2018 08:51

SOSYAL MEDYA


DEMLİ ÇAY

Yusuf HOCAOĞLU

hocaogluyusuf@hotmail.com

 

SOSYAL MEDYA

Yağmur yağıyor şakır şakır, yarabbi şükür şükür, yağmur yağıyor içim kıpır kıpır, yarabbi sosyal medya var şükür şükür… Şükretsek mi? Yoksa küfretsek mi? Bilemedim. Sosyal medyaya bu aralar dargınım. Gücünün sınırlarının nereye dayanabileceğini aklım kestiremiyorum. Facebook, twitter, instagram… Eksiltiyorum kafayı gram gram.

Öyle bir hal aldı ki; artık korkmaya başladım. Önceden inanan ve salih amel işleyenler, Allah’tan korkarak kendilerine çeki düzen verir, sosyal hayatlarını idame ettirirlerdi. Kınanmak, ayıplanmak, bizler için çok ürkütücüydü. Hata yapmamak, günah işlememek için bir yaratıcının bizi izlediği ve hesap vereceğimiz olgusu bizi hizaya çekerdi. Hiç şüphesiz Allah var. Ve biz inananların yaptıklarını hakkıyla son nefesimize kadar bilen odur. Bu vakıa, kuşkusuz değişmeyen bir gerçekliktir.

Değişen nedir? İnsanların algısı. Bir hata yapmaya gör, en ufak bir hata. Ne bileyim? Sakın ayağın kayıp düşmeyesin, dilinden komik bir kelime çıkmasın, bir şey işte. Birde görüntülenme; anında sosyal medyadasın. Rezil oldun. Milyonlar seni konuşur, hakkında abuk subuk, doğru yanlış şeyler yazar. Allah muhafaza, rezil olursun. Favlar, tavlar derken Türkiye’nin gündemindesin. Hayatın kayar. Anlık bir boşluk, kınanırsın, felan filan. Türkiye’de gidecek yerinde kalmaz. Herkes ordadır. Herkes seni görüyor, biliyor ve konuşuyor olur. Seyahate çıkarsın, uçaktayken iki kişi konuşur; mesela “şu hapşırırken osuran çocuk değil mi?”

Sosyal medya; bağımlılığı ise bir başkadır. Sanırım üç beş yıl sonra Uyuşturucu ile mücadele dernekleri gibi, sosyal medya bağımlılığı ile mücadele derneği kurulur. Nerden mi biliyorum? Kendimden. Durdum ve şöyle iyice bir düşündüm. Youtube’dan saz çalanları izlerken oldu. “Niye saz çalanları izliyorsun, saz çal” dedi iç sesim. Sonra Facebook’a baktım. Arkadaşlarım yemek yiyorlar. Ne güzel yaptıkları her işten haberim var. Daha sonra bir araya gelince neden susuyoruz. Niye susmayalım ki? Birbirimizden haberimiz var. Hemen Facebook’u telefonumdan sildim. İnstagram’ım aktif değildi zaten. Geriye kaldı twitter. İyi oluyor dedim. Dücane’yi takıp ediyorum. Ama troller de var, olur olmaz şeyleri yazan gerzekler de var. Bir anda bir aydınlanma yaşadım. Telefonumdan twitter’ı da sildim. Bunları telefonda kullanmayacağım, bilgisayardan arada sırada bakarım. Benimle yaşamalarına izin vermeyeceğim. Kaldı geriye whatsapp ne yapacağımı bilmiyorum. İş ile alakalı çok işime yarıyor. Ama sohbeti muhabbeti seven çok arkadaşım var. Hiç boş durmuyoruz, sürekli gülüşüyoruz. En azından beni kıymetli zamanımdan ve oğlumla oyun oynamamdan alıkoyan şeyleri kaldırdım. Bu bana bir müddet yeter.

Son tahlilde, Google’dan vazgeçemiyorum. Vikipedia’yı seviyorum. Aslında araştırmayı seviyorum. Artık Vikipedia’ya nasıl girildiğini de öğrendim. Malum Türkiye sunucuları kapalı. Sigaramın değerlerini de düşürdüm. Artık 4,4,4 mg kullanıyorum. Yavaş yavaş mücadeleye başladım. Ya nasip, bu aralar içim kıpır kıpır, yarabbi şükür…

Mutlu ve bereketli bir yıl dilerim. Selam ve muhabbet ile…