Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 20.12.2017 13:47 Güncelleme: 20.12.2017 13:47

TEKLİF VAR, ISRAR YOK


KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

TEKLİF VAR, ISRAR YOK

Birkaç isimle başlayalım bu haftaya. Hasan oğlu Ahmet, Türkmen oğlu Ahmet, Şakir oğlu Ali, Mustafa oğlu Ali, Mehmet oğlu Ali, İsmail oğlu Bilal, İsmail oğlu Hakkı, Hasan oğlu, Hakkı, Mustafa oğlu Hamdi, Mustafa oğlu Hüseyin, Hasan oğlu Hüseyin, Temel oğlu İbrahim, Emin oğlu Kibar, Salih oğlu Mehmet, Hasan oğlu Mustafa, Ahmet oğlu Ömer, Halit oğlu Ömer,  Yakup oğlu Vehbi, Mustafa oğlu Yunus, Hüseyin oğlu Abdullah, Ali oğlu Abdulvahit, Salih oğlu Ahmet, Süleyman oğlu Ali, Osman oğlu Ali, Yunus oğlu Ali, Ali oğlu Ali, Hüseyin oğlu Bilal, Ali Oğlu Derviş, Hasan oğlu Emrullah, Temel oğlu Enes, Ali oğlu Hamdi, Halim oğlu Hasan, Ali Osman oğlu Hasan, Mehmet oğlu Hüseyin, Yusuf Oğlu Hüseyin, Mustafa oğlu Hüsnü, Yusuf oğlu İsmail, Mustafa oğlu İsmail, Numan oğlu İsmail, Aziz oğlu İsmail, Abdullah oğlu Mehmet, Nebi oğlu Mehmet, Mustafa oğlu Mehmet, Arif oğlu Mehmet, Mustafa oğlu Mehmet, Hacı Salih oğlu Mehmet, Ali oğlu Mehmet Ağa, Osman oğlu Mevlüt, Mehmet oğlu Mustafa, Hüseyin oğlu Mustafa, Hasan oğlu Mustafa, Mehmet oğlu Recep, Aziz oğlu Sadık, Yusuf oğlu Şükrü, Ali oğlu Temel, Tufan oğlu Temel, Salih oğlu Vehbi, Yusuf oğlu Yakup, Mehmet oğlu Yunus, Ali oğlu İbrahim, Şakir oğlu Mehmet, Osman oğlu Osman, Ahmet oğlu Şükrü, Kibar oğlu Osman.

Hepsi Akçaabatlı... Hepsi 1914, 1915, 1916 yıllarında Sarıkamış’ta, karlar altında, unutulmuş birer güzide kardelen. Hepsi Sarıkamış Meydan Muharebesi’ne kemençe eşliğinde horon oynayarak gittiler. Ama bir daha geri dönemediler. Onlar Sarıkamış’ta adsız şehitler. İsterim ki bunlar için Akçaabat’ta yapılsın bir anıt ve bugünün gençleri tanısın buradan Sarıkamış’ta kaybettiğimiz şehitleri. Hepsi bu vatan için sevinerek gittiler, bir daha dönemediler. Hiç değilse bu kentte yaşasın isimleri.

İstekler bitti mi? Hayır bitmedi. Mesela kim tanır muhacir gidip de geri dönmeyenleri? Onlar için neden bulunmasın bu kentte bir anıt? Zor değil bunu yapmak. Hem geçmişi anlatır bize hem de o geçmiş mezalimi anlatılır genç kuşaklara.

Sonra Sargana Destanı’nın geçtiği yer. Şimdiye kadar olmalıydı millî bir park. Ama olmadı. Etrafında yükseldi beton binalar. Herkes hazine arazisinin bir yanından kırptı gitti. Bu park anıtı yapılmalıydı. Ayrıcaşehir içinde yapılmış anıt köşesinde kırılmış objelerle çok çirkinlik arz ediyor, hatta bu kentin prestijini düşürüyor. Ya yeniden yapılmalı ve korunmalı veya yerinden kaldırılmalı.

Bitti mi? Yine bitmedi. Akçaabat denilince akla gelen ilk şey bağ ve bahçe, sebze ve meyve. Ama yazlar susuz geçer, bilhassa kuraklık bir çile. Mesela Doğanköy ile Işıklar arasında yapılsa bir bent ve oluşsa bir gölet. Daha sonra kanallar konsa sağlı sollu. Osmanbaba’ya, Kuduna’ya kadar uzansa. Küçük bahçelerde sulu tarım yapılsa, aileler de bundan para kazansa...

Bu bir düşünce... Bu düşünceye bir ilave daha. Hiç tasvip etmediğim verimli toprağın denize dökülmesi. Tarım arazilerine bina diktik. Bu toprağa bir ihanet. Ama madem tarım arazilerine bina yapmanın önüne geçilemiyor bari inşaat toprakları Şinik, Kirazlık, Cevizlik arasında bulunan kayalıklara taraçalar yapılarak dökülse ve buralara toprak dökmek bu inşaat yapanlara mecbur tutulsa. Set set bahçeler yapılarak Tarım Müdürlükleri buralarda örnek tarım bahçeleri yapsa olmaz mı? Yazık değil mi verimli toprağın denize dökülmesine?

Bunu bazılarınız uçuk bir istek olarak görebilir. Ama şunu unutmayın ki, bugünlerde sokaklarda bağırarak lanetlediğimiz,  “Kahrolsun İsrail” dediklerimiz, çölde böyle ürün ve tohum ürettiler ve dünyaya satıyorlar. Biz de onların ürettiklerini tüketiyor ve kullanıyoruz. Onların gücüne karşı bilimi ve ilmi kullanmayan zavallı insanlar kuş lastiği ile toprak mücadelesi veriyorlar. Toprak ana bizi besliyor ama biz nedense onu dinlemiyoruz. Âşık Veysel’in çalıp söylediğine bir deyiş diyerek bakıp geçiyoruz. Teras bahçeler örnek olur ve kayalıklar toprağa dönüşür ve sulanır; tarımsal örnek ürün olur, izlemeye gelir insanlar.

 Fıstık çamı üretimi için müsait topraklara bu çamlar dikilmeli. Yeşiltepe’de bu çamların kesilmesinin önüne geçilmeli. Bedava fıstık çamı fidanı dağıtılmalı.

İstekler bitmez. Söğütlü’de dolmuş beklemekten insanlar işine geç kalıyor. Mutlaka Söğütlü dolmuş durağı açılmalı. Hafta sonu soğukta araç beklemekten vatandaş donuyor. Bu sorun önemli ve yetkililer mutlaka bu konuyu irdelemeli. Bir de dolmuşta ayakta yolcu almanın yasal olup olmadığı bu millete açıklanmalı. Yasal değilse denetçiler görevini yapmalıdır. Taşıma araçları denetleniyor mu bilemem. Bir araçta 33 öğrenci var. İsteyen sabah yola çıksın kontrol etsin. Çözüm gelmeli.

Devamlı söylüyoruz şu kaçak anaokulları ve yurtlar var. Vergi vermeden para kazanıyorlar. Neden kimse ilgilenmez? Söğütlü ve Yıldızlı’da 50 bin kişi yaşıyor. Herhangi bir lise yok.  En az iki lise gerekli ama düşünen var mı bilemem. Aklıma geldi sormadan geçmeyeyim. Şu Zübeyde Hanım Anaokulu neden kapatıldı? Şu an bu anasınıfına giden öğrencilerden anasınıfı ücreti mi alınıyor yoksa anaokulu mu? Meslek liselerinde ana sınıfı mı olur yoksa anaokulu mu? Bu okul rant için mi kapatıldı yoksa isminden dolayı mı? Öyle ya 100 öğrencisi olan planlı bir anaokulu neden kapatılır?

Düzköy yolunda sorun var, Orta Mahalle yolu hâlâ kapalı. Kaleönü yolu bozuk. Küçük esnaf Salı günü dışarıdan gelen seyyar esnaftan rahatsız, Pazar yerinde üretici soğuktan şikâyetçi, modern pazar yeri istiyor. Yapılamaz mı? İyice bir düşünülmeli…

Öğretmen rol modeldir deniliyordu. Şimdi sakallar kirli, pantolonlar yırtık, saçlar uzun, kulakta küpe, kravat yok, pantolon ütüsüz. Yetkililer bile şikâyetçi. Ama öğretmen için kılık kıyafet yönetmeliği var; okuyan ve uygulayan yok. Serzeniş var, biline. Hem de bu kentin yetkili insanlarınca.

Sonsöz, gürültü kirliliğine, bilhassa sürücülere. Makas atma, klakson çalma, yarış yapma. Denetlenemez mi? Geceleri bilhassa Söğütlü ve diğer sahillerde gençler uyuşturucu kullanıyor, zaman zaman silah atılıyor, sahilden kum alınıyor, sahil bozuluyor çare bulunamaz mı?

Halkın istek ve sorunlarıyla ilgili bir anket yapılarak bilhassa muhtarlar ve sivil toplum örgütleri dinlenemez mi? Bu şehirde futbol yok oldu. Futbola sahip çıkılmalı ve Fatih Stadı tekrar geri alınamaz mı? Akçaabat’ta tüm amatör kulüpler birleşerek bir Akçaabat Spor Futbol Kulübü kurulamaz mı? En önemlisi bizim ikinci devlet üniversitemizden bir haber yok yeni üniversite kanunları torba yasa ile çıkıyor; biz unutulduk mu? Güney Çevre Yolu için bir platform oluşturulmalı bu kentte.

Çok sorun saydık. Bizde teklif var ısrar yok.  Teklifler bize göre; herkesin kendince doğruları var elbet. Ne demiştik, teklif var ısrar yok.  Biz bu kentin hancısıyız, yolculara soru sorma hakkımız var, sözümüz yok.

Herkese iyi haftalar.