Abbas YOLCU

Tarih: 28.11.2017 13:36 Güncelleme: 28.11.2017 13:36

“YURTTAŞLIK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ”


KIRK AMBAR

Abbas Yolcu

ayenihaber@hotmail.com

 

“YURTTAŞLIK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ”

Keçisakallı ve şiş göbekli fıkra muharriri, yazılarını yazdığı köşesinde kendine göre yumurtalar yumurtlamaya devam etmektedir.

İki günlük ömründe  “bir baltaya sap olmuştur”,ancak, bir dünya görüşüne sahip olamamıştır, keçisakallı ve şiş göbekli fıkra muharriri.

Bu bakımdan yerinde duramayan, sürekli olarak bir daldan diğerine atlayan serçelere benzemektedir.

Felsefenin icadı olan yığınla izm arasından seçmek ve mumaileyhe bir ad koymak gerekirse ona en yakışan ad herhalde Epiküryen olmalıdır. Epiküryen, yani filozof Epiküros’un” bedenin ihtiyaçları giderildiğinde insan mutlu olur” ifadesinde beyan buyurduğu üzere “hazların etrafında çöreklenme” anlayışına denilmekteymiş.

Keçisakallı ve şiş göbekli fıkra muharriri de içlerinde olmak üzere onlar için hayat, şairin “Sen Basmasın” adlı döktürmesinde anlatıldığı gibi anlaşılan bir hayattır.

Yani epiküryenler, “…ilk olarak şark mazoşizminden kurtulmak, ikinci olarak bir bozkır kökenli müslüman bir köylü gibi gebermemek, üçüncü olarak da kalite, hoş koku ve gusto isterler.”

Bir takım kültürel ve sanatsal etkinliklerde bulunmak(!), keçisakallı ve şiş göbekli fıkra muharriri ile benzeri epiküryenlerin vazgeçilmeleri arasındadır. İçinde yaşadıkları topluluğun açmazları ile çıkmazları hakkındaki düşünceleri, o toplulukta iş koyup kotaranların anlayışlarının paralelindedir.

Öyle de olmak zorundadır.

İtiraz etmeleri halinde yemlikleri kesilir ve hazlardan mahrûm kalabilirler.

Onların en çok korktukları husustur, hazlarına engel olunması yahut hazlara ulaşmalarının engellenmesi.

Ayrıca rivâyetlere göre keçisakallı ve şiş göbekli fıkra muharriri, “ebter” olduğu için, kendisinden sonra hesaba katabileceği bir gelecek endişesini de taşımamaktadır.

O, Venedik, Floransa, Napoli, Milano gibi tarihî şehirleri gezmiş ve içindekileri görmüştür. An karîbu’z-zaman Roma’ya da seferde bulunacak, tarihî ve turistik mekânları ziyaret eyleyecek, Trevi Çeşmesine  “daha çok haz alabilmek” niyetiyle bozuk para atacak, pek çok kimsenin adını bilmediği kaliteli müskirattan tadacak ve sonra dönüp, bir zamanlar dış seyahatten dönerken yazdığı ve yazısında “welcome to zoo” diye ifade ettiği ülkesine avdet edecektir. Avdetten sonra kendisi ile hiçbir inanç ve gönül bağı bulunmayan dini bütünlerin ve dindar mübareklerin yapa geldiği bütün amellerden sitâyişle bahsedecektir.

Zira an itibariyle onun ayş u işretinin ücretini kapı kulluğunu yaptığı dini bütünler ödemektedirler.

Dolayısıyla keçisakallı ve şiş göbekli fıkra muharririnin entel tavırlar takınarak dini bütünlerin zangoçluğunu yapan gazetede yazdığı bir yazısında kendisini sokaktaki adamdan ayrı daha doğrusu üstün tuttuğunu açık ve seçik biçimde ortaya koymaktadır. Ve bu durum dini bütünlerin umurunda bile değildir. Hadise şudur:

Bir seçim olacaktır ve anüsünün kılları kar beyazına dönüşmüş bir tarih öncesi hayvanı seçim için adaydır ve seçimi kesin kazanacaktır. Keçisakallı ve şiş göbekli fıkra muharriri zaten ma’lûmun ilânı olan bu seçim için tarih öncesi hayvanının seçimi kazanacağını beyan buyurmakta, ancak bu hususta şu aşağılayıcı ifâdeyi kullanmaktadır:

“Bunu bilmek için gazeteci de olmak gerekmiyor, ortaokul yurttaşlık bilgisi öğretmeni de” 

Bu soyu kesik yani ebterin, içinde yaşadığı toplulukta kendine göre bir kast sistemi oluşturup, ortaokulun yurttaşlık bilgisi öğretmenini üstten aşağı üçüncü tabakaya yerleştirmesi, o toplulukta yaşayanları rahatsız etmemektedir.

Etmemektedir, çünkü rahatsız olmak için şahsiyet gerekiyor.