Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 31.10.2017 09:50 Güncelleme: 31.10.2017 09:50

DUYANLARA, DUYMAYANLARA VEYA DUYMAK İSTEMEYENLERE


KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

DUYANLARA, DUYMAYANLARA

VEYA DUYMAK İSTEMEYENLERE

Yazıların çok uzun oluyor diyorlar. Söz, bu hafta çok kısa yazacağım. Bir şarkıdan esinlenerek şöyle bir başlık atacağım; duyanlara, duymayanlara veya duymak istemeyenlere sesleneceğim.

Evet, bu şehirde duyanlar var. Oransal olarak azınlıktalar. Okurlar, düşünürler, yazarlar ve çizerler. Ama çok güçlü olamazlar. Çünkü örgütlü değiller, onların söylediklerini ise birileri hep kulak arkası yapar. Yıllarca bu böyle olmuştur ve hâlâ aynı anlayış devam etmektedir.

Birileri vardır duymazlar. Çünkü kendi dertlerine düşmüşlerdir. Geçim derdindedirler. Genelde emekleri ile helâlından kazanırlar. Bağ bahçe onlarla güzeldir. Köylerde sadece onları görürüsünüz. Kentte olanlardan bazıları asgari ücretle çalışır. Kimisi namazını kılar evine gider, kimisi de kahvede geçirir boş zamanlarını. Sayısal olarak çokturlar. Kentte ne etliye ne de sütlüye karışırlar. Hatta seçim zamanları birilerinin güdümüyle çoğunlukla kullanırlar oylarını. Çünkü çoğunlukla okumaz, düşünmez ve yorumlamazlar. Genelde bir omuza giderler. Hatta içlerinde çokça da gariban vardır.

Bir başka grup ise dıştan bakıldığında güzel görünür. Genelde halk gözünde alçak dağları yaratmış insanlar olarak görünürler. Güçlerini devletten alırlar. Çoğunlukla bürokrattırlar veya herhangi bir siyasi partide yönetici ya da bir dernekte üye, belediye meclisinde görevli. Sayısal olarak onlar da azdır ama bulundukları konumları onları bayağı güçlü gösterir. Bu kenttin sorunların bilir, görür ama asla duymak istemezler. Çünkü sorun çözme yetenekleri yoktur. Temel amaçları günlerini gün etmek, daha iyi mevki ve makama gelebilmek, kazançlarına daha fazla kazanç katmaktır. Bir kısmı bu kenti basamak olarak kullanır, yarın bir başka yerde olacağı düşüncesiyle sorun yumağı içine girmezler.

Toplum katmanları olarak sıralarsak;  duyanlar, duymayanlar, duymak istemeyenler...

Neden bunları söyledik? Sebebi gayet açık. Bizler bu köşede bazı sorunların ucundan tutarak dile getiriyoruz. Meselâ ne mi? Başta insan olma sorunu. Sonra etik sorunlar. Görgü kuralları sorunu. En önemlisi trafik ve park sorunu. Küçük esnafın sorunları. Pazar sorunu. Yaylaların çarpık  yapılaşma sorunu. Doğanın korunması sorunu. İşsizlik sorunu. Öğrenci sorunu. Deniz ve suların kirlenmesi sorunu. İstihdam sorunu. Buna benzer sorunlar. Ama gözlemlerin bu sorunları çözecek olan kişilerin, genelde bu sorunlara uzak durması ve görmek istememesi.  Sorun çözücü olmamaları.

Bakın bu hafta bir vatandaş bana eğitim konusunda dert yandı. Ne dedi biliyor musunuz? Taşımalı eğitimden bahsetti. Usulsüzlük olduğunu, araçların sayısının çok olduğunu, güzergâhların doğru ölçülmediğini, bir mahallede bir öğrenci olmasına karşın burada başka çocuklar varmış gibi gösterilerek hat konulduğunu, on beş öğrenciyi üç arabanın taşıdığını, modeli düşük araçlarla öğrenci taşındığını, öğrenciler gelmediği halde geldi gibi gösterildiğini, şikâyetlerinin göz ardı edildiğini belirtti. Ben eğitim işiyle ilgilenmiyorum dememe karşın ısrarcı oldu ve “bu paralar bizim cebimizden çıkıyor, yazıktır” dedi. Doğrudur yanlıştır bilemem. Araştırmak gerekir. Hatta o kişi adres verdi, isim verdi ben burada belirtmeyeceğim. Ama takipçisi olacağımızı söyledik ve uzaklaştık.

Ama benim de bildiğim birkaç konu var. Mesela kaçak, merdiven altı okul öncesi öğrenci eğitim yerleri, ruhsatı olmayan kurslar, izni olmayan öğrenci yurdu gibi çalışan yerler. Birkaç kez dile getirdik ama bakıyorum hâlâ aynı şekilde devam ediyor.

Bir başka konu şu projeler meselesi. “Dedemle okuma öğreniyorum” gibi. Acaba kaç torun dedesi ile okula gitti? O harcama faturalarındaki rakamlar ne kadar doğru? Bu projeler ne kadar para ne kadar amacına uymuş, duyan veya duymak isteyen var mı? Ben hâlâ şu Zübeyde Hanım Anaokulu’nun neden kapatıldığını anlamış değilim. Ayrıca  “uygulamalı anaokulu” kavramı nerede var?  Bu okula giden öğrencilerden ana sınıfı ücreti mi alınıyor yoksa anaokulu ücreti mi? Bir bilen var mı? Son sorum şöyle olacak. Yıldızlı İlkokulu’nun arazisi kaç dönüm ve bu arazinin kaçını okul kullanıyor? Geri kalan arazilerin üzerinde ne var?

Çok soru sorduk, yine uzadı yazımız. Bu ve buna benzer sorular var. Ama vatandaş eğitimden bahsedince biz de o kısımda kaldık. Sözümüz duyanlara, duymayanlara veya duymak istemeyenlere...