Cengiz BÖLÜKBAŞI

Tarih: 21.08.2017 10:51 Güncelleme: 21.08.2017 10:51

UTANMAK...


AKÇAABAT’TAN

Cengiz Bölükbaşı

cengizbolukbasi@gmail.com

 

UTANMAK...

Uzun aradan sonra ilkyazımı yazarken dedim ki, iğneyi kendimize çuvaldızı elbette idareye batıracağız. Bir dizi yazımı iğnelik bölüme yani bizlik bölüme ayırdım. Çünkü olağandışı görüntüler geliyor ve üzülüyoruz.

Efemdim bu haftaki arz edeceğim durum şehrimizin çöp yuvası haline gelmesi. Yok yok yanlış anlamayın ve içinizden hemen belediyeye giydirmek gelmesin; ben sizden, benden, onlardan bahsedeceğim. Geçtiğimiz hafta Müzik ve Halk Oyunları Festivalimizin 27’ncisi düzenlendi. Festivalimizin bir etabı da Hıdırnebi Yaylası’nda yapıldı. Gayet hoş anıların biriktirildiği bir şenlik oldu.

Birkaç kadim dostumla bir akşam eğlencesine ben de katıldım. MHP’nin eski ilçe başkanlarından Hüseyin Baki Eyüboğlu ile de karşılaştık. Yaylaları şenlikleri ve eskiyle yeniyi kıyas yaptı; not aldım. “Sanım bu işler kontrolden çıkıyor” diyerek ince bir sızıyı dile getirdi.

Sonrasında festivalimiz Akçaabat’ta yıllar sonra parkelenebilen ama sahnesi neredeyse hep ayını kalan liman bölgesinde devam etti. Halk coştu; horonlar, zeybekler, köçekler ve daha sayamadığım bir sürü güzellikler yaşandı her yıl yaşandığı gibi.

Peki, festival bitince ne oldu? İşte o olan şeyi arz edeceğim sizlere. Festivalde halkın ihtiyaçlarını karşılamak ve gelen yerli yabancı turistlere yöremizin hem el eşyası hem de mutfak kültürünü tanıtmak için esnafa stant açtırdı belediyemiz. Müsaade etti, “gelin siz de para kazanın ve bölgemizi tanıtın” dedi; esnafa yer tahsis etti. Esnaf da geldi; çadırını kurdu, tezgâhını bir temiz süsleyip düzenledi ve başladı bire beş kazanmaya... Üfff ne para ne para. Bir ayı kurtardı, iş tamam dedi. Bayram etti anlayacağınız. Peki, sonra ne yaptı hâlâ içimizde olan o esnaf? Ekmek yediği yere tükürdü, eşindi...

Evet, resmen eşindi. Eşinmek nedir diye soracak olan olursa mail atsın açıklarım. O canım yaylayı çöphane halline getirdi. Elbette bu meslektaşlarımın gözünden kaçmadı. Bastılar manşeti. Çok da iyi yaptılar. Belediyeye de kızanlar olmuş; nedir kardeşim buranın hali diye. Vallahi ben de aynı şeyleri söylüyorum o içler acısı durumu görünce. Nedir kardeşim buranın hali? Bu işleri yapanların adları, soyadları, nerede oldukları ve ne iş yaptıkları bellidir. Sizden ricam ne kadar zarar vermişlerse buraya, yer tahsis edilmiş kaç esnaf varsa bu zarar onlara ceza olarak yazılsın ve ödetilsin. Ayıptır ayıp. Hem oluk oluk para kazanacaksın hem de orayı utanç verici bir duruma sokacaksın. Umut ederim ki bu yerler seneye aynı kişilere de verilmez.

Gelelim meslektaşlarıma. Bu serzenişlerini Hıdırnebi Yaylası için yaparlarken Akçaabat Sahil Parkı’nı görmezden gelmelerine. Yıllardır gözümüzün önünde olan bir yer. Olanca düzensizlik almış başını gidiyor; görmüyor musunuz? Peki ya bu yerleri kiralayan Belediye’nin hiç mi standardı yok. Şu Hamam Çimeni Çarşısı’nın içine yaptığınız kulübeleri sanrım buralara koyacaksınız. Ve bu ayıpları kaldıracaksınız. Ama dedim ya sanrım öyle yapacaksınız.

Peki, şu sokaklardaki çöp öbekleri, akan çöp suları. Ak Cami’nin önünden geçip abdestini alabilen varsa beri gelsin.

Efendiler ve hanımefendiler!.. Bu şehir bizim. Bu şehir çocuklarımızın, torunlarımızın. Kıymayın, öldürmeyin doğayı. Kültürümüz bu değil; değişmeyin. Uzanıp yerden bir çöpü çöp kutunsa atmak utanç verici değil aksine pek erdemli bir davranıştır. Allah aşkına kıymayın bu şehre

Temizlik işlerini yayladaki çalışmasından dolayı kutluyor, şehir merkezindeki hala berbat bir durumdan toparlayamadıkları için kınıyorum

Haftaya görüşmek dileğiyle esen kalın, sevgiyle kalın, sokaklara çöp atmayın...