Huzur KORKMAZ TOPAL - Yaşam Koçu

Tarih: 08.06.2023 12:05 Güncelleme: 08.06.2023 12:05

YOLUNUZ SEVGİ, HEDEFİNİZ MUTLULUK OLSUN


GÖRDÜKLERİM

DUYDUKLARIM

Huzur KORKMAZ TOPAL

Yaşam Koçu

huzur06peri@gmail.com

 

İnsanları birbirine yaklaştıran ve içsel olarak bağlayan doğal bir ruhsal eğilim, etkin bir güçtür sevgi. Güven, dostluk, bağlanma, şefkat, sempati gibi duyguların temelinde de sevginin büyük katkısı vardır.

Sevgi yolunda yürüyen her insan, mutlu olur mutlu eder.

Sevgi veren kişi, karşısındakine ilgi, değer, güven ve biriciklik hislerini vermiş olur,

Eee bu hisleri veriyor da ne olur demeyin sakın. Sevgi insanları birbirine yaklaştırır, aralarında görünmez bir bağ oluşturur.

Toplumun olumlanması için kişiler kendilerini geliştirip eğitirken, çevrelerine de sevgiyi sunmalıdır ki, toplumda güven, değer ve ilgi artsın.

Yolunuz sevgi olsun ki, üzerinde yürümeniz çok daha kolay olsun.

Sevgi alan kişi kendini güvende hisseder. Güvende olan kişi, değerli olduğunu ve biricik olduğunu da bilir ve tabii ki bu duygularla yoğrulurken toplumun ruh sağlığını olumsuz etkileyecek birçok davranıştan da uzaklaşır.

Toplumumuzu yönlendiren bireylerdir. Bireyler anne ve babalarıyla gelişimlerini sürdürür.

Anne ve babalar sevgi olmayan bir ortamda büyümüş olabilirler; sevgi onlar için yabancı bir duygu da olabilir. Ama şunu unutmayalım ki, doğduğumuz andan ölünceye kadar öğrenmeye açık bir beynimiz var. Hem de ne kadar çok şey öğrenirsek beynimiz de kendisini o kadar çok yeniliyor ve gençleşiyor.

Sevgili anne babalar ve kendini anne baba olmaya hazır hissedenler!.. Nasıl bir ortamda büyüdüğünüz sizin duygu ve düşüncelerinizi yönlendiriyor olabilir ama bu duygu ve düşünceler değişebiliyor da. Değişim başka bir haftanın konusu olsun, biz bu hafta ailemiz içerisinde sevgiyi alabilmek ve verebilmek konusunu konuşalım.

İki farklı cinsiyet olan erkek ve kadın dünyaya ayrı ayrı evlerde gözlerini açarlar ve Rabbimin çizdiği yolda yürürken birbirleriyle herhangi bir vesile ile karşılaşıp, hayatlarını birleştirme kararı alırlar. Bu iki cinsin aslında bir tek cinsiyetleri değil birçok özellikleri de farklı. Hayatın içinde olma amaçları dahi farklı olan bu iki birey bir aile kurarak ebeveyn olmaya karar veriyorlar.

Anne ve baba olduktan sonra da tek amaçları evlatlarını en güzel şekilde yetiştirmek, hiçbir şeye muhtaç etmeden başarılı bir birey haline getirmek, güzel evlerde oturtup güzel giysiler giydirmek, güzel okullarda okutup en güzel ve besleyici yiyecekleri onlara yedirmek ve ileride makam mevki sahibi yapmak oluyor.

Bunların hepsi çok güzel düşünceler. Ama fark ettiniz mi bu düşüncelerin içerisin de SEVGİ sözcüğü yok.

Çocuklarımızı hayata hazırlarken önceliğimiz sevgi olsun. Sevgiyi öğrenen çocuk, her ne olumsuzlukla karşılaşırsa karşılaşsın kendini gerektiği gibi savunur ve hayata 1-0 önde başlar.

Sabahları çocuklarımızı yataktan kaldırırken, “seni çok seviyorum”, “iyi ki varsın”, “sen benim gurur kaynağımsın” diyorsak ve güzel bir kahvaltının ardından onları okullarına güler yüzümüzle uğurluyorsak, işte tam da mutlu bir çocuk evden çıkardık demektir.

Mutlu etmek için mutlu olmak da gerekir. Eşler birbirlerini mutlu etmek için çabalıyorsa ailede mutluluk zirve yapar. Mutlu olan aile mutlu toplum demektir. Mutlu toplum sağlıklı ortamları sunar.

Eşimize de tıpkı evlatlarımıza dediğimiz gibi “seni seviyorum”, “iyi ki hayatımdasın”, “seninle gurur duyuyorum” gibi sözcükleri söyleyerek sevgimizi dile getiriyorsak işte tam orada biz de mutluyuz demektir.

Sevmeyi öğrenin, öğretin. Sevgi ekin, sevgi biçin. Mutlu olmak için sevgi yolunu çiğneyin.

SEVGİYLE KALIN...