Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 03.05.2023 16:16 Güncelleme: 03.05.2023 16:16

TRT ÇOCUK KOROSU


KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

TRT ÇOCUK KOROSU

27 Nisan Günü Trabzon Hamamizade Konferans Salonu'nda Trabzon TRT Çocuk Korosu'nu izledim. Torunum Gülce Tekin'in de yer aldığı TRT Çocuk Korosu, sunumu kısa da olsa da çok güzel dakikalar yaşattı bizlere. Salon velilerle ve bizim gibi dedelerle doluydu. Sahnede küçük çocuklar görevi eksiksiz yapmanın heyecanı içindeydiler. Küçük kardeşlerine eşlik edecek Akçaabat Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri de bu güzel seslere renk katmak için dizilmişlerdi arkalarına. Görülmeye değer muhteşem bir tablo. Önce bu oluşumu sağlayan ve bu güzel günü yaşatan TRT çalışanlarına, müdüründen sesçisine ve çocuklara, hazırlayan öğretmenlere gönülden teşekkürler.

Sanata değer veren insanların varlığından söz ederler Trabzon'da. Bu iddiada bulunanları orada görmek isterdim. Ama hiçbiri yoktular.  Salonu dolduranlar öğrencilerin aileleri. Bir de kendi çocuğu koroda olmadığı halde öğrencisini dinlemek için işini gücünü bırakıp o salona gelen öğretmenler vardı. Böyle onlarca öğretmen gördüm. Birisi de torunum Gülce'nin öğretmeni. Söğütlü İlkokulu’ndan öğrencisini dinlemek için gelen Feride öğretmen ve isimlerini bilmediğin ama öğretmen olduklarını bildiğim birçok insan.

Bu haftalar, ülkemde “curcuna günleri” yaşanıyor. Seçilmek isteyenler kapı kapı dolaşıyorlar ve oy istiyorlar insanlardan. Ben ön yargılarımdan arınarak düşündüm ve istedim: Keşke birkaçı gelseydi de bu salona ve önce çocuklardaki o heyecanı görseydi. Sonra “estetik anlayış” ve “çağdaş olmanın yolları” hususlarında örnek davranış sergileseydiler.  Ben, o fotoğrafı görmek istedim ama göremedim. Bir müddet başımı iki elimin arasına aldım ve düşündüm. Kalbimin derinliğinden bir ‘cız’ sesi geldi kulağıma. Saklamıyorum; şunu gördüm: Sahada yapılanlar hep yapmacık, hepsi gerçeklerden uzak. Söylenen ve yapılanlar, yaptığına kalben bakmıyorlar.  O sahada her telden çalanlar gelip görmeliydi bir korodaki uyumu, ses birliğini ve heyecanı. Hele o seçilen güzel parçaların verdiği mesajlardan ders almalıydılar. Musikide yenilik, toplumsal ahenk ve yeni arayışları çocukların gözlerinden okumalıydılar. O küçücük çocuklar bence duruşlarıyla ve sesleriyle ‘sessizliğin sesleri’ oldular. Pür dikkat piyanonun sesine kulak vererek, şefleri öğretmenlerin yönetimiyle, “biz geleceğiz” diye haykırdılar salona ve evrene. Zaten, düşünce sistemi, sanatın rengiyle süslenirse başlar söylem güzelliği.

Bence tanıtmanın ve anlatmanın ağırlığı ve yeniliği hâlâ keşfedilmemiş. Yine aynı terennümler, aynı alışkanlıklar. Sokakta yürümeler, insanlara yapmacık sarılmalar, lafa lafla karşılık vermeler. Çizmeler, karalamalar. Propagandanın yapı bozumuna gitmekteler. Modern tanıtımdan uzak, yıkıcı, yok saymacılık ve üstün olma. Eskiye devam. İşte benim buna itirazım var. Bir an o salonda bunları da düşündüm. Eski geleneğin devamı. Sanki mecburmuş gibi ‘avangart” tavırlar. Halbuki çocuktan başlamalı. Sonra eğitim, sanat ve anne sevgisi. Çocukların ruh halini anlayanlar gelecekte kazanacaktır eminim. Çünkü onlar yarının çiçekleri.

Dedim ya salonda TRT Çocuk Korosu’nu dinliyorum. Ara sıra torunum Gülce'nin sahne performansına takılıyor gözlerim ama bir yandan da rahat bırakmıyor beni düşüncelerim. Dışarıda bu günlerde insanlar bol lafla yollarda efsane yaratma peşinde koşarken, ben o salonda, dinlediğim müziğin ritmi, çocukların sesi ve uyumu, çocukların güzel kıyafetleriyle çocuk kahramanlarımı yaratıyorum. Hani,bizler yaşamak için kendimize hikaye anlatırız ya işte o misal...

Keşke bu çocuklara konser sonunda oraya gelmeyenler gelse, seçilmek için her türlü sözü verenler bir hediye verse diye düşündüm. Bırakın bunu, hiçbiri yoktu salonda. Ayrıca bu şehrin bir de Kültür Müdürü ve yardımcıları, Büyükşehir’in ve Ortahisar ilçesinin, hatta üniversitelerin kültür müdürleri var. Sakın yine kızmayın. Kızıyorsunuz biliyorum zaman zaman yazdıklarıma. O salonda düşündüm yine bu şehre her ne kadar “kültür ve sanat şehri” deniliyorsa da bence öyle değil. Sadece bu şehirde kültürel engeller var. Bu şehrin üzerinden sisi çekilip normal hayat ortaya çıkınca bunu daha çok hissediyor insan. Hâkim zihniyet genelde daha çok kazanma hırsı, daha çok para. Sanatçılar az ama olanların bazılarında da inanılmaz bir ‘benlik’ duygusu var. Konuyu fazla dağıttım galiba. Biz yine dönelim  TRT Trabzon Çocuk Korosu'na.

O an belgelenmiştir. O fotoğraf bu şehrin kültür belleğine girmiştir. Bir iki de solo söyleyen çocuk olursa galiba mükemmel olacak. Bu tür koro konserleri bir gösteri ile bitmemeli. O çocukları görmeli ilçeler de. Bunun sözünü aldık Trabzon TRT Müdürümüz ve ekibinden. İnşallah bir daha izleriz bu güzel çocukları Akçaabat'ta, Trabzon Üniversitesi’nin Mahmut Goloğlu Salonu’nda. Bir daha örnek olur büyüklere o korodaki disiplin ve uyumlu ses ahengi.

Dünyaca ünlü Mozart çocukken müziğe başladı. Babası önce bu kulağı keşfetti ve dünyaya tanıttı, para kazandı. Biz eğitimciler okullarda hiç de önem vermeyiz müziğe. Önce matematik, fizik, kimya, biyoloji. Ama keşfedilmeyi, yeteneğini geliştirmeyi bekleyen on binlerce çocuk kaybolup gider. Bu sebeple çok büyük görevi yüklenmiş TRT Trabzon. Bir daha teşekkür ediyorum. Yeni öğrenen bir çocuğun seyirci karşısında konser vermesi de ayrı bir güven verir çocuğa. Zordur o küçük bedenlerin saatlerce ayakta durması. Bunu başardınız ya çocuklar; hepinizi kutlarım.

Beni o güzel gününüzle taşıdınız maziye. Bizim, çocukluk yıllarımızda müzik öğretmenimiz yoktu. Birden beşe kadar bir sınıf öğretmeni okuturdu. Ne şarkı bilirdik ne de bir marş öğretilmiştiler bizlere. Hatırladığım kadarıyla ilkokul üçe kadar söylediğimiz şey, “çift sesli kanon söylerken sen de gel katıl bize” diye devam eden bir parçaydı. Dördüncü ve beşinci sınıfta “Eskişehir Yalçın Kaya” marşını öğrenmiştik. Hatta üçüncü sınıfa kadar bayrak törenlerinde, “Siz İstiklal Marşı’nı söylemeyin, bozuyorsunuz, dört ve beşler söylesin” deniliyordu. Ama o salonda birinci ve ikinci sınıf öğrencileri de kadar şahane ve duyarak söylediler İstiklal Marşımızı. Nasıl mutlu oldum ve yarınlara umutla baktım, bilemezsiniz.

 Yani çocuklar biz çocukluğumuzda müzik bakımından çok eksiktik.  Notaları da bilmiyorduk. Ortaokulda öğretmeye çalışırdı Bilal Akgönen öğretmen. O'nun da branşı tarihti ama müzik derslerine de geliyordu. Mandolin çalıyor, “gam yap” diyordu. Yapamazsak dövüyordu. İyi bir tarih öğretmeniydi ama iyi bir müzik öğretmeni değildi. Biz beş çizgiyi bilmiyorduk. Do’nun yerini gösteremiyorduk. Hatta hayat boyu elime bir çalgı da almadım. Bu sebeple görev yaptığım yöneticilik boyunca imkanlar ölçüsünde her okulda müzik aletleri olsun diye uğraş verdim. İlk öğretmen olduğum Perşembe Öğretmen Okulu’nda piyano vardı. Biraz tuşlarına basmak istedim. Ona da müzik öğretmeni Sabri Yener “ayarı bozulur” diye izin vermedi. Nöbetçi olduğum geceleri müzik odasını açardım. “Bak postacı geliyor” şarkısını öyle böyle çalmayı öğrendim. Ama ertesi gün Sabri Hoca “Piyanonun akordunu biri bozdu” diye okul müdürümüz Hayrettin Gürsoy'a şikâyet ederdi. Sesimiz güzel olmadığından türkü de şarkı da söylemedik. Hep dinlemede kaldık. O gün de TRT Çocuk Korosu ve Gülcem güzel anlar yaşattılar bana ve velilere.  Biz şansız çocuklardık, sizler şanslı çocuklarsınız. Baksanıza size kapısını açan TRT Trabzon Müdürlüğü ve öğretmenleriniz var.

Son sözüm, şu an sokakta oy devşirme peşinde olan her kim varsa, onlara. Şunu asla unutmayınız! Modern şehir hayatı sanatla olur. Dünya modern yaşamın peşinde koşuyor. Modern yaşamı oluşturanlar sadece siyasetçiler, ekonomistler değil sanatçılardır da. Biraz da şu sanattan bahsedin. Eğitimden söz edin. Sanat icra edilen salonlara yönelin. Bu çocuklar gelecek, onların da sesine kulak verin. Güzel sunumlarını alkışlayın. Hepsinden önemlisi bu şehre sanat yapıtları ve kültür salonları sözü verin. Bakın ne güzel çalışma yapmış Trabzon TRT. Neden o koca alan ve stüdyolarda naklen yayınlar olmasın? Neden TRT’nin Çevre ve İklim” kanalı Trabzon'da kurulmasın? Bırakın o küçük hesapları, birbirinizi karalamayı. Bu kentte hizmet eden kim olursa olsun, alkış tutun, destekleyin. Bakıyorum Trabzon'a hâkim sınıflar sanattan uzak duruyorlar. Sadece sıcak bakan birkaç insan. Resim sanatında Faruk Özak meselâ. Halbuki bu şehir Rasim Şimşek, Ahmet Selim Teymur, Gündoğdu Sanımer, Temel Şükrü ve Peyami Safa gibi birçok ismin gelip geçtiği coğrafya. Ünlü çizim ustaları ve ressamları var. Özellikle resim sanatının her bir kilometresinde izi var. Artık bırakın o eski lafları, bu şehir için sanat adına birşeyler söyleyin. Bakın harika bir Ganita düzenlendi. Derneği kuruldu. Başında çok yönlü sanatçı Ceyhan Murathanoğlu var. Hiç değilse sanatsal etkinlikleri izleyin. Sanatçılara destek verin, kurumlara teşekkür edin.

Ben isterdim ki bir yetkili o gün o salonda olsaydı, o hocalara ve TRT çalışanlarına bir ödül verseydi. Sadece TRT Müdürü takdir etti, plaket sundu çalışanlara. Bir de öğrenci velileri unutmadılar çalıştıran öğretmenleri; çiçek sundular, gönüllerini aldılar. Çıkışta baktım hep mutlu ve gülen yüzler. Gülen ve mutlu yüz yakışır Trabzon’a.

Teşekkürler TRT Trabzon, teşekkürler koro şefleri, teşekkürler veliler; doldurdunuz ya o salonu.

En güzel teşekkürleri bahar çiçekleri içinde sunuyorum sizlere çocuklar. Harikaydınız. Öpüldünüz o minicik yanaklarınızdan. Teşekkürler torunum Gülce'ye ve arkadaşlarına...

Siz o çocukları izlemeyenler, hatta müzik sevmiyorum diyenler! O çocukları sahnede bir izleyin inanıyorum ki müzik seveceksiniz.

Hepinize iyi haftalar çocuklar. TRT Trabzon. Bekliyoruz. Bu koro Akçaabat'a gelecek.