Cengiz BÖLÜKBAŞI

Tarih: 25.02.2023 13:44 Güncelleme: 25.02.2023 13:44

BEKLENEN FELAKET


AKÇAABAT’TAN

Cengiz Bölükbaşı

cengizbolukbasi@gmail.com

 

BEKLENEN FELAKET

Gece 04.17’de 10 şehir yerle bir oldu. Ortalama iki dakika sürdü deprem. Asrın felaketi geldi buldu bizi kara kışın ortasında. Milyonlarca yurttaş evinden barkından oldu. Henüz netleşmedi ama ortalama 50 bin vatandaşımız enkazın altında kaldı.

Bu senaryoyu ben bir kez daha gördüm.

1999 depremiydi. Annemin Akçaabat-Trabzon arasında giderken gözlerindeki endişeyi görünce nedenini sormuştum. “Ah oğlum, hâlâ teyzenlere ulaşmadık. Kaç tabut bekliyor bizlerin omuzlarında defnedilmek için” demişti.

Ölümün soğukluğunu, depremin bizleri de ne denli etkilediğini o zaman anlamıştım. Şükür ki aile bireylerimizden herhangi bir yaralanan olmamıştı Gölcük’te. Lakin Gölcük yere batmıştı. Gölcük adeta 47 saniyede yok olmuştu.

Şimdi asrın felaketini yaşadık.

Elbette bu felaketlerin bizlere acı da olsa artısı oldu.

Akçaabat Kaymakamlığı, İlçe Belediyesi ve sivil toplum kuruluşları Festival Alanı’nda yardım için bir seferberlik başlattı. Aynı gün Kızılay’a kan bağışı için Atatürk Parkı’na akın etti insanlar. Soğuktan ve otobüsün imkânsızlığından Akçaabatlılar Vakfı Başkanı Yaşar Erbaşaran, bağışların vakıf binasında alınmasını sağladı. Vakfı adeta Kan Merkezi’ne çevirdi.

Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim ve maiyeti de tüm siyasi partilerin başkanları da alandaydı.

Akçaabatlılar sanki bir seferberlik ilan edilmişçesine yardımlaşıyor. Koca koca tırlar yarım saat geçmiyor doluyor, boşalan malzemelerin yerine yenilerini teyzeler, genç kızlar, delikanlılar, dedeler sırtlarında alana yetiştiriyordu.

İnanın ki bu bir mucizeydi.

Bu yaşa geldim böyle bir şey görmedim. Hep okuduğum kurtuluş kitaplarındaki zamanı canlandırdım gözlerimin önünde. Aynıydı. Evet evet aynıydı.

Hani şu dalga geçilen Z kuşağı var ya kulağı küpeli, hani bilmem kaç numara saçı taralı. Hani şu genç kızlar, çocuklar... Bak yemin ediyorum para versen çalıştıramayacağın o gençlik 7 gün boyunca ayrılmadı alandan. Hem de hiçbir karşılık beklemeden.

Düşünün bir genç bir şişe su içiyor. Görevliye kadar gidip, “Abi çok hararetlendim bir şişe su içtim. Helal edin.” diyor. Sen kimdin bilmiyorum ama senin emeğinin hakkını biz sana nasıl öderiz bilemiyorum çocuk.

İki çocuk gördüm yaşları 14, bilemedin 15 olsun. Yan yana gelmişler. Birinin kafasında bir cemaatle özdeşleşen fes, diğerinde Kemal Atatürk imzalı bir kazak yan yana o kadar ahenkli çalışıyorlardı ki inanın makinemin deklanşörüne basmak zül geldi bana.

Evet, bence çok mükemmel bir kareydi fakat çocuklardan biri bana bunu sorsa ne cevap verecektim. Ne diyecektim?

Çocuklar aslında sizleri düşman etmek üzere bir sistem kurmuşlar bunun adı da siyaset onun için sizler yardımlaşamazsınız mı diyecektim, ne diyecektim onlara?

Yaşlanıyorum sanırım. Gözlerim doluyor.

Biraz marjinal laf edeceğim şimdi.

Keşke siyaset kurumu ebedi billah kapansa da bu millet bir arada huzur içinde yaşasa.

Evet, bu milleti bölüp kamplara ayıran siyaset ve o siyaseti yapan efendilerdir.

Bunun sağı solu yok. Bunun dinlisi dinsizi yok. Bölmek ve parçalamak, parçalanmış kitleleri yönetmek üzerine kurulu kötü bir oyun bu.

Hülasa-i kelam diyeceğim şu ki dünya Türk milletinin kadirşinaslığını, yardım severliğini, söz konusu vatan olduğunda gerisinin teferruat olduğunu bu milletin evlatlarından bir kez daha görmüştür, öğrenmiştir.

Ebette bu asrın felaketine yardım eli uzatan ülkeleri de unutmamak gerekir.

Allah bu milleti böyle felaketlerle bir daha sınamasın.

Haftaya yazacağım yazım ise Akçaabat’ta bir depremde kaç bina ayakta kalır üzerine olacak.

Şimdilik diyeceğim o ki, iyi ki Akçaabatlıyım. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.

Esen kalın...