Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 29.11.2023 13:07 Güncelleme: 29.11.2023 13:07

ÇAMURDA KAYBEDİLEN KRAMPON

Yıl 1967 ya da 1968... Yer Akçaabat Hamam Çimeni Futbol Sahası. Türkiye Üniversiteler Arası Türkiye Şampiyonası Trabzon'da yapılmakta. Trabzon'da yeterli Futbol sahası olmadığından bazı maçların Akçaabat Hamam Çimeni Sahası’nda oynanmasına karar verilmiş ve oynanmış.


KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

 

Mevsim sonbahar. Hamam Çimeni Sahası yer yer doğal çim ve yer yer denizin getirdiği çakıl taşları ile dolu. Maçlar oynanacağı için önce kırık kale direkleri değiştirmiş. Marangoz Ali Usta ağaçtan kale direkleri yapmış. Beden Terbiyesi de bu kale direklerine kale ağı (file) takmış. Ama arka kısımlar taşlara bağlanmış.  Akçaabat Belediyesi de saha düzgün olsun diye kepçe ile sahayı taramış. Akşamdan da yağmur yağınca ve sahanın akarları olmadığından taze toprak vıcık vıcık çamur.

 Maçlara gelen okullarda kimler yok ki... Erman Talay, Kâşif Töre, Nail Kokanalı, Ankaragüçlü Mehmet, Ali Kemal Başaran, Baykal Kazancı, Erman Toroğlu, Fethi Heper ve daha sonradan ünlü olan birçok isim.

O zamanlar toplar supaplı. Önde bir ucu var oradan şişiriliyor. Top ıslandıkça 6-7 kilo geliyor. Deri suyu içine çekiyor. Çamur yapışınca çıkmıyor.

O yıl Eskişehir Ticari İlimler Akademisi şampiyon oldu. Akçaabat'taki maçlar çok seyirci topladı. Maçlar kavakların altında seyredilirken yolun güneyinde tütün tarlalarında  bazı avcılar bıldırcın avlamakta. Zaman zaman tüfek sesine gol sesi karışmakta. İnsanlar, atılan gole mi sevinçten tüfek atılmış yoksa bir lahana dibinden havalanan bıldırcına mı fark edemiyor.

Maç oynanacak tek top var. Top ara sıra dereye veya denize gidiyor; hakem bekliyor top gelsin de maçı başlatalım. Akçaabat'taki maçlarda çoğunlukla Talat Bey ve Rıza Bey hakemlik yapıyor.

Seyirciler arasında simitçi İsmail simit satıyor, Aşık Dayı eski ahşap arabasıyla ya fıstık veya kestane satıyor. Maç günleri Hamam Çimeni sanki panayır yeri. İnsanlar bir gazete kâğıdını taşın üzerine koyarak veya cebinden çıkardığı mendili yere sererek maçı seyrediyor. Sahada tel örgü yok. Oyuncular ve seyirciler iç içe. Zaman zaman sağ açık veya sol açıktan koşan futbolcular seyircinin kucağına kayarak düşüyor.

Bir akşam üzeri Eskişehir İktisadi Ticari İlimler Fakültesi ile İstanbul Eczacılık Fakültesi maçı var. Saha çamur. O zaman Eskişehir İktisadı Ticari İlimler Fakültesi Takımı’nda oynayan Fethi Heper var. Daha sonra Eskişehirspor'da oynamıştır. İki yıl üst üste gol kralı olmuştur. Şimdilerin profesörü. Kavakların altında önüne atılan bir topa koşarken birden duruyor. Geri dönüyor. Kendi takım arkadaşı (galiba Nihat olacak) ‘neden topa koşmadın’ diye Fethi'ye çıkışıyor. Fethi Heper de “Oğlum kramponum ayağımdan çıktı kayboldu, bulamıyorum. Ayakkabımı arıyorum, gel beraber arayalım, yardım et.” diyor. İki üç dakika çamurda krampon aranıyor. Maç devam ediyor. Krampon bulununca ayağına giyiyor ve oyuna devam ediyor. Ama şimdi pırıl pırıl sahalar ve çeşit çeşit toplar, renkli renkli ayakkabılar var. Ama galiba şimdi o zamanki amatör ruh yok.

 O zaman KTÜ şampiyon oldu. İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ni 1-0 yenerek. Daha sonra İktisadi Ticari İlimler Akademisi birkaç takımla birleşerek Eskişehirspor oldu ve liglerin tozunu attırdı. “Fethi Nihat Ender, filelere gönder.” Çengel lakabını o yıllar Fethi aldı. Kafa topları ile köşelerden örümcek alırdı. Onun gibi topa kafa vuran bir de Trabzonspor’da Necmi Perekli vardı. Fethi Heper, o takımın kaptanlığını yaptı ve iki yıl üst üste gol kralı oldu. Mümin o zaman çok başarılı bir kaleciydi. Amigo Orhan Türk futboluna "es es es. Eskişehir" sloganını getirdi. Fethi Heper erken yaşta futbolu bıraktı ve ilme kendini adadı. Bir zamanlar Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığı için aday oldu ama seçilmedi. Ben de kendini TFF seçimlerinde gördüm ve tanıdım. Bilim adamı ve futbolu bilen kişiye kim oy verir ki?..

Bir de o yıllarda gördüğüm futbolcular genelde yüksek tahsil yaparlardı.

Ne kadar etkileyici değil mi? Çamurda krampon arayan futbolculuk dönemleri.