Sıkça buluşup, kahvelerimizi yudumlarken konuştuğumuz konular hep aynı: işsizlik, belirsizlik ve geleceğe dair endişeler. Hepimiz üniversiteye büyük hayallerle başladık. Kimimiz mühendis, kimimiz öğretmen, kimimiz doktor olma umuduyla yıllarca çalıştık. Ama mezun olduğumuzda karşılaştığımız gerçekler hayallerimizden çok uzaktı.
Mesela Ahmet'i ele alalım. Ahmet, küçüklüğünden beri mühendis olmak isterdi. Okulu dereceyle bitirdi, en iyi üniversitelerden birine girdi ve mezun oldu. Ama şimdi, mezuniyetinden birkaç yıl sonra, hala düzenli bir iş bulamadı. Kısa süreli işlerde çalışıyor, ama kalıcı bir iş bulma umudu her geçen gün azalıyor. İş görüşmelerinden eli boş dönmek, onun moralini her seferinde biraz daha bozuyor.
Bir diğer arkadaşım Ayşe. O da çocukluktan beri öğretmen olma hayaliyle yaşadı. Büyük bir hevesle okudu, mezun oldu. Ama öğretmen atamaları yapılmadığı için o da işsiz. Şu anda özel dersler vererek geçimini sağlamaya çalışıyor, ama bu yeterli değil. Ayşe'nin yaşadığı hayal kırıklığını görmek, benim de içimi acıtıyor.
Bu sadece birkaç örnek. Hepimizin benzer hikayeleri var. İşsizlik oranları her geçen gün artıyor ve gençler geleceğe dair umutlarını kaybediyor. Bu durumun psikolojik etkileri de çok büyük. Depresyon, anksiyete gibi mental sağlık sorunları gençler arasında hızla yayılıyor.
Peki, bu durumun sorumlusu kim? Biz mi yeterince çalışmıyoruz, yoksa sistem mi bizi yüzüstü bırakıyor? Her iki tarafı da suçlamak kolay, ama çözüm bulmak zor. Eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapılmalı, gençlere iş imkânları yaratılmalı. Sadece üniversite mezunu olmak yetmiyor artık, mezun olduktan sonra da gençlerin desteklenmesi gerekiyor. Girişimcilik teşvik edilmeli, gençlere kendi işlerini kurmaları için imkânlar sunulmalı.
Bugün yine arkadaşlarımla buluşacağım, onların yüzlerindeki umutsuzluğa bakacağım. Ama bu kez gözlerimizde bir kıvılcım arayacağım. Belki de hep birlikte bu kıvılcımı alevlendirebiliriz. Toplumsal meseleler büyük sorunlar gibi görünebilir, ama unutmayalım ki her büyük değişim küçük bir umutla başlar. Biz gençler olarak bu umudu yeniden bulmak ve hayallerimizi gerçekleştirmek için birlikte çalışmalıyız.
Unutmayalım, bizler geleceğiz. Bizim yüzlerimizdeki umutsuzluğu gidermek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Belki o zaman kayıp nesiller yerine umut dolu bir gelecekten bahsedebiliriz.