KÖŞE BUCAK
Mehmet Salih KÖSE
Eğitim Uzmanı
Yanında gözyaşı döküyor çocuklar, anneler, babalar. Üç harfli başlık. Kin ve kan.. Öldürenlerin çoğu da ölen kadınların ya dostu ya da eşi. Kim dur diyecek bu cinayetlere, kim durduracak kadın ölümlerini? Neden kadınlara karşı bunca nefret? Sokak ortasında tartışmalar, küfürler, taşlar; sonra narin ve zayıf göğse saplanan ya bıçak veya bir kurşun. Haydi söyleyin bana öldürmek çare mi olacak? Dünyayı yıkamak gerek gülle çiçekle.
Düşündüm... Kadın kim? Erkek kim? İkisinin ortak adı: İnsan. Kaç kere öpmüşüzdür narin elini anamızın? Dalga dalga saçlarını öptük kızımızın. Ak yüzüne gülmüşüzdür sevdiğimizin, eşimizin.
Tarihimize, kültürümüze bakarsak kadına saygımız fazla. Hatta yer yer şehirlerdeki anıtlar kadınların adına dikilmiştir. Üzülürüm saldırıya uğramış bir kadın görünce. Kusuru mu var? Suçu mu var? Bırak adalet, hukuk cezasını versin. Senin kadını öldürmeye ne hakkın var?
Aç ve oku geçmişini, geçmişte kadının toplumdaki yerini. Bak ne güzellikler göreceksin. Bazılarını ben burada hatırlatayım istersen. Ama önce Atatürk'ün şu sözünü aktarayım: "Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir." Bu sebeple verdi kadına 2598 sayılı kanunla seçme ve seçilme hakkını.
Açın tarih kitaplarını, okuyun. Türk kadını tarih boyunca toplumda birçok sorumluluk yüklendi. Hele de Anadolu'ya geldikten sonra bu sorumluluklar arttı. Yaşadığımız bu toprağa bu sebeple ‘Anadolu’ denildi. Toprak verendi.
Türk erkeği Orta Asya'dan Avrupa'ya Türk kadını ile yürüdü. Omuz omuza vatan, millet, bağımsızlık için savaştı. Türk Kadını toplumsal hayatta kendine düşen görevi tam ve eksiksiz yaptı. Öğretmen oldu kuş konmaz kervan geçmez köylerde, köşelerde. Fabrikada işçi, tarlada ırgat, vatan hududunda nöbet tutan asker, doktor oldu, hemşire oldu. Üstelik bunları yaparken bu vatan için çocuklar yetiştirdi, büyüttü. Aileye sadık oldu, yuvayı bir arada tuttu. Bu sebeple kültürümüzde ana-baba ve karı-koca terimleri türetildi. Ama en başta olan hep kadındı, anaydı.
Kadın topluma ve aile içine sevgi taşıyan insandır. Ayrıca kırsalda tarımsal üretimin en büyük ağırlığını çeker. Düşünsene bir yörük kadının Toros Dağlarında sırtında bebeği, koyun kuzu keçiler peşinde oba oba gezmesini. Toplum içinde kadın erkek iş birliği ile oluyor ilerleme ve kalkınma. Ayrıca sanatta ve zanaatta çok başarılı kadınlarımız vardır. Aileyi ayakta tutan temel direktir kadınlar.
Kadınlarımızı ne kadar eğitir okutursak, sosyal ve siyasal hayatın her alanında kadına yer verirsek daha hızlı kalkınma ve uygarlık yolunda yürüme hızımız artar.
Kadına şiddet toplumu geri götürür. Ülkemizde eskiden kadın cinayetlerini işleyenler bilgisiz ve görgüsüz erkeklerdi. Ama son yıllarda gördüğüm bu cinayetlere karışan bilgili, okumuş, zengin erkekler de var.
Yakında Cumhuriyet'in 100. yılını kutlayacağız. Cumhuriyet’in 100. yılını kutlarken yakışmıyor bizlere kadınlara karşı gösterdiğimiz şiddet. Ne demişti Yüce Atatürk: “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır ya da bir millet kölelik ve yoksulluğa terk eder.”
Gelin kız çocuklarımızı okutalım. Kadınlarımıza karşı şiddeti ve cinayeti toplumdan silelim. Bu konuda en çok görev öğretmenlere ve din adamlarına düşüyor. Bilhassa kadın öğretmenlere. Dersinizin adı ne olursa olsun mutlaka çocuklarımıza kadın ve erkek eşitliğini bir arada yaşama güzelliğini, aile olmanın özelliklerini örneklerle anlatalım.
Kadına şiddetin olmadığı, kadın cinayetlerinin haber yapılmadığı nice 100 yıllara derken sayfa arkadaşlarımın Cumhuriyetimizin 100. yıllarını şimdiden kutlarım.