Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 12.09.2023 12:23 Güncelleme: 12.09.2023 12:23

SESSİZLİK İÇİNDEN ÇIKAN SESLER

Üç haftadır kendimi sessizliğe adadım. Kentlerden uzaktayım. Yanımda sadece eski bir telefon; sessizliğin resmini çekiyorum. Ara sıra da siz dostlarla paylaşıyorum.


KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

 

Sessizliğin fısıltılarını dinliyorum. Üç haftadır suskunum. Ruhum dingin. Ara sıra yılkı atlarına rastlıyorum dağlarda; oturup seyrediyorum. Dertleşiyorum onlarla. Ben onların dilinden anlıyorum ya onlar beni anlarlar mı? Çimenlerde dolaşan kazların ortak hareketini seyrediyorum. Düşmana karşı toplu hücum toplu müdafaa. Keşke futbolda kaz taktiği uygulasa hocalar, zevki daha güzel olur futbolun.

Derelere, dağlara, ağaçlara bakınca doğanın da bir düzeninin olduğunu görüyorsunuz. Hatta kalbi de olabilir. Kim bilir nasıl da üzülür ağaçtan koparılan bir dal, bir çiçek? Sessiz sessiz mi ağlar otlar? Zaman zaman homurdanan dağların anlatmak istediği nedir insanlığa? Çağlayan derenin akışını kim düzenler? Sorular sorular sessiz düşüncelerimde. 

Kentlerde düşünceler çok çabuk akıp gider. Belki de bunun içindir kurulan müzeler. Güzellikler hatırlanmak ister. Ama doğa öyle değil, verir kendini insan oğluna cömertçe. ‘Anla beni, anla’ diye ama nedense anlamaz insan. Kararır gökyüzü kasvete bürünür. Belki de bu duruş insanlığın vurdum duymazlığınadır. Doğanın kendine özgü bir yaşam ritmi var. Çoğu insan duymaz bu sesi. Aradığı bir demet çiçektir. Koparır dalından çelenk yapar sevdiğinin başına. Ama çiçeğin gövdede ayrılışındaki iniltiyi duymaz. Sessizdir bu inleyiş. Hani bir söz vardır kim söyledi hatırlamıyorum: “Hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.” Çok insanın içinde durur bu tür kabuk bağlamış acı hikayeler.

İnsan içindeki gizi keşfetme için dalar sessiz doğanın içine. Gezdiğin, gördüğün, adına doğa dediğinin de bir dili var. Bu dili çözse insan, işte o zaman hayat bayram olur insanlığa. 

Kentler dedikodunun, hasetliğin, kıskançlığın merkezi. Baksana hala “Filenin Sultanları’nı hazmedemeyen insan beyinleri var. Kadınların başarısına demeçlerine kafa takan erkekler var. Hâlâ futbolda başarı yapacağız diye Avrupa’nın yaşlılarına dökülen paralara söz eden yok. Erkek egemen toplum. Ama doğada düzen böyle değil. Erkek ve dişi yan yana uyumlu, ahenkli ve düzenli bir yaşam çizgisi. Bu düzeni bozan yine insan. Son derece güzel kurgulanmış bir ortama balta vuran, çöp bırakan eller var. Sessiz doğa insan olmaya davet ediyor bozulan insanları.

İnsan olmak gayet basit. Yeter ki doğanın dilini çözelim. Kentleri planlarken doğaya da önem verelim.

Biz insanlar zaman zaman doğaya kulak verip basit ve sade yaşamanın yollarını aramalıyız. Değmez insanı sevgiden yoksun kılıp birbirine düşürmeye. İnsan doğadan ders alıp olgunlaşması gerekir. Hâlâ kadınların kısa zamanda gösterdikleri başarıyı çekemeyenlerin varlığını duyunca doğrusu dehşete düştüm. Sessizlik içindeyim. Dışarıda yağmur çiseliyor. Dağlara doğru yavaş yavaş iniyor sis. Bakıyorum sessizliği bozan başım üzerinden geçen beş bıldırcın kılavuzu. Anladım sonbahar gelmiş. Göçmen kuşlar misafirimiz olacak ama hala şeytanı planlar içinde insanlık. Göçmen kuşları kasetteki sahte kuş sesleriyle avlama peşindeler. Nereye koşuyor insanlık? Sessizliğe mi yoksa gürültüye mi? En değerli olacak gelecekte, sessiz kentler.

Sessiz bir selam gönderiyorum buradan dostlara.