Mehmet Salih KÖSE

Tarih: 19.03.2022 15:04

KAR SOĞUĞU

Facebook Twitter Linked-in

KÖŞE BUCAK

Mehmet Salih KÖSE

Eğitim Uzmanı

 

KAR SOĞUĞU

Bu günlerde kar soğuğu sızıyor düşüncelere. Ukrayna'da savaş bezgini insanlar. Acılar, çırpınmalar. Baktıkça aklıma düşüyor o eski günler. Ninelerimizin, dedelerimizin çektiği çileler. Muhacirlik yılları. Yine Ruslar, yine insanlar üzerine atılan toplar mermiler. Adlarına “emperyalist” deniliyor. Ağızlarından salyalar akıtarak dünyayı ele geçirmeye çıkıyorlar.

Zavallı insanlar, ellerinde beyaz bez parçaları. “Biz insanız; bizi öldürmeyin” diye yalvarıyorlar. Dillerinde, en acı ve hazin ağıt kırıntıları. Bir zamanlar Çavuşlu'da Harşit'te, Terme'de aynı acı türküyü söylüyordu benim de atalarım, insanım.

Ama bakıyorsun dünya kendi düzeninde. Oynuyor delimsi bir müzikle... Papağansı bedenler, uzaktan kumandalı söylem kırıntıları. Patlayan flaşlara demeç veren akbabalar. Kimin umurunda atılan bir füzenin uğultusu?...

Akrep Nalan'ın dilinden dökülmüyor “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım” şarkısı. Savaşta ölenlerin, bilhassa kadınların, çocukların hatırları vuruyor aynalara. Hepsinin de bize kalan sadece tebessüm eden yüzü. Nereye baksak bu aralar kar soğuğu, savaş ateşi. Sadece gözü doymayanlar, dünyayı sömüren emperyaller. Anlatılmaz bir hüzün; soğuk takılı kalıyor belleğimizde.

Dünya yanıyormuş kimin umurunda? Güllerin rengi bile soğuk, soluk; karlar doğuyor yüreğinde. Bir de savaş korkusu. Savaşta çiçekler de güller de ölürmüş. Savaş görüntüleri çıkınca ortaya yavaş yavaş, başlıyor şu geçen yıllar içimde ağlamaya. O akıp giden eski yıllara, şu Ukrayna'da göç eden insan duygusuyla bakılsa duyulmaz ‘domuz lahanası’nın kökündeki acı. İşte böyle korkunç savaşlar alır seni götürür maziye. Sonra vatan sevgisi, özgürlük, bağımsızlık senin gözünde daha çok büyür. Unutma, uyursan, farkında olmazsan dünyada olan bitene onlar kar soğuğu ahtapotlar gibi senin vatanına sarar. Çıkarsın eskisi gibi ‘muhacirlik yolu’na, hem bedenin hem de vicdanın erir.

Kar soğuğu dışarıda, sanki orta çağdan kalmış. Top ve mermi sesleri, modern dünyanın ürettiği kıtalar arası füzeler. (Nasıl medeniyetse, ürettiği her şey insanı ve insanlığı yok etmek için.) Rüzgâr esiyor hem doğudan hem de batıdan. Sert rüzgarlar geliyor kuzeyden. Soğuğun ayazında düşünceli, korku dolu bedenler; siren sesleri sarıyor yeri. Gelecek sığınaklarda. Çocuklar gelecekti, çocuklar aç ve susuz karlı bir bahar sabahında korku ile yollarda. Sömürün dünyayı, çevirin kan ile dönen çarkı. Elleriniz kan ile kirli bunu hiç unutmayın. İnsan diyor ki, nedir bu toprağı yırtan, suyu kirleten, çocukları, kadınları, masumları öldüren?  Kar soğuğu, savaş yerine istesen barış denilen gül sağanağı da var. Yeter ki duy ve iste. Ama bir türlü insan kurtulmuyor o sinsi ve kirli düşünceden. Karanlık adamlar bir hallaç gibi atıyorlar dünyayı düşünmeden. Almak istiyorlar dünyanın nimetini; yer altından, yer üstünden. Onların ki aç gözlülük, vahşi bir tutku, belki de gizli bir plan, paylaşım, bölüşüm.  Öylesine açlar ki... Öylesine planlı yapıyorlar ki ölümü. İnsanlık ölmüş, duygu yok. İnsanlığı yok etmek için sizler üretmediniz mi şu koronayı, esrarı, morfini, eroini?

Şimdi gelelim yerele. Kimin umurunda dünyanın gittiği cehennem. Hep söylediğimiz “en doğru olan benim düşüncem”.  Çok çabuk unutuyoruz geçmişi, geçmiş günleri. Karadeniz insanı da bir zamanlar yaşadı bu göç dramını. Anlatılmalı yerel tarih okullarda. Herkes en pahalı kahveyi yudumlarken, en sevdiği şarkıyı dinlerken, o muhacirlik türküleri kimin umurunda?.. İnsanım diyenin asla ölüm olmaz işi. İnsanın ana işi yaşatmak olmalı.

Akrep Nalan “Karlar düşer” şarkısını söyleyemiyor artık. Yorgun ve mazlum bedenler yürüyor düşünceli Kucağında çok sevdiği köpeği. Biliyor ki o da can. Üste yanıyor mavi gök, mavi yeşil gözler düşünceli. Benim de yıllar önceki ninem gibi. Birileri yazgısıyla oynuyor insanlığın. Savaşın ateşini söndürür mü bu kar soğuğu? Bu da bir umut.

Mart'ın 12'si dışarıda kar yağıyor. Ne Akrep Nalan duyuyor ne de halk kültürü sevdalısı Haydar Kenan Gedikoğlu ne de kendine Allah yoluna, Kur'an yoluna adamış emekli öğretmen akrabam Şükrü Köse (Arapoğlu). Mekanlarınız cennet olsun.

Çaresi vardır kar soğuğunun ama çaresi olmaz savaşın ve ölümün. Baharın güzellikleri gelsin evinize, hep mavi umutlarınız ve sağlıklı günleriniz olsun. Kar soğuğu varsa yakında açacak kır çiçekler de var. Açsın kapınızda, sokağınızda. Hepinize barış ve sevgi dolu uzun yıllar.

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —