Abbas YOLCU

Tarih: 28.07.2020 09:27

FÜSÛN İLE DESTAN

Facebook Twitter Linked-in

FÜSÛN İLE DESTAN

Apti, yazılarını çiziktirdiği kin ve nefret kusmuğu gaste (!) köşesinde uhdesine tevdi edilen misyonu bi hakkın ifâ edebilmek maksadı ile değişik mevzuat üzerine ahkâm kesiyor.

O, bir gün nalına vururken, ertesi gün mıhına da vuruyor. Yani ayaktakımına, gecekondu paryasına, sokaktaki adama, lümpen proletaryaya bir gün gaz verirken, ertesinde bahsi geçenlerin gazını usturuplu bir şekilde alıyor. Onları rahatlatıyor.

Böylece hem yandaşlarını ve yoldaşlarını ve beraber yürüdüğü kimseleri memnun ve mahzûz ediyor, hem de fincancının katırlarını ürkütmemiş oluyor.

İleride bir gün lâzım olur düşüncesi ile adımlarını dikkatli atarak, mayınlara basmamaya azamî derecede dikkat ediyor.

Apti bunu hep yapıyor.

Apti bunu neden hep yapıyor?

Zira o, bir orta doğuludur. Oportünisttir ve şark kurnazıdır.

Orta doğuda reayânın füsuna ve destana ihtiyacı vardır. Kitabın da beyân ettiği gibi, orta doğulu ‘kaz sürüsü’dür, ‘çobansız rahat edemez. Fusûnsuz ve destansız da.

Ayrıca kendisi bir bilge kişi olduğundan, onun idrâk seviyesine bir tanrı kulunun erişebilmesi imkân dahilinde değildir her bir şeyden anlar, yorumlar, isâbet ettirir. Sibernetikten zoolojiye kadar, hattâ virolojiden sansüalizme, mitokondrilerden endoplazmik retikuluma kadar...

O kadar ki bizantinizmin ne olup, ne olmadığından dahi haberdârdır...

Bu arada,

Apti’nin yandaşları ile yoldaşları ellerinden alınmış ve analarının ak sütü kadar helâl olan kaleleri yine ve yeniden birer birer fethe koyulmuş bulunuyorlar. Dolayısı ile artık sıra ümmetin başına bir halife-i rûy-i zemin geçirmeye gelmiştir, düşüncesini yazdığı yazıda serdetmiş bulunuyor, Apti.

Ve diyor ki:

‘... O zaman bırakın dünya Müslümanları kendi halifelerini kendileri seçsinler! Yine “olmaaaz” diyecekler. Dünyada evrensel temsilcisi olmayan tek dini topluluk İslam toplumudur. Ve bu Müslüman ümmetin evrensel temsilciliği olmadığı için bu gün yüz on ülkedeki hilafete bağlı emlak, vakfiyeler, pay-ı mal edilmiştir. Müslümanlar bulundukları ülkelerdeki iktidarın insafına bırakılmışlardır. Bu lanetli bir oyundur…’

‘... Buna karşı çıkanlar müslüman olamazlar ya da müslümanlık nedir onu da bilmiyorlardır. Müslümanlar kendi konfederasyonlarını kurmak isterlerse size ne, kime ne! Müslümanlar sizin şamar oğlanınız mı, siz kimsiniz ve bu yetkiyi kimden alıyorsunuz? Bu cür’et ve cesaretiniz nereden kaynaklanıyor?’

‘... Halife denilen zat, Allah’ı ve İslam’ı temsil etmeyecek. Müslümanların seçimi ile gelecek ve Müslümanları temsil edecek...’

Ancak Apti, böyle bir mübârek halifenin demokratik usullerle mi yoksa ‘baş yücelik kurultayı’ tarafından mı seçileceği hususunda tenvirâtta bulunmuyor. İslâm tarihinde ilk üç halifenin dışında halifelerin baba malı saydığı halife adayına bugünkü dünyada müslüman sayılanların kaçının biat edip, onu halife diye ipleyeceğinin, kaçının kendisini ‘undermy penis, General November’ sayacağının bilgisini vermiyor.

Ayrıca Apti, Şia’nın bu konuda müslüman sayılıp sayılmayacağına temas etmemiş bulunuyor. Ki Şia ‘nın kendine ait imâmet görüşü olduğunu az çok biliyor ve hilafetin ne tür müslümanları kapsayacağını da vuzuha kavuşturmuyor.

Yine Apti’nin verdiği çok değerli bilgilere göre ‘halife denilen zat, Allah’ı ve islâmı temsil etmeyecek.’ O halde eski zaman halifeliği, Apti’nin nazarında ’out’ oluyor.  Değil mi ki eski zamanlarda halifeye ‘zılullah-ı fi’l-arz’  diyorlardı. Bilindiği kadarıyla halifeler, söylemlerini ve eylemlerini Allah’ın hükmüne göre tesbit ve tanzim eyliyorlardı.

O halde Apti’nin hilâfet anlayışı, Apti’nin nazarında ‘in’ oluyor.

Yani halife denilen zat, müslümanları temsil edeceğine göre ’hizb-i müslimîn’ adıyla kurulu bir partinin genel başkanlığını yaparken, deistlerle, ateist ve agnostiklerin ve hattâ anti teistlerin seçimlere katılmalarına müsaade edilecek mi? sorularını behemehâl yeni tabiriyle yanıtlaması (!) bekleniyor.

Ayrıca, sika kaynaklarda haber verildiğine göre:

‘Kadı İyad(z) hazretleri buyuruyor ki: Halifenin Kureyşli olması şartı bütün âlimlerin hükmüdür. Sekife (Sakıfe) günü ensârın hilafet istemelerine karşı hazret-i Ebubekir ve hazret-i Ömer, bu hadisi delil getirdiklerinde hiçbir kimse karşı çıkmamıştır. Âlimler bu mes’elede icma hâsıl olduğunu bildirmiştir.’

Başka sika kaynaklarda ‘hilafetin otuz sene süreceği, sonra saltanata dönüşeceği...’ anlatılıyor.

O halde Apti’nin şu soruya da cevap vermesi umuluyor, kendisinden:

‘Eeee, nitceeez şimdi Apti?’


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —